Çocuklara sosyal medya bağışıklığı gerek!

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Gözleri ışık saçan, cildi parlayan, moda dergilerinden fırlamış gibi “stil” görünümlü genç kız ve erkeklerin doldurduğu, bilim kurgu filmlerini andıran bir dünya var sosyal medyada. Trend sosyal medya ama aslında mükemmel görünüm kalıpları ve dayattığı mesajlar, görsel medyanın ilk gününden itibaren belirli dozlarda veriliyor topluma. Uzmanlar, sosyal medyada doz aşımı yaşandığı kanısında. Son iki yıldır gerçek dünyada salgın tehdidi olunca sanal dünyada sosyalleşmeye odaklanan çocuklar ve gençleri bu kalıplar daha da fazla etkilemeye başladı.

Dove markası, 2015’ten bu yana sosyal medyadaki güzellik kalıplarının gençlerde yarattığı özgüven sorununa dikkat çeken çalışmalar yürütüyor. Dove Özgüven Projesi adı verilen çalışmalarda, uzmanların danışmanlığında çocuk ve gençlere gerçek dünyanın değerleri anlatılıyor. Öğretmenler ve ailelerin de dahil edildiği eğitimler kapsamında bugüne kadar 400 bin gence dokunulmuş.

“Sevilen ben değilim, yarattığım imaj”

Eğitimlerin danışmanlığını yürüten Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat ile gençlerdeki özgüven sorunu hakkında konuştuk. “Sosyal medyadaki güzellik baskısı dış görünüş kaygılarını 10 yaşa kadar düşürdü” diyen Bolat, meselenin tüm dünyada ciddi sonuçlar içerebileceğine dikkat çekiyor. Bolat’a göre pandemiyle birlikte ekranlarla temas arttı ve bu durum gençlerde özgüven meselesini, kaygıları tetikledi. Bu durumun ciddi psikolojik etkileri olduğunu ifade eden Bolat’ın tespitleri şöyle: “Sosyal medya, gençleri ve ergenlik çağındaki çocukları mutsuz ediyor. Çünkü insanlar orada ideal bir dünya yaratmak istiyor. Orası bir kurgu dünyası. Gerçek hayatta özgüven sorunu yaşayan insanlar sosyal medyada ideal bir kimlik yaratmaya çalışıyor. Öte yandan bunun gerçek olmadığını bildiği için bilinçaltında varoluşçu bir suçluluk yaşıyor. Özgüven sorunu daha da derinleşiyor. Çünkü içten içe ‘Bu sanal dünyada aslında sevilen ben değilim, yarattığım imaj’ diye düşünüyor”.

10 yaşında neden filtre kullanılır?

Dove ve Dr. Özgür Bolat’ın liderlik ettiği ekip sosyal medyadaki özgüven sorununu bir araştırmayla ortaya koymak istemiş. Araştırmada özgüven ve güzellik kaygısının çocukların davranışlarında ciddi etkiler yarattığını ortaya koyduklarını anlatan Bolat, “Araştırmada gördük ki her 10 çocuktan 8’i sosyal medyada en az bir kez filtre kullanmış. Bu çocuklar görüntülerini manipüle ediyor. Bunda reklamların da etkisi var. O reklamlarda da ideal güzellik kalıpları kullanılıyor” diyor.

Bolat’a göre bu tablo derinleşmeden alınabilecek tedbirler var. Birincisi bu gençlere sosyal medyanın kurgu olduğunu anlatmak, farkındalık yaratmak. Bunun tek başına yeterli olmayacağını da hemen ekleyen Bolat, sosyal medyadaki bu idealize edilmiş kalıpları azaltmak gerektiğinin altını çiziyor. Bolat’ın projedeki bir diğer hedefi ise çocuklara güzellik kalıplarıyla başa çıkmayı öğretmek. Buradaki mesajı ise şöyle veriyor eğitim bilimci: “Sen özgüveni görüntünden değil, yeteneklerinden almalısın. Senin güçlü yönlerin var. Bunun farkında ol, yeteneklerin sayesinde hayatın kontrolü sende olacak.”

Dove Özgüven projesinde dokunulan gençlere bu mesajlar aktarılıyor. Bolat, “Gerçek yaşamın değerleri anlatılmalı ve gençlerin sosyal medya bağışıklığı güçlendirilmeli” diye aktarıyor görüşlerini.

Narsistlik de özgüvensizliğin göstergesi

Dr. Özgür Bolat, sosyal medyaya yansıyan sanal yaşamların arkasında yine özgüven sorununun yattığını ifade ediyor. Bolat bu durumu şöyle özetliyor: “Özgüven meselesi ve güzellik kaygısı kişinin kendini değersiz hissetmesine yol açıyor. Bir insan kendini değersiz hissederse iki tür davranış sergiliyor: Yanarsist, kendini aşırı beğeniyor ve bunu diğer insanlara göstermek istiyor ya da kaçıyor. Tamamen asosyal oluyor. ‘Kendimi ortaya koyarsam değersizliğimi onlar da fark ederler” diye gerçek dışı görüntüsünü ortaya koyanlar da var. Her iki durumda da özgüven eksikliği olan çocukların psikolojik bağışıklığı düşük oluyor. “İnsanlar bana mı bakıyor, çirkin miyim, güzel miyim” kaygılarıyla kendi gerçeklerinden uzaklaşmaya başlıyorlar. Bu da eğitim hatta iş hayatında sorunlara neden oluyor. Çocukları güzel kızım, yakışıklı oğlum diye sürekli dış görünüşünü överek sevmek onda bunu kaybetme korkusu yaratır. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin.”

2030’a kadar 250 milyon genç hedefleniyor

Dove Özgüven Projesi’nin globalde de markanın öncelikli konularından olduğunu anlatan Unilever Güzellik ve Kişisel Bakımdan Sorumlu Marka Müdürü Özge Acarbay, “Biz bu projeyle güzelliğin tek tipleştirilmesine karşı çalışmalar yürütüyoruz. Bu konuda dünyada öncü bir markayız. Beş yıldır bütün reklamlarımızda daha kapsayıcı olmaya çalışıyoruz” diyor.

Yaptıkları araştırmada 10-17 yaş arasındaki gençlerin yüzde 60’ının fotoğrafını paylaşmadan önce uygulama kullanarak görüntüsünü değiştirdiği sonucuna ulaştıklarını anlatan Acarbay, şu bilgileri veriyor: “Beş kızdan biri fotoğrafı üzerinde oynama yapmazsa kendini beğenmediğini söylüyor. Bu çok önemli bir şey. Bu araştırma projeye devam etmemiz gerektiğini bize bir kez daha gösterdi. Bir algıyı değiştirmeye çalışıyoruz. EBA’da projenin videoları var. Öğretmenlerimiz ana işbirlikçilerimiz. Amacımız, 2030'a kadar dünyada 250 milyon gence ulaşmak. Bugüne kadar 69 milyon gence ulaşıldı.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar