Çıkmaz sokak

ABD-İran Harbi ikinci ayında ve baştan sona yaşamadığımız, görmediğimiz, diplomasinin tüm kurallarını altüst eden bir süreç. Herkes açıklamaların, söylemle­rin peşinden koşarcasına süreci yorumla­maya anlatmaya ve anlamaya çalışıyor. Oy­saki süreci kontrol edenlerin de iş kontro­lünden çıktı. Lafı hiç uzatmadan, süreçte “kim kimden ne istiyor”, “kim ne bekliyor” sorularını net şekilde yanıtlayalım.

ABD bu sürece başlarken iki temel motivi vardı. İlki, İsrail’in ve ABD’deki İsrail lobisi­nin diretmesi. İkincisi, Trump’ın ülke için­de yaşadığı ekonomik, siyasi ve sosyal poli­tika sıkıntılarına acil bir çözüm arayışını, ülkeyi savaş ardında toplayarak çözme ni­yetine girmesi. ABD siyasetinde senedir de­falarca gördüğümüz “halkı bayrak etrafında toplama” siyaseti. Trump’ın ekibi bürokrat­ları çok dinlemiyor. Trump da pek dinlemi­yor, netice de bu oldu. “Hamaney ölürse bu iş biter, nasıl olsa sokaklar kaynıyor, rejimi hemen devirirler” tavsiyeleri altında girilen savaşta İran halkı, rejimin etrafında olmasa da birbirinin etrafında kenetlendi ABD’ye karşı. Evdeki hesap tutmadı. Üstüne üstlük Hürmüz Boğazı kapatılınca, yaşanan eko­nomik sıkıntılar başta ABD olmak üzere tüm dünyayı germeye ve sıkıntılı bir sürece itmeye başladı. Trump bu süreçten çıkmak istiyor, ama bu sefer kaybedecek az şeyi ka­lan İran ayak diretiyor.

İran tarafında işler farklı. Tüm lider kad­rosu öldü, ama aynı Humeyni’nin İran-Irak Savaşı’nda yaptığı gibi, bizlerin görmediği “iç tasfiyeler süreci” yeni liderler tarafın­dan savaş bahane edilerek yapılıyor. ABD ile iş birliği yapma potansiyeli olan ya da ye­ni yönetime karşı çıkma ihtimali olan kim varsa, savaş bahanesiyle sert tavsiye süre­cinde. Aslında bu süreci İran’ın yeni yöneti­mi, kendine yeniden yapılanmasına meşru­iyet kazandıracak bir süreç olarak görüyor. Trump’ın ve ABD’nin ekonomik sıkışıklı­ğının farkında olan İran, süreci uzattıkça uzatmaktan çekinmiyor.

Barışın yanından geçmiyorlar

İsrail tarafında durum aynı. ABD desteği olmadan İran’a saldıramaz, o yüzden “ha­zır Trump’ı bulduk, koparabildiğimiz kadar toprak koparalım; İran’ı, Hizbullah’ı, Ha­mas’ı zayıflatabildiğimiz kadar zayıflata­lım” derdinde. Trump’ın ağzından maazal­lah “barış” lafı çıksa ne yapıp ne edip geri döndürmeye çalışıyorlar. Trump’ın Kasım ayına kadarki başkanlık sürecini, İsrail için en yayılımcı şekilde kullanmak istiyorlar. Barışın yanından geçme niyetleri yok.

Üç tarafta basitçe durum bu. Bu iş nere­ye varır? Her 15 dakikada bir savaş ve ba­rış arasında gidip gelen bu süreçte orta va­dede ateşkes sağlanacak, bu kesin. Ateşke­si üç taraf da iç kamuoylarına “zafer” olarak satma derdine girecekler, bunu da zaten her gün yaşıyoruz. İşte bu tarz ve üslup, aslın­da ateşkesle mecburi duraklayacak süreci fay hattının enerji depolaması gibi gerdik­çe gerecek. Ta ki büyük patlamanın olaca­ğı o güne kadar. Zamanını bilmek zor, ama önümüzdeki günlerde varılacak anlaşma ne gerçek bir ateşkes olacak ne gerçek bir ba­rış. Sadece herkesin kendini yeniden topar­layıp yeniden süreci değerlendirmesi için bir aralık olacak. Maalesef olan masum in­sanlara, çocuklara, sivillere olacak yine.

Yazara Ait Diğer Yazılar