9 °C
Uğur CİVELEK
Uğur CİVELEK ARKA PLAN dunyaweb@dunya.com

Çaresizliklerden türemiş hayaller ve gerçekler!

Faiz oranları konusundaki memnuniyetsizlik, ekonomi gündemimizden düşmüyor ve görünür gelecekte durumun değişmesi de pek mümkün görünmüyor. Benimsenmiş ekonomik işleyişte faizlerin bir sonuç olduğunu ve bunu yapay bir şekilde değiştirmeye çalışmanın faydasından daha büyük yan tesirler üreteceği tehlikesini reddeden bir süreç yaşıyoruz. Ham hayaller ile gerçekleri karıştırmanın, olası sonuçları zorla hizaya getirme denemelerinin pek konuşulmasa da tahmin edilebilen sonuçları ile tanışmaya koşuyoruz.

Faizlerin bir şekilde düşürülmesi, bazı kesimleri çok heyecanlandırabilir. Kolay kazanç peşinde koşma eğiliminin aboneleri, göz boyayarak seçmen desteğini artırma hazırlığı içinde olan siyasiler, borçlanma maliyetinin düşmesi sayesinde kötüye gidişin durabileceğini umanlar, kaynak sıkıntısı ile bunalanlar, hayallerini gerçekleştirmek için böylesi bir olasılığın yolunu gözleyenler gibi pek çok kesim yeni arayışlara girer. Menkul veya gayrimenkul şeklindeki varlıklarını elden çıkarmayı başaramayanlar, bilançolarındaki yıpranmayı kolay yoldan azaltmak için fırsat kollayanlar, gereken pazarlamanın yapılması için lobiciliği üstlenir. Fırsatlar ile tehlikenin birbirine karıştığı böylesi dönemler, geniş kesimler açısından hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı yeni dönemlerin başlangıcı anlamına gelebilir!

Eğilimlerin sürdürülebilir ve politikaların geleneksel olmadığı koşullardaki finansal eğilimler, genelde kalıcı değildir ve orta vadede sorunları ağırlaştıran yapıdadır. Zira geniş kesimler ile sistemi oluşturan kurumsal yapının çıkarlarının çatışıyor olması, içine düşülen çaresizliğin sebebidir; ortaya çıkacak uç sonuçların hepsi, ya gelir dağılımını bozduğu ya da sistemi oluşturan kurumsal yapıyı batık hale getirdiği için ekonomi kırılganlaşır. Bu tür dönemlerde, durumun farkında olanlar, olamayanları avlar ve sorunlar ağırlaşır.

Faiz düşürmenin ‘olumlu şok’ şeklindeki doping etkisini kullanarak amacına ulaşmaya çalışanlar, genelde oldukları gibi görünmezler! Ekonomik koşulları, faizdeki düşüşün sorunlar ve kırılganlık üzerindeki orta vadeli sonuçlarını düşünmezler. Çoğunluğun bilgi eksikliği ve duygusallığını, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya şartlanırlar! Enflasyon beklentilerine ilişkin tartışmalar veya buna ilişkin dogmatik gündemler ile gerçeklerin üzerini örtmek konusunda seferber olurlar! Çoğunluğun çaresizliği, sistemli bir biçimde suistimal edilir.

2020 yılının ilk yarısında yaşanacak enflasyon oranının, bir yıl öncesindekinin altında kalacağını iddia etmek zorunda kalırlar! Yüzde 5,01 seviyesinin altında olabilir ve yıllık oran gerileyebilir mi diye detaya indiğinizde biraz kekeleyerek inanmasalar da gözünüzün içine baka baka evet demekten kaçınamazlar!

Faizleri düşürerek tasarruf açığı sorununu büyütmenin ciddi istikrarsızlıkları tetikleme olasılığını sorsanız, kaçamak yanıtlar ile geçiştirme telaşına düşerler! Büyüyen tasarruf açığının para politikasının gevşetilmesi yolu ile dengelenmesinin döviz kurları üzerindeki etkisini ve üreteceği maliyet kökenli enflasyon baskılarını hatırlatsanız, yine benzer geçiştirmelere tanık olursunuz. Hayal pazarlayarak avlanmaya çalışanlar, gerçekleri ve bunları gündemde tutmaya çalışanları sevmez, oldukları gibi görünmeye cesaret edemezler!

Daha net bir şekilde özetlemeye çalışalım! Son altı ay geneline yayılmış para politikası hamlelerinin ve faiz değişikliklerinin, kısa vadeli finansal eğilimler ile orta vadeli ekonomik eğilimler üzerindeki etkisi farklıdır. Kısa vadede finansal iyimserlik şokları ile bir şeyler düzeliyor algısı ile insanları şoklayarak aldatabilirsiniz. Ne kadar çok kişi aldatılır ise, orta vadede sorunlar daha çok ağırlaşır, gelir dağılımındaki bozulma istikrarsızlıkları tetikleyecek seviyeleri zorlar ve sistemik çöküşün altyapısı tamamlanmış olur!

Durumun farkında olanlar, kendi nam ve hesaplarına olan riskleri azaltmaya odaklanırlar! Buna olanak tanıyacak fırsatların yaratılabilmesi için genelde kamu kaynakları kullanılır! Kalıcı çözümü öncelikle gözeten anlayış ise, işe gerçekleri kabullenerek ve bu gerçeklerle kalıcı çözüm yollarını geniş kitleler ile paylaşmayı ön şart olarak görür; kıt kaynakları tüketerek daha ağır bedeller ödenmesine fırsat verecek aldatmalara geçit vermez! Gelir dağılımını bozarak, yapısal sorunları çözemez ve sistemik kırılganlığın yeni rekorlara koşmasını önleyemezsiniz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap