COP31 ve ‘merkez ülke’ Türkiye

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Türkiye son yıllarda birçok uluslararası toplantıya ev sahipliği yapıyor. Bu, bir organizasyon başarısının çok ötesinde; je­opolitik konumu, yumuşak gücü, arabulucu rolü ve yüksek gıda arz güvenliği ile okun­duğunda, Türkiye’nin giderek daha görünür bir ‘merkez ülke’ olduğunun önemli göster­geleri. Bu yıl ülkemizde düzenlenen 5. İs­tanbul Uluslararası Su Forumu, Sıfır Atık Forumu ve Festivali ile 36. NATO Liderler Zirvesi; gelecek yıl yine ülkemizde yapıla­cak Dünya Su Kongresi gibi buluşmalar bu görünürlüğün öne çıkan parçaları.

COP31: Artık eylem zamanı

BM İklim Değişikliği 31.Taraflar Konfe­ransı (COP31), 9–20 Kasım 2026’da Antal­ya’da düzenlenecek bir başka önemli top­lantı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığını ya­pacağı COP31, 1995 yılından bu yana her yıl düzenlenen ve iklim değişikliğine karşı eylem planlarının belirlendiği bir platform.

Son yıllarda, iklim konusundaki projek­siyonların çok daha erken gerçekleşiyor olması, bugüne kadar yapılan 30 toplantı­da fazla mesafe alınamadığını gösteriyor. Artık iklim krizi olarak adlandırdığımız bu süreç, ekonomik, sosyal, çevresel ve özel­likle de tarımsal boyutta büyük yıkımlara yol açıyor. Kuraklık, zirai don, dengesiz ya­ğışlar ve su kaynaklarının azalması, tarım­sal üretimi ve nihayetinde gıda güvencesini olumsuz etkiliyor.

Akdeniz havzasında yer alan ülkemiz, ik­lim değişiminden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. 2025’te yaşanan, 34 ili­mizde etkili olan, son 65 yılın en ağır zirai don vakası ve yine son 50 yılın en şiddetli kuraklığı, iklim krizinin ülkemize en şid­detli uyarısı oldu. Sonuçta, meyve üretimi %31 ve buğday üretimi %13,7 geriledi.

2026’da ise son 55 yılın en fazla yağışı düştü ve buğday üretiminde, geçen yıla göre %40 civarında artış bekliyoruz. Tüm bun­lar aşırı hava olaylarının bariz örnekleri ve COP31’i daha değerli kılıyor.

Adil iklim finansmanı

Küresel finans sisteminin, iklim finans­manın yükünü kirletenlere değil, mağ­dur olanlara yüklemek istemesi karşısın­da, Türkiye’nin COP31’de, gelişmekte olan ülkelerin haklarını savunması ve iklim fi­nansmanındaki eşitsizliğin giderilmesi için ağırlığını koyması bekleniyor. Teoriden ey­leme geçişin mücadelesinde, tarım ve gı­da sistemleri için yıllık ihtiyaç duyulan 1,3 trilyon dolarlık finansman açığının ne ka­darının kapatılabileceği belirleyici olacak.

İklim krizine karşı ne yapıyoruz?

Bakan İbrahim Yumaklı’nın uygulamaya koyduğu çok sayıda projenin arka planında kaynak kullanım ekonomisinin olduğunu görüyoruz. Özellikle suyu merkez alan üre­tim planlamasının ilk olumlu sonuçlarının alınmaya başlanması, gıda arz güvenliğimiz açısından çok önemli.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın (TOB) 2025 yılı faaliyet raporunda iklim değişik­liği konusundaki çalışmalar ayrıntılarıyla yer alıyor. TOB, 2024-2030 dönemini kap­sayan İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı (İDASEP) ile İklim Değişik­liği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı (İDU­SEP) çerçevesinde iklim konusundaki faa­liyetlerini sürdürüyor.

Ayrıca 2026-2035 yıllarını kapsayan ik­lim değişikliğine uyumlu Ulusal Su Planı, İklim Akıllı Tarım (TUCSAP), sera gazı iz­leme ve raporlama, iklim değişikliğine ve kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme, Kurak­lık Yönetim Planları, Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi, Su Verimliliği Sefer­berliği ve personel/çiftçi/öğrenci eğitimle­ri öne çıkan çalışmalarından bazıları.

Sayın Emine Erdoğan’ın öncülük ettiği sıfır atık modeli de iklim krizine karşı etkili bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Ezcümle; iklim krizinin en çok etkilediği ülkelerden olan ve ‘merkez ülke’ rolünü üst­lenen Türkiye, COP31’de, ev sahipliğinin ötesinde; adil, ölçülebilir ve eyleme dönük kararların alınmasına ciddi katkıları olabi­lecek önemli bir aktör.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.235,83 0,00 %
Dolar 48,6402 0,05 %
Euro 56,1671 0,03 %
Euro/Dolar 1,1540 -0,07 %
Altın (GR) 6.677,23 -1,42 %
Altın (ONS) 4.312,72 0,32 %
Brent 103,89 0,67 %