19 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Çelebi strateji dediğin bizde böyle olur



Geçen hafta düşünüp taşınıp kahvehane stratejimizi: "Buluşulacak, oturup konuşulacak ve çalışılacak bir kahvehanede yer kiralama hizmetini kimseden almayan 25+ yaşlarında gençleri, genç profesyonelleri, iş adamlarını ve bürokratları bu hizmeti almaya ikna etmek için miktarı, kalitesi, zamanı, maliyeti ve sipariş servisleri buna uygun bir hizmet sunmak" şeklinde tanımlamıştık.  
Kaldığımız yerden devam edelim. Stratejiyi böyle miktar, kalite falan gibi yuvarlak laflarla bırakırsak olmaz. Bu haliyle bırakırsak stratejimiz eleştirdiğimiz duvar süslerinden biri olur.  Bu beş konuyu (miktar, kalite, zaman, maliyet ve sipariş) on-dokuz alt başlığa bakarak, ki bunlara 'işler' diyorduk,  spesifik olarak açmamız lazım. Bunu yapabilmek için de 'kritik iş' kavramını iyi anlamalıyız.
Kritik iş önemli iş demek değildir. Eğer bir iş iyi idare edilemediği takdirde stratejiyi başarısızlığa uğratacaksa o işe kritik denir. Hani mayonezde yağ ve zeytini karıştırmak gibi. Her şeyi doğru yapsanız bile karıştırmada hata yaparsanız mayonez tutmaz.  Bu on dokuz işin hepsi önemlidir ve onun için dikkatle planlanmaları gerekir ama hepsi her strateji için aynı oranda kritik olamazlar. Eğer hepsi kritik gözüküyorsa bu stratejinin, eskilerin tabiriyle muğlak olduğuna, yani açık yazılmadığına işaret eder. İyi tasarlanmış stratejiler kritik işlerin seçimine olanak sağlayan stratejilerdir. Kritik işlerin seçimi stratejiyi somutlaştıracağı için strateji tasarımının en önemli aşamalarından biridir.
Şimdi şu kritik iş seçimine bir bakalım. Miktar konusundaki kararlarımız dört alt başlıktan gelecek.  Bu işler şöyle: Hizmeti üreteceğimiz tesislerin tasarımı ve yerleştirmesi, hizmet üretimi hattının yapılması, hizmet üretim tesislerinin yerinin seçimi ve değerlendirilmesi, üretim alet ve gereçleri. Kalite konusundaki kararlarımız üç konuda: Kalite standartlarının geliştirmesi, kalite kontrol prosedürlerini geliştirmesi ve müşteri hizmet bölümlerinin tasarlanması. Maliyet kararları dört işi ilgilendiriyor: Üretim hattının dengelenmesi, üretim hattının tamir bakım sistemlerinin tasarlanması, üretim yöntemlerinin iyileştirilmesinin sağlanması ve maliyet düşürme programlarının tesisi. Zaman kararlarımızın dört işi var: Envanter ihtiyaçlarının belirlenmesi, malzemelerin elleçlenmesi (materials handling), tedarik ve stok tutma. Nihayet, sipariş kararlarımızın işleri de şöyle: Üretim maliyetlerinin tahmini, sipariş üretimi için iş emirlerini tasarlama, üretimi programlama ve üretimi ulaştırma.
Stratejimizi duvar süsü olmaktan çıkarmak için öncelikle bu işlere bakıp önce bunlardan hangisinin başarısının stratejimizin uygulanması için şart olduğuna karar vermemiz gerekiyor. "Yok artık! Hoca sen de çok istiyorsun" diyorsanız demeyin. Ben size "duvar süsü olmayan strateji nasıl tasarlanır onu anlatacağım" dedim. "İşin kolayını anlatırım" demedim. Ben bu işin kolayını bilmiyorum. Ama bildiğini ileri sürenleri biliyorum.
Neyse biz işimize bakalım ve gelelim kritik iş seçimine. Bu işi gerçekten anlamak isteyen okurlarım şu on-dokuz işi alt alta bir dizsinler ve 'bunlardan hangisinde başarısız olursak stratejimiz amacına ulaşmaz' diye bir düşünsünler. Sonra da stratejinin başarısı için en kritik olandan en az kritik olana doğru bir sıralasınlar. İşin anahtarı da bu egzersizde. Bunu yaparlarsa strateji ne demektir anlayacaklardır. Bunu okurlarımdan istememin nedeni hocalıktan gelen ödev verme alışkanlığı değil. Bu işi ben yaptım ama yazmaya kalkarsam haftalarca yazmam gerekir. Onun için örnek vererek bu konuyu kapatacağım.
Dört alt başlığı alalım: Miktar alt başlıklarından a) hizmeti üreteceğimiz tesislerin tasarımı ve yerleştirmesi,  b) hizmet üretim tesislerinin yerinin seçimi ve değerlendirilmesi; maliyet alt başlıklarından c)üretim yöntemlerinin iyileştirilmesinin sağlanması ve sipariş alt başlıklarından d) sipariş üretimi için iş emirlerinin tasarlanması.  
Bu üç iş stratejimizin başarısı yani 'buluşulacak, oturup konuşulacak ve çalışılacak bir kahvehanede yer kiralama hizmetini kimseden almayan 25+ yaşlarında gençler, genç profesyoneller, iş adamları ve bürokratların bu hizmeti almaya ikna edilmesi' için aynı kritiklikte mi?  Değil. Bir kere hizmeti üreteceğimiz tesislerin tasarımı (yani a) ve tesisin yeri (yani b) çok kritik. Maliyet çok umurumuz olmadığı için (c) o kadar kritik değil. Hizmeti almaya gelen müşterinin siparişini nasıl yerine getireceğiz (yani d) o da çok kritik değil. Normal bir üretim süreci (yani kahve siparişini almak, pişirmek gibi) yeter. Demek ki bu dört işi en kritik olan a ve b sonra d en son olarak da c şeklinde sıralayabiliriz. Gördüğünüz gibi bu egzersiz o kadar da zor değil ama on dokuz konuda bu tür bir analiz vakit ister. Umarım konuya ilgi duyan okurlarım bir boş vakitlerinde bu çabayı gösteririler.
Yerden tasarruf için ve hepsinin önemli olduğunu ama stratejimiz için hepsinin 'kritik' olmadığını aklımızda tutarak diyelim ki bu on dokuz iş arasında hizmeti üreteceğimiz tesislerin tasarımı (a) ve tesisin yeri (b) işlerini 'kritik' olarak seçtik. Şimdi stratejimizi daha açık yazabiliriz.
'Buluşulacak, oturup konuşulacak ve çalışılacak bir kahvehanede yer kiralama hizmetini kimseden almayan 25+ yaşlarında gençleri, genç profesyonelleri, iş adamları ve bürokratları hizmeti üreteceğimiz tesislerin tasarımı ve yerleştirmesi ve hizmet üretim tesislerinin yerinin seçimi ve değerlendirilmesi yoluyla bu hizmeti almaya ikna etmek.'
Gördüğünüz gibi saatlerle düşündük, haftalarca yazdık ama stratejimiz bir paragrafı geçmedi. Kiminle konuşacağımızı biliyoruz: 25+ yaşlarında gençler, genç profesyoneller, iş adamları ve bürokratlar. Ne diyeceğimizi de biliyoruz: buluşulacak, oturup konuşulacak ve çalışılacak yer arıyorsunuz; bu amaçla tasarladığımız size yakın merkezi yerlerdeki tesislerimizde hem kahvenizi için hem de buluşun, oturup konuşun ve çalışın.
"Ne iş? Yani hepsi bu mudur?" diye soranlar varsa, hayır değildir. Daha işimiz var.
Sağlıcakla kalın.
1 Bu alt başlıkların listesi için bakınız FARKLILIK YARATMAK: BESTE, MAKAM, USUL VE DARB, Dünya Gazetesi, 28 Mart 2012.