Çıkış yolu mesleki ve teknik eğitimden geçiyor

Sami ALTINKAYA
Sami ALTINKAYA GEZDİM, GÖRDÜM, YAZDIM

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ile mesleki ve teknik eğitimde dönüşümün nasıl sağlanacağıyla ilgili sohbet ediyoruz.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren ekonomik gelişme ve kalkınma için sanayileşme ilk hedef olarak belirlendiğine dikkat çeken Özdebir, mesleki ve teknik eğitimin ülkelerin kalkınma ve gelişmesiyle yakın ilişkisi nedeniyle hem hükümetlerin, hem de iş dünyasının odak noktası olduğunu söylüyor. Bu bilinçle birçok projeyi de hayata geçirdiklerini belirten Özdebir, Milli Eğitim Bakanlığı ile sürekli işbirliği içinde olduklarını vurguluyor.

Nurettin Özdebir “Bugün itibariyle, mesleki ve teknik eğitim (MTE) bir yol ayrımındadır. MTE’de kazandırılan geleneksel bilgi ve beceriler, yeni dönemin talep ettiği bilgi ve becerileri karşılamakta zorlandığı için MTE daha çok sorgulanır hale gelmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitimde Vizyon 2023 yol haritası ile belirlenen yedi başlıkta, 4. Sanayi Devrimi ve dijital dönüşümün gereklerini gözeten, ülkenin sosyoekonomik yapısını gözeten ve gelecek tasavvuru olan, mevcut sorunların çözümünde geçmiş deneyimleri hesaba katan bir dönüşümü sağlayacak dinamik bir MTE yapısının inşasını hedeflemiştir.

Bu hedeflerden biri olan Eğitim-İstihdam-Üretim ilişkisinde, geçmiş deneyimlerden faydalanılması ve aynı hataların tekrarlanmaması gerekmektedir. Mesleki teknik eğitim konusunda toplumsal algının düzeltilmesi için tabela uygulamalara ümit bağlanmamalıdır. Geçmişte birçok defa okul isimleri, alan ve bölüm adları yenilendi. Örneğin; Ağaç işleri bölümünün ismi mobilya iç mimari, giyim bölümü moda tasarımı oldu. Okulların ismi değiştirildi. Ancak öğrenci akışı ve toplumsal algıda manidar bir gelişme görülmedi.

MTE’de günümüze kadar yapılan eleştiriler; mevcut sorunların esas müsebbibinin eğitim sistemi olduğu eksenine oturtulmuştur. Diğer bir ifade ile istihdam talepleri ile uyuşmayan müfredat, okul araç gereç donanım eksikliği, öğretmenlerin iş piyasası deneyimi olmaması, yetersiz rehberlik ya da bu eğitime dahil olmuş öğrencilerin düşük akademik becerileri, yaklaşımı sınırlı tutmuş ve bütünsel bir yaklaşım içermeyen çözüm önerileri de şimdiye kadar netice vermemiştir” diyor.

İstihdam odaklı eğitim

Bugüne geldiğimizde ise bakanlığın MTE’e sistem bütünlüğü içerisinde bakan ve çözüm önerilerini yapısal bir yaklaşımla geliştiren, yüksek öğretim, istihdam ve eğitimde yük alma anlamında sektör katılımı, çalışma hayatında yasal düzenlemeler içeren, yaşayan bir MTE ekosistemi inşaası anlayışının hakim olduğunu belirten Özdebir “MTE’den sorumlu Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Özer’in MTE sorunlarını geçmişte hiç olmadığı şekilde, nerdeyse her ay sorunların ana başlıklarını bilimsel bir makale konusu olarak ele alması, tüm paydaşların geçmişte yapmış olduğu çalışmaları derinlemesine analiz etmesi, ulusal yazılı ve görsel medyada gündeme getirmesi ve bütün konuları sistem bütünlüğü içerisinde, yapısal çözümler içerecek şekilde bir kitap formatında kamuoyunda gündem yapması, döşümün en önemli işaret fişeği olduğunu söylüyor.

Özdebir, “Çeşitli ülkelerde mesleki eğitime devam eden ortalama öğrenci sayıları, ülkelerin mesleki ve teknik eğitime yöneltme yaşları ya da kendi ülkelerine uygun mesleki eğitime istihdam veya eğitim odaklı yaklaşım önerileri, MTE’nin yükseköğretimle olan bağları, her ülke için ayrı bir arka plan içeriyor. Buna rağmen ülkeler arası ortalama standart bir değermiş gibi referans alınması en büyük yanılgılardan biri olmuştur. Ülkemizde yapılan MTE planlamalarında en kolay yol olan uluslararası ortalamalar anlamsız bir şekilde referans değer olarak kabul edilmiştir. Halbuki, MTE öğretime giden öğrenci sayıları, zorunlu ilk öğretime devam eden öğrenci sayısı yüzdesi gibi ele alınması doğru olmayacaktır. Bu konuda zorunlu ilk öğretimde olduğu gibi tüm ülkeleri karşılaştırma imkanı sağlayacak yüzdeli bir tablo yapmak mümkün değildir. Bakan yardımcımızın işaret ettiği ve ülkemizde OECD ortalaması veya sanayisi gelişmiş ülke ortalamaları diye, orta öğretimde nüfusun %65’nin MTE göreceği verisinin temelsiz olarak Kalkınma Planlarına ve Hükümet Programları’na girmesi ve MTE’de başarı performans kriteri olarak değerlendirilmesi çok çarpıcı bir örnektir” diye ekliyor.

Mesleki ve teknik eğitimin, istihdam ve eğitim odaklı olmanın kararını verilmesinin ve bunun için karma bir yapısal dönüşümün; Türkiye mesleki eğitim haritaları ile desteklenmesinin önemine değinen Özdebir, İl İstihdam Kurulları’nın işleyiş ve yapısının da gözden geçirilmesi, her yıl periyodik olarak güncelledikleri veriye dayalı ayrıntılı meslek haritalarını hazırlamaları ve bu konuda sektörle yakın çalışılmasının önemini vurguluyor.

TEOG sistemi ile puana dayalı olarak genel ortaöğretime yerleşemeyen öğrencilerin zorunlu olarak mesleki eğitim statüsündeki okullara yerleştirilmesi uygulaması doğrudan hedef almamasına rağmen MTE’i, hiçbir yere yerleşemeyen akademik olarak düşük başarı düzeyindeki öğrencilerin zorunlu olarak gittiği okul türü durumunu pekiştirdiğini belirten Özdebir, yeni yol haritasında dönüşümü zorlayan bir diğer unsur olacağını sözlerine ekledi.

OSB’lerdeki okullar da devlet okulu olarak görülmeli

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, “Yeni modelde, sektör olarak beklentimiz nitelikli personel ihtiyacımızın üretimde kesinti ve kayıplara neden olmadan zamanında karşılanmasıdır. Bu konuda meslek odası olarak elimizden geleni yaptık yapmaya da devam edeceğiz. Halen ASO 1. OSB’de bina, ekipman ve işletme olarak kendi kaynaklarımızla kurduğumuz, kâr amacı gütmeyen ve MTE de yük paylaşan, ASO Teknik Koleji, SİMEP, ASOSEM ve benzeri kurumlar; teşvik, projelerden yararlanma anlamında devlet okulları gibi görülmeli ve diğer meslek oda/kuruluşları, OSB’ler tarafından kurulacak benzer oluşumlarca yaygınlaştırılması desteklenmelidir. Kamu dışı mesleki teknik eğitim kurumlarının %5-6 civarında olan payını, %50’lere kadar çıkaracak düzenlemeler yapılması faydalı olacaktır.

Yeni dönemde kurulan Aselsan, İTÜ Mesleki Teknik hibrid okulları, pandemi döneminde yapılan üretimler, okullarda kalite çalışması, patent üretme, ar-ge çalışmaları gibi topluma mesaj veren çabalar, MTE sosyal statüsü açısından olumlu rol model uygulamalar olmuştur” diyor.

Özdebir, mesleki ve teknik eğitim için 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda Ankara Sanayi Odası olarak önerilerini şöyle sıralıyor.

⁃ Mesleki ve teknik eğitimde alanda çalışmak ve kalıcı olmak kaliteli üretim, mesleki yetkinlik için hayati önemdedir. Kalifiye uzman elaman olmak meslekte belli bir kıdemle mümkün olmaktadır. Mesleki eğitimde alanda çalışmayı teşvik etmek, uzmanlaşmayı sağlamak için meslekte belli süre kalanların önünün açık olması ve mesleğinde ilerleyebilmesinin sağlanması gerekmektedir.

⁃ Bu nedenle meslekte belli süre çalışan meslek elamanlarının zamanla teknisyen, tekniker ve dar alan mühendisliğine kadar kariyer yolu açık olmalıdır. Örneğin kaynakçılıkta 10 yıl çalışan çok üst düzey bir usta veya tekniker, kendi yaptığı kaynağın olurunu, yeni mezun ve genel olarak makine mühendisi unvanlı, her konuda yetkili mühendise imzalatmak zorundadır. Halbuki, çeşitli üniversitelerimiz, mesela ODTÜ, kaynak mühendisliği adında programlar açmakta ve kaynak mühendisliği diploması düzenlemektedir. Bu uygulamaların yaygınlaşması için çıkarılacak bir yönetmelikle, esasları belli olacak bir düzenleme ile alanında çalışanların mesleğinde en tepe noktaya kadar kariyer yolu açık tutulmalıdır. Bu uygulama ile mühendis olarak mezun olacakların hak kaybı veya belli hakların elden alınması amaçlanmamaktadır, burada ihtiyaçtan doğan, işleyen bir aktif çalışma hayatının kurulması, mesleki teknik eğitime öğrenci akışı sağlanması beklenmektedir.

⁃ Eğitim aldığı meslek alanında istihdamı olan mesleki ve teknik ortaöğretim mezunlarına yönelik farklı ücret uygulamalarının hayata geçirilmesini önermekteyiz. Bu konuda, Milli Eğitim Bakanlığımızın ’’mesleki ve teknik eğitim gördüğü alanda istihdam edilen mesleki ve teknik orta öğretim mezunu çalışanlarının halen kendilerinin karşıladığı SGK çalışan paylarının üç yıllık süreyle ilgili fonlardan karşılanması konusunda bir çalışma yaptığını ve bakan yardımcımızın bu konuda paydaşlarla yaptığı yoğun çalışmalarından haberdarız. Bakanlığımız çalışmasında bu hususu destekler nitelikte olan çıraklıktan diğer bir konuda, kalfalık eğitimine geçenlere ödenen asgari ücret bedelinin %50 olarak tespiti yasa teklifinin kısa sürede TBMM’nin takdirine sunulmasını bekliyoruz.

Ankara Sanayi Odası’nın eğitim projeleri

ASO, mesleki eğitim projelerinin büyük bölümünü ASO 1. OSB’de yürütüyor.

⁃ ASO 1. OSB Anaokulu: Çağın eğitim anlayışının gerektirdiği bilgi ve becerilerle donanmış öğretmenler ile öğrencilerin kişiliğine değer veren, onu geliştirmeyi amaçlayan, yeteneklerini fark edip onları çok yönlü değerlendirebilen bir eğitim anlayışı hayata geçirilmektedir. Burada aynı zamanda çocuklara üretim ve ticarete dair bilgiler de verilmektedir.

⁃ Erkunt Eğitim Merkezi- SİMEP Projesi: Erkunt Eğitim Merkezi, Milli Eğitim Bakanlığı ile ASO arasında imzalanan protokolle kurulmuş bir eğitim kampüsüdür. Değişik alanlarda meslek edindirme, meslek geliştirme ve uyum kurs faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu merkezin yürüttüğü en önemli proje SİMEP Projesidir. ASO sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak üzere 2006 yılında başlattığı Okul Sanayi Eğitim Programı (OSEP) modelini Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte geliştirdi ve 2016 yılında yeni Programın adı ise SİMEP oldu. Ortaokul mezunlarının 4 yıl süreyle eğitilerek kalfalık belgesiyle mezun edildiği SİMEP’de fark dersler verilmek suretiyle lise diploması alınabiliyor. Program 2017-18 yılı itibariyle 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamına alınarak bir lise programı haline geldi. Programda öğrenci haftada iki gün okul, üç gün işletmede olacak ve teoriyle pratiği birlikte öğrenecek.

⁃ ASO Teknik Koleji: OSB’lerde kurulan meslek liselerine devlet desteği sağlanmasından sonra kurulan ilk teknik okuldur. 2012 yılında eğitim ve öğretime başlayan ASO Teknik Koleji “Asıl Olan Eğitim” sloganı ile Türk sanayisinin ihtiyaç duyduğu donanımlı ve yüksek ahlaklı mühendis adayları ve teknisyenler yetiştiriyor. Okul ağırlıklı olarak orta ve yüksek teknolojili ürünler üreten olan Ankara sanayisinin bu ihtiyacını karşılayabilmek için üretim tekniklerini bilen, mühendis adayları yetiştirmek üzere kuruldu. Son teknoloji ile donatılmış okulda bilgisayar destekli akıllı tahta bulunan, aydınlık ve ferah, 24 kişilik derslikler ve gelişmiş atölyeler bulunuyor. Okul 4 adet teknik alanın kullandığı 26 atölye ve laboratuvarla birlikte, 1 adet bilgisayar, 1 adet STEM, 3 adet fen bilimleri laboratuvarı, müzik ve resim atölyeleri, spor alanları, 24 adet derslik ile 18000 m2 kapalı alana sahiptir. Tüm öğrenciler %100 burslu eğitim öğretim görüyor. Ayrıca üniversite hazırlık, destekleme ve yetiştirme kursları da ücretsiz olarak veriliyor. Okulda her yıl artarak devam eden akademik ve mesleki başarılarının sonucunda 2019-2020 öğretim yılında ortalama %4.69’luk dilimden öğrenci alma noktasına gelmiş. Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri Alanı, Elektrik-Elektronik Teknolojisi alanı, Makine Teknolojisi Alanı ve Motorlu Araçlar Teknolojisi Alanlarında 500’den fazla öğrenci eğitim ve öğretim görüyor. ASO Teknik Koleji 2016 yılında ilk mezunlarını verdi. Son dört yıldır mezun olan öğrencilerin tamamı, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin mühendislik bölümleri başta olmak üzere önemli bölümlerini kazandı.

Kurulduğu günden bu yana gösterdiği başarılar:

- 2013 - 2014
MTEGM 8. Uluslararası MEB Robot Yarışması-Temalı Kategori En İyi Tasarım Ödülü
Yıldız Teknik Üniversitesi Robot Yarışması-MiniSumo Kategorisi 1.si
URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması-Coğrafya Alanı 1.si

- 2014 - 2015
Çankaya Üniversitesi Robot Yarışması-MiniSumo Kategorisi 1. si
URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması-Coğrafya Alanı 1.si

- 2015 - 2016
AGORA Robot Yarışması-MiniSumo Kategorisi 1.si ve 2.si
URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması-Coğrafya Alanı 1.si

- 2016 - 2017
Marmara Üniversitesi Robot Yarışması-MiniSumo Kategorisi 3.sü
URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması-Coğrafya Alanı 1.si (3 öğrenci)

- 2017 - 2018
MTEGM 12. Uluslararası MEB Robot Yarışması-Temalı Kategori Türkiye 1.si
MAKTEK Altın Pergel 1. Ulusal CNC Takım Tezgahı Tasarım Yarışması 1.si

- 2018 - 2019
MTEGM 13. Uluslararası MEB Robot Yarışması-Temalı Kategori En İyi Tasarım Ödülü
OXFORD University Press BIG READ Kitap Okuma Yarışması-Türkiye 1.si
URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Yarışması- İngilizce Alanı 14 Madalya

⁃ Hacettepe Üniversitesi Hacettepe ASO 1. OSB Meslek Yüksek Okulu: Hacettepe Üniversitesi ile birlikte bölgede kurulan okulda 2 yıl süresince toplam 6 dönem eğitim-öğretim yapılıyor. 1. ve 2. sınıf yaz dönemlerinde haftada 5'er gün, 2. sınıf güz ve bahar dönemlerinde de haftada 2'şer gün olmak üzere okulun belirlediği işletmelerde işyeri beceri eğitimi yapılıyor. 200 güne yakın staj süresince öğrenciler sektörü tanıma, uygulama becerilerini geliştirme, meslek edinme ve bu uzun staj sonunda aynı iş yerinde iş bulma fırsatı buluyor. ASO ile sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda program açan yüksekokulda 1300 civarında öğrenci eğitim görüyor. Okulda bir lisans programını bitirmiş ancak iş bulamamış ve meslek öğrenmeyi hedefleyen çok sayıda öğrenci de bulunuyor. Okulun mezunlarının tamamı başta ASO 1. OSB olmak üzere Ankara’nın çeşitli sanayi kuruluşlarında istihdam imkanına sahip oluyor.

⁃ ASO-Sürekli Eğitim Merkezi: Üretim ve hizmet sektörünün bireysel ve kurumsal eğitim ve danışmanlık ihtiyaçlarına "Hayat Boyu/Sürekli Öğrenme" anlayışı çerçevesinde cevap verebilmek için kurulmuş. MYK Başkanlığı tarafından Ulusal Meslek Standartları ve Yeterlilikleri Belirlenmiş Mesleklerden; Belgelendirilen Ulusal Yeterlikler ve/veya Belge Zorunluluğu Getirilmiş Ulusal Yeterlilikler ile ilgili Mesleklerin Sınavlarına Hazırlık Eğitimleri ve Meslek Edindirme veya Mesleki Gelişim Eğitimleri vermeyi öncelikli amaç olarak belirlemiş.

⁃ Model Fabrika: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Sanayi Odası, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen çalışmalar sonucu Türkiye’nin ilk “Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi – Model Fabrika” ASO 1. OSB’de kuruldu. Model Fabrika, Ankara ve çevre illerdeki imalat sanayi firmalarının, özellikle KOBİ’lerin verimliliğini arttırmayı ve dijital dönüşümünü hızlandırmayı amaçlıyor. Model Fabrika, hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak operasyonel mükemmeliyet ilkelerinin öğretilmesini ve yaygınlaştırılmasını sağlayan bir eğitim ve danışmanlık merkezidir. Merkez; verdiği eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile sürekli iyileştirme, yalın üretim, dijital dönüşüm gibi konularda işletmelerin mevcut zihniyet yapısını değiştirip insan, makine/ekipman, hammadde, malzeme, zaman ve enerji kaynaklarını en verimli şekilde kullanmalarını ve rekabet güçlerini kısa zamanda arttırmalarını sağlamayı amaçlıyor.

Günümüzde özellikle sanayileşmiş ülkelerde giderek daha fazla önem kazanan “Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi-Model Fabrika”lar; görerek uygulamaya dayalı öğrenme yoluyla üretim süreçlerinde mükemmeliyet ilkelerinin yaygınlaştırılmasının ve böylece firmalarda yalın dönüşüm ve dijital dönüşüm gibi yapısal değişimleri sağlamanın önemli bir aracı olarak görülüyor. Merkezde; en kalıcı öğrenme yöntemi olan deneyimsel öğrenme ilkesine dayalı %65’i uygulamalı, %35’i kuramsal olan bir eğitim programı uygulanıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Etik ve itibar 08 Şubat 2021
Rotamızı belirlemeliyiz 01 Şubat 2021