29 °C
İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ dunyaweb@dunya.com

Çin’in yakaladığı fırsat

Eğer geçtiğimiz yıl bir yandan Hong Kong’daki protesto eylemleri, diğer yandan ABD ile başlayan ticaret savaşının ekonomisine verdiği zararlar nedeniyle Çin’in zora düştüğü düşünülüyor idiyse, son gelişmeler Çin hükümetine olayların akışını lehine çevirme imkanı vermiş görünüyor. Dünya koronavirüsün sonuçları, ABD ise ilaveten içindeki sosyo-ekonomik çatlakların yarattığı baskılar altında ezilirken, Çin yeni bir özgüven sergiliyor. Çin geçmişten daha da güçlü olarak geri mi döndü?

Çin hükümetinin son günlerde Hong Kong’da attığı adımlar Ada’nın görece bağımsızlığını daha da zayıflattı. Bu noktada Hong Kong’un bağımsızlığından söz etmek ne derece anlamlı?

Burada belki bağımsızlık sözcüğünü kullanmak doğru değil çünkü başından itibaren Hong Kong’un bağımsızlığı amaçlanmamıştı. 1997’de İngiltere sömürgesini Çin’e devrederken, 2047’ye kadar 50 yıl süreyle Ada’nın bazı yönetim ayrıcalıklarına sahip olmasını sağladı. Eğer 2047’de ne olacağını tahmin edecek olursak, Hong Kong tamamen Çin’in bir parçası olacaktır dememiz gerekiyor.

Şi Jinping gibi çok otoriter bir liderin göreve gelmesiyle, Çin Hükümetinin sabırlı yaklaşımı sona ermişe benziyor. Şi, Çin’in başka bölgelerinde de sorunlarla karşı karşıya ve Hong Kong’un merkezi hükümete karşı direnme konusunda bir örnek oluşturmasını istemiyor. Ülkenin tümünü demir bileğinin denetimi altına alma yolunda ilerlerken, Hong Kong’u da merkeze tabi kılmak için de hızlı adımlar atıyor.

Son eylemleri bu amaca nasıl hizmet ediyor?

Yaptıklarının tümü rejimi eleştirmekle ilgili. Çin hükümeti Hong Kong’dan kaynaklanan muhalefeti susturmaya çalışıyor. Bu yönde peş peşe yasa değişiklikleri önerdi. Bunlar arasında suçluların iadesi ile ilgili yasalaşmayan bir teklif, ardından Beijing’in Ada’da güvenlikle ilgili yasalar koyma ve uygulama yetkisi elde etme gayreti ve şimdi de Çin milli marşına saygısızlık suçu ihdas etme girişimleri bulunuyor ki, tümü Hong Kong vatandaşlarının Çin hükümetini eleştirmelerini engellemeye dönük öneriler.

Peki, komünist rejimi eleştiriye karşı bu kadar hassas kılan nedir?

Sanıyorum Çin Hükümeti Hong Kong’un kendi inşa ettikleri düzene bir alternatif olarak görülmesinden rahatsızlık duyuyor. Çin’den Hong Kong’a gelen insanlar daha açık bir toplumda yaşamın nasıl olduğunu görüyorlar; Hong Kong’dan Çin’e gidenler orada yaşayanların altında yaşadıkları siyasal sistemi sorgulamalarını teşvik eden bir siyasal kültürün temsilcisi. Birbirini dışlayan iki dünya görüşü karşı karşıya ve her biri diğerine meydan okuyor.

Dışardan ideolojik virüs kapma endişesi otoriter rejimlerin yaklaşımını yansıtmıyor mu?

Haklısınız. Yönetici seçkinler yönettikleri sistemin dıştan gelen virüslere karşı dayanıksız olduğundan çekinirler. Çoğu zaman bu duyarlılıkları abartılı olsa da, güvensizlik duymalarını engellemez. İzin verecek olurlarsa muhalefet, genellikle dış örnekler, deneyimler ve düşüncelerden de esinlenerek yaygınlaşır. Muhalefetin çoğu zaman kısmen gizli yürütülmesi mecburiyeti ise otoriter yöneticilerin rahatsızlıklarını daha da derinleştirir.

Tayvan da Çin için diğer bir güvensizlik kaynağı. Hong Kong’daki gelişmeler Tayvan’da nasıl algılanacak?

Birkaç sonucu olacağını tahmin ediyorum. İlkin, şu anda hükümette olan Tavyan’ın bağımsız kalmasını isteyenlerin temsil ettiği siyasi çoğunluk güçlenecek ve ömrü uzayacaktır. Bu Tayvan’ın ABD ile güvenlik ve savunma bağlantılarını derinleştirmesiyle de sonuçlanacaktır. Kısa bir süre önce ABD’nin Tavyan’a savunmasını güçlendirmesi için savaş uçağı satılmasını onayladığını unutmamalıyız. İkinci olarak, başta ABD olmak üzere dünyanın önemli iktisadi güçleri şimdiden Çin’den ithal ettikleri malları başka nereden ithal edebileceklerini değerlendirmeye başlamışlardır. Aynı husus yatırımlar için de geçerlidir. Her ne kadar Çin’e göre iktisaden daha ileri olması dolayısıyla üretim maliyetleri daha yüksek olsa da, bu açıdan Tavyan cazip bir konumdadır.

Çin’in dünyanın muhtelif bölgelerinde kullandığı iktisadi nüfuz muvacehesinde dünyanın Çin’in iktisadi gücüyle baş edeceği konusu özel önem arz ediyor. Dünya Çin’in eylemlerine nasıl tepki veriyor?

Şu anda ABD’de cereyan eden olaylar tam bir felaket. Amerika başka ülkeleri eleştirmek için gerekli manevi iddiasını da yitirmiş bulunuyor. Fakat daha geniş baktığımızda diğer çoğu ülkenin Çin’le fayda sağladıkları kapsamlı iktisadi ilişkileri var. Hiçbiri ahlaki ve siyasi gerekçelerle bu çıkarlardan mahrum kalmak istemiyor.

Görünüşe göre, Çin eylemleri için uygun bir zamanı seçti. Bu kararı bilinçlidir diyebilir miyiz?

Bu konuda ancak tahminde bulunabiliriz. Çin’in güttüğü siyasetin yönü zaten belliydi. Buna karşılık atılan adımların zamanlaması ve hızı muhtemelen dünyadaki siyasal koşullar hesaba katılarak belirlenmektedir. ABD yönetiminin pandemiyle baş etmekte sergilediği beceriksizlik ve ardından gelen ırkçılıkla yüklü polis vahşeti, Çinlilerde harekete geçmek için zamanın uygun olduğu düşüncesini uyandırmış olabilir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap