COP17’de çobanlar star, Rize’nin çayı sürpriz
17–28 Ağustos’da Ulan Batur’da “Toprağı İyileştirmek, Umudu Yeşertmek” temasıyla düzenlenen COP17’nin salonlarında devlet başkanları, bakanlar, bilim insanları toprağın geleceğini tartışırken, zirvenin en dikkat çekici konukları çobanlardı.
“Çözüm sen de ben de içimiz de”
Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin 197 tarafını bir araya getiren “toprak, kuraklık, çölleşme zirvesi” olan COP17’de taraf ülkelerin çölleşmeyle mücadelesini, ciddiyetini gördüm. Açılış konuşmasında çözüm “içimizde, dışımızda, yanımızda, sende, bende” diyen Kosta Rika eski Devlet Başkanı Carlos Alvarado Quesada’nın dediği gibi tüm bunlar COP31 için yoğun çalışan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda kurulan Türkiye Pavilyonunun içinde, dışında çevresinde yaşandı. Onlarca konu, yüzlerce oturum, müzakere masası, konuşmacı çözüme dair bildiklerini, deneyimlerini paylaştı. En çok ilgiyi kim çekti derseniz çobanlar bir de toprağa değer verenler derim.
Meraların değeri 47 trilyon dolar
Dünya topraklarının yüzde 40’ını kapsayan ve 500 milyon kişinin geçim kaynağı olan meralar bozulmuş durumda. Bu durum gıda güvenliği, su kaynakları ve ekonomik istikrarı tehdit ediyor. Meraların gıda güvencesi için ne denli önemli olduğunu ortaya koymak için 2026 yılı BM tarafından “Uluslararası Mera ve Pastoralistler Yılı” ilan edildi. Mera araştırmacısı Jonathan Davies’e göre “meralar yatırım haritasında boş bırakılamaz, çünkü onlar gıda güvencesi demek.” Meraları kurtarmak için trilyonlar lazım, küresel finansman mera iyileştirmesi için gereken finansmanın sadece yüzde 6’sını sağlıyor.
COP17 sahneleri yaratıcı konseyler, ilginç başlıklar ve Çoban Kervanı gibi incelikli uygulamalarla arazi tahribatı ve gıda kırılganlığına dikkat çekti, çözüm önerilerini tartıştı, finansman yaratmaya çalıştı.
Yeni ipek yolları çoban kervanları
Yaratıcı örneklerden biri UNCCD öncülüğünde gerçekleştirilen “İpek Yolu Kervanı.” Riyad’dan Ulan Batur’a uzanan yaklaşık 6 bin kilometrelik sembolik bir yolculukla Türkiye, Rusya, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Çin üzerinden geçerek sonunda Moğolistan’a COP17’ye ulaştı. Amaç çobanları, bilim insanlarını, araştırmacıları ve yerel toplulukları bir araya getirerek farklı ülkelerin mera restorasyonu ve sürdürülebilir hayvancılık deneyimlerini paylaşmaktı.
Türkiye’de Antalya ve Erzurum’a uğrayan kervan, Sarıkeçililer gibi göçer toplulukların kadim bilgileri onlarca yol hikâyesi ve katılımcıyla Ulan Batur’a ulaştı. Türkiye’de de geçtiğimiz günlerde FAO Türkiye Temsilcisi Dr. Ayşegül Selışık’ın katılımıyla Kars’ta çoban festivali yapılmıştı.
“Toprağın restorasyonu için büyük gol at”
COP17 yaratıcı programlarla toprak farkındalığını genişletmek için farklı ülkelerden pastoralistler, araştırmacıları, iyi niyet elçileri ve sporculardan oluşan Sport4Land şampiyonlarını aynı kervanda buluşturdu. Paris 2024 Olimpiyatları sırasında başlatılan Sport4Land kampanyasının amacı, sporcuların toplum üzerindeki etkisini kullanarak arazi restorasyonu ve kuraklığa dayanıklılık konusunda farkındalık yaratmak. Faslı Judo sporcusu Asmaa Niang gibi isimlerle yaptığım kısacık sohbette gezegeni korumanın artık sadece çiftçilerin değil sanattan spora herkesin görevi olduğunu anladım.
Hilali “Kervan İpek Yolu’nu takip etmedi, rüzgâr onların ayak izlerini takip etti”
Moğolistan’da dünyanın en önemli çobanlarından Tunuslu Adnan Hilali ile yaptığım sohbetin tadı hala damağımda. Hilali COP17’de kendi dilinde kendi yazıdığı “çobanlar, şairler, hayalperestler, dünyanın koruyucuları ve rüzgârın çocukları, haritada olmayan bir yolda birlikte yürüdüler” şiirini okurken mavi göğün altında insanlığın bitmeyen çilesini düşündüm.
Dünyanın çobanlarla buluştuğu büyük festival NOMADS
Çobanların İpekyolu Kervanı, 23 Ağustos’ta Ulan Bator’da NOMADS adıyla yapılan ve yüzbinlerce kişinin katıldığı Dünya Kültür Festivalinde sonlandı. Binlerce insan yerel kıyafetleri ve özgünlükleriyle at bindi, dans etti, şiir okudu, meralara dikkat çekti, göçebe kültürünü kutsadı.
Sadece sporcular değil UNCCD’nin 2026 başında davos’ta kurduğu Business4Land, yani toprağın kahramanları da COP17’de çobanları destekledi. Modacılar, iş insanları, mimarlar aynı sahnede toprak için yaptıkları kahramanlıkları anlattı. Bayer’in Sürdürülebilirlik ve Stratejik Etkileşimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Natasha Santos Eastwood da şampiyonlardan biri.
Her biri toprağa, umuda olan katkısını anlattı. Dünyanın bir tarafında çobanlar yürürken diğer tarafında Rize Belediyesi çay atıklarını dönüştürerek COP17 hedefine katkı sundu. Rize’de çay üretiminin ardından ortaya çıkan çay liflerinden mangal kömürü, sıvı gübre, Çaydalı markalı çay sirkesi ve kedi kumu üretiliyor. Üretim sırasında ortaya çıkan ısıdan ve güneş panellerinden elektrik elde ediliyor. Çaydalı markalı çay sirkesi kahverengi kokarca ile mücadelede kullanılıyor.
COP17’de Türkiye pavilyonunda benim de içinde bulunduğum bir oturumda Rize’nin çay atıklarıyla yaratılan sıfır atık başarısı tüm dünya ile paylaşıldı. Velhasıl, COP17 gezegene, toprağa, umuda inanan yıldızlar geçidi gibiydi. Sadece aktivistler, hükümetler değil. Ulan Batur’da çobanların peşinden giden kervanla Rize’de çay atığının peşinden giden belediye aslında aynı şeyi anlatıyordu. Bazen çözüm çobanda çobanlıkta, çayda, sende bende bizde…