Cari açık var, finansman yok, döviz niye artmasın

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Cari açık veriyor, ancak finansman bulamıyor ve Merkez Bankası rezervini kullanıyoruz. İlk sekiz ayda Merkez Bankası rezervinden 39 milyar dolar kullanım gerçekleşti.

✔ Yeni ekonomi programında bu yılın tümü için tahmin edilen cari açık ilk sekiz ayda aşıldı. Tahminin tutması, son dört ayda 2.1 milyar dolar fazla verilmesiyle mümkün.

Kurgu muydu, bilmiyorum. Ama eğer öyleyse bu rolü üstlenen vatandaşta müthiş bir oyunculuk yeteneği var demektir. Mikrofon uzatılan ve dolardaki artış konusundaki yorumu sorulan vatandaş gayet ciddi bir şekilde şöyle diyordu:

“Amerika doların fiyatını ister 10 liraya çıkarsın, ister 20 liraya, biz almadıktan sonra o dolarlar Amerika’nın elinde kalır, mecburen fiyatını düşürür...”

Şapka çıkardım bu yoruma; müthişti, müthiş!

Dolar yorumunda adeta çağ atlamış olduk böylece.

Dolardaki artışın Türkiye ekonomisine etkisi olmayacağını söyleyenleri çok duymuştuk da “fiyatını artırdığı takdirde o dolarların Amerika’nın elinde kalacağını, satamayacağını” hiç duymamıştık doğrusu.

Ekonomide zihinsel devrim ve çağ atlamak böyle bir şey olsa gerek!

Şu Amerika yok mu, bize pahalı dolar satmaya devam ediyor! İyi de niye biz bu pahalı doları alıyoruz ki!

Neden sonuç ilişkisini kuramadık

Ekonomide neyin neden, neyin sonuç olduğuna bir türlü karar veremedik. Böyle olunca da hemen her kademede bu kavram karmaşasını yaşıyoruz.

Dövizin fiyatı niye artıyor, soru bu. Vatandaşa göre Amerika fiyat artırıyor, nokta. Ne kadar yalın, ne kadar sade bir düşünce!

Bunu söyleyen vatandaşa “Doların fiyatının artması demek, TL’nin fiyatının düşmesi demektir” diye izahata girişmenin alemi herhalde yok. Çünkü bu kişi “dövizin değerinin” aslında “TL’nin değeri” olduğunu kavrayamamış ki...

Döviz niye artıyor?

Sokağın yaklaşımından ekonominin gerçeklerine dönelim...

Merkez Bankası dün ağustos ayının ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Ağustosta 4.6 milyar dolar cari açık vermişiz. Bu açığı bir şekilde kapatmak gerekiyor ama finansman yok ki; üstelik brüt finans hesabından 117 milyon dolar çıkış olmuş. Başvurulacak kaynak belli; Merkez Bankası. Ağustosta Merkez Bankası rezervinden 7.6 milyar dolar kullanım gerçekleşmiş.

Merkez Bankası rezervinden kullanım, ilk sekiz ayda 39 milyar doları bulmuş.

Son dört ay cari fazla vereceğiz!

Biz söylemiyoruz; yeni ekonomi programına göre böyle olması gerekiyor.

İki hafta önce açıklanan 2021-2023 dönemi yeni ekonomi programına göre bu yılın tümünde beklenen cari açık 24.4 milyar dolar. Sekiz ayda 26.5 milyar dolar açık verdiğimize göre, YEP’teki tahminde kalabilmek için son dört ayda 2.1 milyar dolar cari fazla elde etmemiz gerekiyor.

Olur mu, nereden bilelim!

İşsizlikte harikalar yaratıyoruz!

Eğer TÜİK’in işgücü istatistiklerine bakarsanız pandemi sürecinin Türkiye’ye yaradığını ve işsizlik sorununun hafiflediğini pekala söyleyebilirsiniz. Öyle ki, ekonominin yüzde 9.9 daraldığı ikinci çeyrekte bile işsizlik öyle tırmanıp gitmedi, hatta tam tersine nisan ayında geçen yılın altında kaldı.

Tekrar tekrar detayına inmenin gereği yok. Özet olarak şunları söylemekle yetinelim:

- TÜİK’in işgücü istatistiklerini oluşturmada kullandığı yöntem gerçek durumu yansıtmaktan çok uzak.

- Pandemi yüzünden aslında işsiz olan ama işsiz sayılmayan milyonlarca kişi var; onlar mevcut yönteme göre kapsanmadığı için işsizlik gerçek düzeyinde görünmüyor.

- Geçen yılın son aylarından beri işgücüne katılanların sayısı düşüyor. Ekonomide böylesine sıkıntı yaşanan bir dönemde insanlar işgücüne katılır, yani çalışmak mı ister, yoksa işgücü piyasasından çıkmayı mı tercih eder?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Malumun ilamı 20 Kasım 2020
Geldi çattı 19 Kasım! 19 Kasım 2020