CRU Alüminyum Konferansı

Dr. S. Armağan Vurdu
Dr. S. Armağan Vurdu DEVR-İ ÂLEM armagan.vurdu@immib.org.tr

Demir ve demir dışı metaller sektörü alüminyum, bakır, döküm, mutfak eşyaları, hırdavat, yapı malzemeleri gibi pek çok alt sektörü bünyesinde barındırıyor. Sektör geçen yılı Türkiye ortalamasının hayli üzerinde bir performansla yüzde 49.7’lik bir artış ile 12.4 milyar dolar ihracatla tamamlamıştı. Bu yıl da benzer bir performansla 1 Ocak-27 Mayıs arasında yüzde 43.2 oranında bir artışla 6 milyar 248 milyon dolarlık bir ihracat rakamına ulaştı.

İnşaat, otomotiv, ambalaj, savunma, havacılık başta olmak üzere kullanım alanı giderek artış gösteren, sağlık, enerji gibi son dönemlerde daha da önem kazanan sektörlerin yanı sıra, özellikle yeni nesil araç ve yapılarda sıklıkla kullanılan, sadece sanayide değil günlük yaşantımızda da kullanım alanı genişleyen Alüminyum sektörü, yüzde 35’lik payla demir ve demir dışı metaller sektör ihracatında ilk sırada yer alıyor.

İstanbul Demir ve Demir Dışı İhracatçı Birlikleri (İDDMİB), 18-19 Mayıs tarihlerinde alüminyum üreticileri, uluslararası alüminyum kuruluşlarının temsilcileri, araştırma ve danışmanlık şirket uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilen 27. Dünya Alüminyum Konferansı’nda ülkemizi bir info stand ile temsil etti. Alüminyum sektörünün boksitten başlayarak üretiminin muhtelif safhalarının ve geri dönüşümüne dair güncel görünümünün, karşılaştığı risk ve fırsatların farklı açılardan ele alındığı konferansta konular arasında alüminyumun net sıfır hedefine katkısı, izabe tesislerinin dekarbonizasyonu, alüminyum içecek kutu pazarı, elektrikli araçlar, alüminyum fiyat volatiliteleri ve SKDM bulunuyordu.

Birçok alüminyum firması kapsam 1 ve kapsam 2 emisyonlarını azaltmayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca karbon ayak izi düşük alüminyum üretimi için gelişim aşamasındaki teknolojilerden bahsedildi. Birçok konuşmacı, bu teknolojilerden biri olan inert anot teknolojisi ile birincil alüminyum üretiminde karbon ayak izinin düşürülebileceğine değindi. Keza elektrikli ocakların da fosil yakıt kullanan ocaklardan daha sürdürülebilir bir seçenek olduğu ifade edildi.  

Konferansta vurgulanan diğer bir husus ise alüminyumun çevresel sürdürülebilirlik açısından diğer pek çok ürüne göre daha avantajlı olmasıydı. Alternatifleriyle kıyaslanınca alüminyumunun tüm yaşam döngüsü boyunca saldığı emisyon miktarının düşük olduğunu dile getirildi. Örneğin, cam ve pet şişelere nazaran alüminyum kutuların kapalı döngü geri dönüşümde de açık döngü geri dönüşümde de açık ara ileride olduğu ifade edildi.

Konuşmacılar, alüminyum pazarının büyüdüğünü, talebin arttığını, artık ambalajda tüketiciler ve markaların alüminyumu tercih ettiğini dile getirip alüminyum sektörü için yeni kategorilerde fırsat açıldığını belirttiler. Alüminyum geri dönüşümü konferansta öne çıkan hususlardandı. Zira alüminyum üretiminde karbon salımının büyük kısmı enerjiden kaynaklanıyor. Hal böyle olunca cevherden yapılan birincil alüminyum üretimi için gereken enerjinin yaklaşık %5’iyle üretim yapılabilen geri dönüşümden alüminyuma talebin artması bekleniyor. İlerleyen süreçte alüminyum hurdayı bulmak zorlaşabilir.

Konuşmalarda, alüminyum içecek kutularında kapalı döngü geri dönüşümün teşvik edilmesi gerektiği dile getirildi. Ayrıca, depozito toplama sistemlerinin kurulması, hedef belirlenmesi, toplama altyapısının oluşturulması, ayrıştırma safhası için ürün tasarım rehberlerinin hazırlanması, teşvik için doğru bedelin belirlenmesi, yüksek getirili ve nitelikli geri dönüşüm için yeni teknolojilerinin benimsenmesi, yerelde geri dönüşümün artırılması ve ham madde ithalatının azaltılması, geri dönüşüm standartların belirlenmesi, geri dönüştürülmüş ürünlere vergi indirimleri sağlanması gibi alüminyum kutuların tam döngüselliğini sağlamaya yönelik öneriler sunuldu.

Avrupa Alüminyum Birliği temsilcisi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasından (SKDM) alüminyumun dolaylı emisyonlarının çıkarılması talebinde bulundu. Gözden geçirme mekanizmasının önemine değindi. SKDM kapsamında üç geçiş yılı döneminde toplanan verilerin değerlendirileceği belirtiliyordu. Eğer toplanan veri ETS altında toplanan veri ile karşılaştırılabilir olmazsa, ya da SKDM yürürlüğe girdiğinde amacına uygun şekilde emisyonları azaltmaz, karbon kaçağını engellemezse, ya da eğer üçüncü ülkeler tarafından alınacak misilleme önlemlerinden AB ihracatı ve işletmeleri ciddi şekilde etkilenirse;  çözüm bulunana kadar SKDM’de sonraki adıma geçilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Kablo sektöründen bir konuşmacı, yeşil dönüşümde elektrifikasyonun öneminden bahsetti. Bu çerçevede alüminyumun bakır ikamesi olarak kullanılabileceği alanlar olduğunu dile getirdi. 

Konferanstaki genel kanı, COVID-19 karantinasından sonra pazarın tüm segmentlerinde güçlü bir toparlanma yaşandığı şeklinde. 2022 için de tahminler pozitif. Ukrayna’daki savaş ve Çin’in sıfır COVID politikasının yarattığı belirsizliğe rağmen alüminyum sektörünün tüm alt segmentlerindeki talebin güçlü şekilde büyümesi bekleniyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar