COVID-19, hisse senedi piyasaları ve Fed

Erhan ASLANOĞLU
Erhan ASLANOĞLU Ekonomi ve Piyasalar erhanaslanoglu@superonline.com

İçinde bulunduğumuz haftaya, küresel piyasaların risk algısında yükselişle başladık. Hisse senetleri ve dijital paralarda satış, dolar endeksinde güçlenme izledik. Bu harekette iki faktörün önemli olduğunu düşünüyoruz. Birincisi, COVID-19’un seyrinin beklenenden olumsuz olması, ikincisi ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yukarı yönlü hareketlenmesi.

COVID-19’un ikinci dalgası beklenenden çok daha zorlu geçiyor. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde vaka ve kayıp sayılarının hızlı artışı devam ediyor. İngiltere ve Güney Afrika’da mutasyona uğrayan virüsün çok hızlı yayılım göstermesi ve bunun diğer ülkelere sıçrama riski bulunuyor. Mutasyona uğrayan virüsün daha ölümcül olduğuna dair bir bilgi yok. Fakat daha hızlı yayılması doğal olarak kayıp sayısını da arttırıyor. Matematiksel olarak daha hızlı yayılan bir virüs, daha ölümcül olan bir virüsten daha fazla can kaybına yol açabilir.

Diğer taraftan aşı uygulamaları başlamasına rağmen, planlanandan çok daha yavaş seyrediyor. Aşıların etkinliği önemli bir tartışma konusu. Aşılanma hızı vaka yayılım hızını geçemez ise salgının kontrol altına alınması çok daha uzun zamana yayılacak Bu olasılıklar piyasaların gözünde tünelin ucundaki ışığı uzaklaştırıyor görünüyor.

Piyasaların iyimser tablosunu bozan diğer gelişme, ABD’de faizlerin, özellikle 10 yıllık tahvil faizinin yukarı tırmanması, yüzde 1.15’ler seviyesine gelmesi oldu. Emtia fiyatlarındaki güçlü yükseliş ve ABD’de Biden yönetimiyle daha da artması beklenen bütçe açıklarının yaratacağı enflasyonist beklenti, bu artışın arkasındaki temel neden görünüyor. Bakır/Altın fiyat oranıyla ABD 10 yıllık tahvil faizleri arasında güçlü bir ilişki bulunur. Bu orana baktığımızda, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 2’lere bile yakın olmasını bekleyebiliriz. Şu anda olasılığı düşük olmakla birlikte, böyle bir hareketlenme hisse senedi piyasasında önemli düzeltmelere yol açabilir.

Piyasalarda dalgalanma yaratan bu iki gelişme aslında biri iyimser, diğeri kötümser iki farklı beklentiyi yansıtıyor. COVID-19’un uzaması, büyümenin gecikmesi ve yüksek borçluluk ortamında artan kredi risklerine işaret ederken, emtia fiyatlarındaki artış ve buna bağlı enflasyonist beklentiler büyümenin geleceğine ve buna bağlı azalacak risklere işaret ediyor.

Önümüzdeki haftalarda COVID- 19’un seyri ana belirleyen olmaya devam edecek. COVID-19’un kontrol altına alınması ve aşılarla ilgili olumlu gelişmeler olursa, tünelin ucundaki ışık ve büyüme senaryosu fiyatlanmaya devam edecek. Bu durum, muhtemelen emtia fiyatlarına baskıyı arttırarak enflasyonist beklentileri arttıracak. COVID-19 ile ilgili gelişmeler olumsuz seyrederse, umarız böyle olmaz, emtia fiyatlarında ve enflasyonist beklentilerde gerileme göreceğiz. Bu durumda hisse senedi piyasaları da olumsuz etkilenecektir.

Olasılığı daha yüksek senaryo, aşıların devreye girmesi ve karantinalarla COVID-19’un seyrine ilişkin iyimserliğin artmasıdır. Bu durumda, emtia fiyatlarına ve artacak bütçe açıklarına bağlı enflasyonist beklentilerle, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yükseliş baskısı muhtemelen devam edecektir. ABD dolarında güçlenme, hisse senedi ve dijital para piyasalarında stres anlamına gelir. Böyle bir durumda kritik soru, Fed’in ne yapacağı ile ilgili olacaktır. Fed uzun vadeli tahvil alımlarını arttırarak getiri eğrisi kontrolüne geçerse, finansal piyasalar yine coşkuyla yoluna devam edecektir. Anlamı, çok daha büyük bir varlık balonuna doğru ilerlemek olacaktır.

COVID-19’un seyri olumluya dönse bile, kontrol altına alınmaya başlaması zaman alacaktır. Bu nedenle, Fed’in getiri eğrisi kontrolü yönünde adım atma ve piyasaları destekleme ihtimalini yüksek görüyoruz. Önümüzdeki dönemde finansal piyasalar için olumlu görünen bu tablo, COVID-19 sonrası için oldukça sancılı bir döneme işaret ediyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Sürdürülemeyen büyüme 02 Aralık 2020