COVID-19’dan sonra (2)

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ tandogan2007@gmail.com

Geçen haftaki yazımda COVID-19 ile iş dünyasında yaşanan ve sonrasında da yaşanacak olan değişimlerden söz etmiştim. Bu konuda “McKinsey Global Institute” tarafından yayınlanan bir araştırmanın bulgularını dile getirmiştim. Acaba bu değişim karşısında şirketler, profesyoneller ve devletler nasıl bir konum alacaklar ve/veya almalılar? Yine bu raporun bulgularından yararlanarak kendi yorumlarımı vereceğim.

Kriz fırsat demektir

 Virüs, Çin’den çıktı. Ve dalga dalga, hızla bütün dünyaya yayıldı. Her ülke ve iş kolu bu krizden nasibini değişik oranlarda aldı. Bazı ülkeler ve şirketler diğerlerine göre daha çabuk toparlandı. Aslında kriz, ülkeler, şirketler ve profesyoneller için bir fırsattır. Kriz, onları konfor alanlarından çıkarır. Önemli olan, çıkan fırsatları görebilmek ve bu fırsatları değerlendirebilmektir. Bunun için de yaratıcı güçleri ve iş için gerekli cephaneleri olmalıdır. Yenidünya düzeninde şirketlerin, profesyonellerin ve devletlerin değişen koşullara göre yeniden konumlanması gerekmektedir.

1- Şirket cephesi

İşlerin yeniden düzenlenmesi

İnsanlar arasındaki uzaklık ve bulunulan fiziksel ortam virüsün bulaşmasında en önemli değişken. Bu nedenle sağlık ve güvenlik için şirketler işleri yeniden masaya yatıracaklardır. İşler yeniden dizayn edilecektir. Sürecin hızlı akışını sağlayacak biçimde evde ya da işyerinde yapılacak biçimde görevler yeniden düzenlenecektir.  Kartlar yeniden karıldığında kişilerin elinde bulunduğu yere göre düzenlenmiş değişik görev kartları olacaktır. 

Yetkilendirme

Uzaktan çalışma düzeni ile evlerin her biri iş istasyonuna dönecektir. Bir yöneticiye bağlı elemanlar işin cinsine göre evde, işyerinde veya sahada bulunacaktır. Bu nedenle elemanlar her an yöneticinin eli altında, gözü altında olmayacaktır. Bunun sonucu olarak yöneticiler her an komut veremeyecek ve çalışan bu komuta göre hareket edemeyecektir. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, çarkın hızlı dönmesi gerekmektedir. Çarkın hızlı dönebilmesi için kaçınılmaz olan, yetki devridir. Bunun sonucunda bazı yönetim kademeleri tamamen ortadan kalkacaktır.

Yeniden beceri kazandırma

İşler yeniden düzenlenince, görevler yeniden dağıtılınca kişilerin mevcut becerileri bu yeni görevleri yapacak düzeyde olmayabilir. “Bekâra karı boşaması kolaydır” derler. İşverenler de aynı kolaylıkla, “Bunların becerisi yetmiyorsa, bunları işten çıkarır, yetenini alırım” diyemezler. Deseler de bunun geçerliliği yoktur. Çünkü gereken nitelikteki elemanları hemen dışardan bulmak o kadar kolay değildir. Ayrıca her değişimde de kadronuzu yenileyemezsiniz. Bu durumda çalışanlara yeni becerilerin kazandırılması ve bunu sağlayacak güçlü sistemlerin kurulması gerekecektir. Bu nedenle işletmelerde hızlı biçimde beceri kazandırma faaliyetleri artacak ve bunu sağlayacak sistemler oluşturulacaktır.

İşe almada nelere bakılacak

Gelecek günler, geçmişe göre daha zorlu günler olacaktır. Böyle bir ortamda ayakta kalmak ve başarı için şirketlerin eskisine göre daha yetkin ve becerikli kişilere ihtiyacı vardır. Olay, işe eleman alımından başlamaktadır. İşe eleman alırken kişilerin mezun oldukları okullarından çok sahip oldukları becerilere değer vermek gerekecektir. “Merak, öğrenme iştahı, öğrenme becerisi ve yaratıcılık” bu dönemde en çok aranan nitelikler arasında olacaktır.

2- Profesyonel cephesi

Söz konusu araştırmada STEM (Science, technology, engineering, math) alanındaki işgücünün artacağı öngörülüyor. Meslek seçiminde bunun hesaba katılması gerekir. Görülen o ki, analitik beceriler profesyoneller için vazgeçilmez nitelik olacaktır. Kişi, öğrenim yıllarından başlayarak bu becerilerini geliştirmeye yoğunlaşmalıdır. Sorgulama, sebep-sonuç ilişkisini çözme, uzun dönemli düşünme ve planlama her profesyonel için Covid-19 öncesine göre daha fazla kafa yoracağı eylemler olacaktır. Bütün bunların yanında profesyonel, değişimlere hazır olmalıdır. Her koşula, her değişime hemen uyabilecek çeviklikte olmalıdır.

3- Devlet cephesi

Kriz, bir turnusol testi gibi çalıştı. Şirketler gibi, güçlü olan ve güçlü olmayan devletleri, gelişmiş ve gelişmemiş toplumları da ayrıştırdı. Güçlü devletler, gelişmiş toplumlar bilime kulak verdiler, bilimin öncülüğünde salgınla akıllıca mücadele ettiler. Örneğin, güçlü devletler “kapanma” deyince tam kapandılar, ama bundan etkilenen kesimlere gerçek, dişe dokunur maddi destekler sağladılar. Güçlü olmayan devletlerin ise çeneleri güçlü liderleri bol bol laf ürettiler.

Bu krizden devletler bir ders çıkarırlarsa, en azından, “Ak akçe, kara gün içindir” atasözünün ne kadar geçerli olduğunu gördüler. Böyle bir salgında, kuru kuru kabadayılık yerine devletler, “Kapanıyoruz, gelir kaybınızı düşünmeyin. Arkanızda kapı gibi devlet babanız var” diyebilecek güce sahip olunması gerektiğini öğrendiler.

Bilim insanları Covid-19 virüsünün son virüs olmayacağını, insanlığın gelecekte başka salgınlarla da karşılaşacağını belirtiyorlar. Bu nedenle aşı, milletin sağlığını ve ülkenin güvenliğini korumak için stratejik bir faktör olarak ortaya çıktı. Eğer kendiniz üretemezseniz, başkalarına bağlı olursanız, “Geldi, gelecek; tavşan çıkacak, kuş çıkacak” söylemleri ile halkı oyalamanın ne kadar zor olduğu örneklerle yaşandı. Bundan ders çıkaran devletler kriz sonrası aşı üretme kapasitelerini geliştireceklerdir.

Uzaktan çalışmada iletişim teknolojisinin ne kadar önemli olduğu görüldü. İnternete ulaşımın, her yurttaş için su gibi, elektrik gibi elzem bir ihtiyaç olduğu ortaya çıktı. Devletlerin internet alt-yapısını güçlendirmesi ve yurttaşlarına internete ucuz ulaşma olanaklarını sağlaması ve mevcudu geliştirmesi gerekiyor.

Bir kez daha ortaya çıktı ki, her şey insanda başlıyor, insanda bitiyor. Eğer yetişmiş insan gücünüz varsa salgınlarla da rahatça mücadele edebiliyorsunuz. Eğer ülke insanınız iyi eğitim almışsa kurallara uyuyor, salgınla mücadele daha kolaylaşıyor. Eğer gelişmiş bir ülke iseniz yöneticileriniz de gelişmiş ve yetkin oluyor; salgınla mücadeleyi bilimin ışığında yönetiyor. Aksi takdirde krizin maliyeti artıyor; uluslar bunu yüksek sayıda can kaybı ile ödüyor. Krizden ders çıkaran devletler eğitime, eğitimde de bilim ve teknolojiye daha çok önem vereceklerdir.

Sonuç

Merzifon’daki komşumuz bizi sınava yolcu ederken şöyle derdi: “Hadi bakalım, saçınız önünüze dökülecek; ak mı, kara mı ortaya çıkacak. Ama unutmayın, bu yaşamdaki son sınavınız değil”. İşte krizler de böyle bir şeydir, sınavdır. Şirketler için de, devletler için de “Ak mı, kara mı” ortaya çıkar. Bütün mesele, bundan gerekli dersleri çıkarmaktır.

Sağlıklı, aydınlık günler dileklerimle…

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Yolsuzluk ve demokrasi 07 Eylül 2021
Denizleri kim korur? 10 Haziran 2021
COVID-19’dan sonra (1) 29 Nisan 2021