COVID-19 ve görünüm

Fatma MELEK
Fatma MELEK PİYASA GÖZÜYLE fatma.melek@akbank.com

Küresel çapta yaşanan durgunluk; önceki yaşananlardan çok farklı: “Normal durgunluklar” da talep düşer ve ilk olarak imalat sanayini daha hızlı olumsuz etkiler ve bu gerileme yeterince uzun sürerse, işgücü piyasası ve hizmet sektörü gecikmeli olarak zayıflar ve işsizlik artar. Şu andaki durumda ise; COVID-19 nedeniyle yaşanan “kapanmalardan” dolayı ilk ve önemli etki hizmet sektöründe oldu. Hizmet sektörü PMI beklenti endeksleri hızla gerilerken; özellikle Euro Bölgesi’ndeki PMI endeksleri, ilk açıklanan tahminlerin de altında geldi. Hizmet sektörü emek-yoğun çalışan bir sektör olduğu için, özellikle küçük-orta boy işletmelerde istihdam kayıplarını getiriyor. Örneğin ABD’de istihdam sert geriledi: 21 Mart haftasında 3,3 milyon kişi işsizlik maaşı başvurusunda bulunurken, 28 Mart haftasında bu sayı 6,6 milyon kişiye yükseldi. 13 Mart haftasında ise 282 bin kişi idi. Böyle yüksek bir haftalık işsizlik maaşı başvurusu 2008 krizinde dahi görülmedi. Toplam başvuru mart ayında 10,4 milyon kişi oldu. Küresel çapta da hükümetlerin aldıkları olağanüstü parasal, mali ve regülasyon önlemlerinin sebebi de bu gelişmeler.

Gelinen bu noktanın temel sebebi “kapanmalar”; onun da temel kaynağı virüsün yayılım eğilimi. Küresel çapta yeni vakaların büyüme katsayısı son açıklanan verilere göre 1’in altına gerilemiş olmakla birlikte, bu katsayının 1’nin altında kalıcı olarak kalması halinde, virüsün kontrol altına alındığı söylenebilir. Bazı kaynaklara göre virüsle mücadelenin 3 aşaması söz konusu. İlk aşama: Ekonomik kapanma. Çin ve G. Kore bu aşamadan yavaş yavaş çıkıyor. Çin’de fabrikalar açılıyor ancak hizmet sektörünün toparlanması daha uzun süre alacak. Ayrıca Avrupa’da kapanmalar sürdüğü için, Çin daha düşük bir ihracat talebi ile karşı karşıya kalacak. Bu da büyüme üzerinde ikinci bir dalga baskı yaratabilir. İkinci aşama: Test/takip süreci, daha küçük/daha az süreli kapanmalar. Üçüncü aşama: Aşılanma. Dolayısıyla büyüme açısından değerlendirildiğinde; başlangıçtaki sert düşüşün ardından toparlanma kısmının V ile L arasında olması beklenebilir.

Piyasalara baktığımızda; küresel finansal piyasalardaki dalgalanma ile birlikte, 2008 krizinde görüldüğü gibi, küresel dolar likiditesindeki sıkışıklık önemli gündem maddelerinin başında geliyor. Başlıca merkez bankaları bilançolarını, hem büyüklük hem de aldıkları varlıkların kapsamı açısından genişletiyor. Fed, bazı gelişmiş ve gelişmekte olan merkez bankaları ile swap imkanı başlatırken, merkez bankalarına en az 6 ay olmak üzere, ABD tahvilleri karşılığı repo imkanları sağlayacak. Dolar sıkışıklığının sebepleri arasında; COVID-19 ile birlikte hane halkı ve işletmelerin dolar biriktirme talebi, finansal piyasalarda yüksek seyreden dalgalanma ile artan hedge ihtiyacı, ekonomik faaliyetlerdeki daralma ile birlikte şirketlerin gelirlerinin düşmesi ve özellikle ABD dışındaki reel sektör şirketlerinin dolar borçlarını ödemek için oluşan dolar talebi, sayılabilir. Bu da dolar finansmanı açısından uluslararası bankacılık sistemi üzerinde baskı yapıyor. Hükümetler de büyük ölçekli mali politikalar açıklıyorlar.

Alınan önlemlere rağmen, dolar endeksi güçlü seyrini sürdürüyor. Dolar libor faizi mart ortalarından itibaren yükselme eğiliminde; bu gelişmeler de gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini olumsuz etkiliyor. Sonuç olarak; dolar likiditesi 2008 krizinde de önemli bir sorun idi. Ancak o dönemdeki krizin kaynağı finansal sektör idi. Şimdiki durumda, kredi riski, reel sektör bilançolarında olup ayrıca COVID-19’un doğurduğu ek ekonomik belirsizlik söz konusu. Fed ve başlıca merkez bankalarından büyük ve koordineli adımlar geliyor; bunun devam etmesi beklenmeli. Bu adımlarla birlikte, dolar likiditesi sorunun, özünde parasal bir olgu olduğu için, merkez bankaları tarafından nihayetinde çözülmesi beklenmeli.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar