Cari açığı 200 milyon $ azaltmak

Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ rustu.bozkurt@dunya.com

Bir gazetede düşüncelerini yazıyla paylaşan “yazı insanı” kendine her söyleneni olduğu gibi yansıtabilir; bu bir yazma tercihidir. Benim bakış açım daha farklıdır: “Gerçek dostu olanların aynalara ihtiyacı yoktur” ilkesine inandığım için, gözlemcisi olduğum işlerin olumlu yönleri kadar, gelişmenin engeli olan olumsuzlukları da paylaşmak isterim.

Bugüne kadar gezdiğim, hikâyesini anlattığım iş yeri ve iş insanının sayısını çoktan unuttum. Son günlerde gelişme potansiyeli gördüğüm, kendiliğinden çeşitliliğini yaratan, o nedenle de gelecek için dayanıklı olduğunu düşündüğüm “Sakarya makine üretimi kümelenmesi” konusunda bildiklerimi paylaşıyorum. Her yazıda da, anlattıklarımda eksik gördüklerinizi tamamlayın, yanlışım varsa düzeltin diye çağrıda bulunuyorum.

Hilkar’da ne yapılıyor?

Bugün size Sakarya’da sessiz sedasız önemli bir işi sürdüren Hilmi Çorapsız’ın Hilkar tesislerinde ne yapıldığını anlatmak istiyorum.

Hilkar tesislerinin hayat bulması 1985’e kadar gidiyor: Elektrik dağılımında yüksek gerilim cihazlarının tasarımını, üretimini yapan ve test hizmetleri sunan bir kuruluşumuzun hikâyesi anlatacaklarım.

Önce bir hususu bilelim: Hilkar tesislerinde yapılan ölçümler uluslararası akreditasyona sahip. Tesiste yapılan bütün test ve ölçümlerin sonuçları dünyanın her yerinde geçerli.

Hilmi Çorapsız işine aşık bir mühendis. ”Uluslararası hizmet sunan bir kuruluş haline geldik” dediğinde gözlerindeki parıltısı muhataplarını da etkiliyor.

Yaptığı bir hesaplama dikkatimi çekiyor: “Türkiye bizim yaptığımız ölçüm ve testler için her yıl 200 milyon dolar bedel ödüyor. Eğer siyasi irade, bürokrasi ve bizler gibi iş insanları işbirliği yapabilsek, dışarıya ödemeyi en düşük düzeye indiririz… Benim hesaplarıma göre 15 milyon doları aşmaz döviz harcamalarımız”.

Cari açığı 200 milyon dolar azaltmayı küçümseyenler olabilir… Bütün ırmakların küçük kaynakların birleşmesinden oluştuğunu unutanlardır onlar… Küçük binlerce adımın sesi bir büyük kalkınmanın gücünü oluşturabilir; bunun bilincinde olmalıyız.

Türkiye‘nin ihtiyacının büyük bir bölümünü yurt içinde karşılayabilmek için ne kadarlık bir yatırım gerektiğini soruyorum: Hilmi Çorapsız, kesin bir fizibilite elinde olmamasına rağmen, ülkemizin bugünkü koşullarında erişilemez bir kaynak gerekmediğini belirtiyor.

Yetişkin insan sorunu

Neden bir araya gelip, damlaya damlaya koca bir denize dönüşen döviz bağımlılığımızı azaltan küçük adımları yeterince atamadığımızı düşünüyorum. Bir yerde bir eksiklik var… Bir yerde bir yanlış yaptığımız muhakkak. Neden örgütlenip bu işlerde toplumsallaşmış gücün etkisini gösteremiyoruz?

Ülkemizin her yerinde olduğu gibi Sakarya’da değişik makine üreten yatırımcıların bir numaralı sorunu yetişkin insana erişebilme ve elde tutabilme…

İş insanların ortaya koydukları gerçekliği dinleyince neden bir araya gelerek etkili iş yapamadığımız konusu zihnimi daha derinliğine rahatsız ediyor…

Hilkar’ın Güney Kore’de ve Şili’de bir “home ofisi” var. Almanya’da Nuremberg’de de bir şirketi var… Hilkar 140’ın üzerinde ülkeye hizmet sunuyor.

Yıllardır çok yazdım, ama kimseye sesimi iletemedim… Un ve yem tesisleri yapma konusunda Çorum’da, Konya’da Gaziantep’de, Eskişehir’de ve Bandırma’daki tesisleri iyi örgütleyebilsek, fiyat rekabeti yerine kalite rekabetini daha da arttırsak ülkemiz bir marka haline gelmek için bütün altyapıya hazır… Aynı konu Hilkar gibi firmalar için de geçerli…

İşbirliği çağımızın sırrıdır

Bıktırsa da, usanılsa da bildiğim gerçekliği tekrar etmeye devam edeceğim: Geri kalmışlık ve yoksullaşma bir akıl sorunudur. Gelişmişlik, önümüze çıkar fırsatları en üst düzeyde kapitalize etme becerisidir. Tek başımıza ölçek ekonomisinin küresel erişebilirliği ile küçük ve orta ölçek yapının esneklik ve hızını birleştiren gücü yaratamayız.

‘Büyük gücü’ iç koşulların yarattığını asla unutmamalıyız. İç dinamikleri etkin işlemeyen bir toplumu ilerletmek mümkün değil. Ülkemiz insanının büyük bir özveriyle yaklaşık yarım yüzyıldır sağladığı birikimi küçümsemeden en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Bunun için siyasi irade, bürokrasi, iş insanları, iş insanları mesleki örgütlerinin yöneticileri, iletişim ve etkileşimde katkısı olan medyanın çeşitli kanallarındaki insanların ortak sorumlulukları var.

Sakarya’daki makine kümelenmesinin fırsat ve tehlikelerini iyi analiz etmeliyiz. Bunun için ciddi envanterlere, ihtiyacı belirlemek için büyük ve küçük veriye, iyi kurgulanmış zihni modellere, analitik yetkinliği gelişmiş insanlara, öngörme-önlem alma disiplinine sahip karar vericilere, zengin proje stokuna, etkili planlara, projelere, geribildirimlere ve kendimizi sürekli yeniden üretmeye ihtiyacımız var…

Sık sık dile getirdiğimiz “bin yılın fırsatının” kanıtlarından biri Sakarya’daki makine kümelenmesi. Bu kümede yer alan tesislerin kapasite ve teknik imkanları hakkında ayrıntı bilgisini ülke ve dünya ölçeğinde ihtiyacı olanların ilgisine ve bilgisine sunmak bir “milli mesele”dir. Ülkenin gerçek bekası sözde değil üretimin içindedir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar