Çalınan başkan
Bu hafta “ne yazacağım” diye düşünmeyeceğim haftalardan biri. Yılın ilk haftasında dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olaya uyandık. Bir ülkenin devlet başkanı, başka bir ülke tarafından yatağından sürüklenerek kaçırılıp, New York’a yargılanması için götürüldü. Bu cümle bile başlı başına acayip geldi değil mi? Önümüzdeki haftalarda detaylara girip, bugün yazacaklarımı detaylı ele alacağım. Bugün derdim işin vahametini, garipliğini ve dünyanın geldiği noktayı gözler önüne sermek.
Maduro’yu seversiniz sevmezsiniz, seçimlere hile karıştırmıştır veya çalmıştır çırpmıştır ya da yapmamıştır. Mesele bu değil. Mesele bir ülkenin ki dünyanın büyük ülkelerinden birinin devlet başkanını yatak odasından alıp kaçırıyorsunuz. Akla gelen ilk soru basit, adam terk edilmiş sokakta tek başına beklese bile, illa ki biri çıkar “durun” der. Bu adam, başkentte sözde iyi tahkim edilmiş, korumalarla dolu bir binadan bir Amerikan askerinin burnu bile kanamadan kaçırılıyor. İlerde buradan çok soru işareti çıkar, demedi demeyin. İki, bu adamı niye aldınız ve New York’ta ne diye yargılayacaksınız? Uyuşturucu, kartel kurma ve örgüt lideri olma suçlarından.
Peki ABD Başkanı’nın açıklamasında uyuşturucudan ziyade “petrol de petrol” demesi. Yahu bu işleri eskiden demokrasi, insan hakları, özgürlükler adı altında tatlı tatlı yaparlardı. Aleni çökme başladı. “Merak etmeyin, oranın petrolüyle her şeyi ödeyeceğiz” dedi ABD Başkanı. ABD Başkanı dedi, yanlış anlaşılmasın, baya baya dedi. “Amerikan petrol firmaları oraya gidecek, her şey bizim” dedi. Bir daha dinledim, yine dedi. Durmadı, “artık orayı biz yöneteceğiz” dedi. Anlamadım, bir daha bir daha dinledim, vallahi de billahi de dedi. “Biz” dedi, “ben” dedi, “yöneteceğiz” dedi. Diğer ülkelere de “aklınızı başınıza alın” dedi. Muhalefet lideri hanıma “sen beceremezsin, seni saymazlar, bizzat ben yöneteceğim” dedi.
Şimdi kafası karışanlara özetleyeyim. Bir gün, bir sabah, bir ülke başka ülkeye adam yollayıp, kimsenin burnu kanamadan, diğer ülkenin liderini çalmış götürmüş. Uyuşturucudan yargılayacakmış. Ama konu uyuşturucu değil, “petrolmüş”. O ülkenin petrolü de artık o diktatörden özgürleştirilen halkın değil, lideri kaçıran ülkenin olacakmış. Bir de o ülkeyi artık diğer ülke yönetecekmiş. İçine sinene kadar. Bir de dünyada o iki ülke dışında birçok ülke var ya, onların da hiçbirinden ses seda yok, fıkra bu kadar.
Gazze, Ukrayna bir de bu ve daha neler neler. Dünyanın Birleşmiş Milletler sistemi resmen bitmiştir, uluslararası hukuk tamamen konuşmaya yer vermeyecek duruma gelmiştir. Tarih tekrar “güçlüysen her şey mübah ve haklı sensin” sistemine dönmüştür. Bunun sonu “Yeni Dünya Düzeni”. Tarih boyu adalet ve sistem nerede kopar, “Yeni Dünya Düzeni” doğar. Bu yeni döneme artık hoş geldiniz. Biten sistem resmileşti. İzleyeceğimiz, doğacak yeni düzenin filizleri.