Cuma günlerini de haftasonu tatili yapalım mı?

Ussal ŞAHBAZ
Ussal ŞAHBAZ Global İşler Ussal@me.com

Yılbaşı yaklaştı. Avrupa ve ABD’nin aksine ülkemizde uzun sene sonu tatilleri yok. Gerçi son zamanlarda birçok özel okul, yabancı öğretmenleri yüzünden sene sonu tatil uygulamasına geçince çocuklarına bakmak zorunda kalan beyaz yakalı veliler de yıllık izin kullanmak zorunda kalıyor. Yine de halimize şükredelim. Mesela İsrail’de 1 Ocak bile tatil değil. Tatillerden ve dünyaya uyumdan söz etmişken, COVID-19 sonrası yine ilginç şeyler oluyor.

Geçen hafta Birleşik Arap Emirlikleri yönetimi hafta sonu günlerini 2022 başından itibaren değiştirdiğini açıkladı. İlk hedef hafta sonunu Cuma-Cumartesi yerine Batı ülkeleriyle uyumlu biçimde Cumartesi-Pazar’a almaktı. Malum biz bu adımı 1935’te atmıştık. BAE muhafazakâr çevreler Cuma Namazına nasıl gideceğiz deyince, hem Cuma öğleden sonra hem de Cumartesi-Pazar hafta sonu tatili ilan edildi. Hatta muhafazakâr Sharjah Emirliği Cuma-Pazar üç gün tatil uygulayacak. Böylece BAE dünyada ilk kez resmen uzun hafta sonu uygulamasına geçen ülke oldu.

Üç günlük hafta sonunun denendiği başka ülke ve kurumlar da var. İzlanda’da geçen yıllarda yapılan deneylerin ardından çalışanların %86’sı ya kanunen ya da şirketleriyle anlaşarak bu hakkı elde etmiş. ABD ve Avrupa’da benzer uygulamalar yapan şirketler de var. Çalışanların mutluluğunun arttığına şüphe yok. Çünkü iki günlük hafta sonları zaten günlük işleri hallederek geçiyor. Buna tatil demek mümkün değil. Yapılan araştırmalar saat başı verimliliğin de yükseldiğini gösteriyor. Toplam çıktı artıyor mu belli değil. Ancak çalışanlardan gelen talebin yönü açık.

Krizden bireysel girişimcilik çıkar mı?

Bu arada, Aralık başında ABD’de açıklanan işgücü istatistiklerinden de ilginç sonuçlar geldi: İşveren anketleri iş alımların yavaşladığını gösteriyor. Hane halkı anketleri ise istihdamın 1,1 milyon kişi arttığını gösteriyor. Yani işverenler çalıştıracak insan bulamıyor ama çalışan sayısı artıyor. Bu nasıl iş? Cevabı bulmak için ABD’de yeni kurulan şirket sayısına bakmak lazım. Yeni kurulan şirketlerin aylık ortalama sayısı Mart 2020’den, yani COVID-19 başladığından beri, ikiye katlanarak 200 binlerden 400 binlere çıkmış. Görünen o ki, birçok Amerikalı artık bir şirkette “çalışan” olmak yerine, kendi işletmesini kurup zamanını farklı işlere bölmeyi tercih ediyor. Böylece hiçbir kurumun “kölesi” olmuyorsunuz ve tatillerinizi istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz. Becerilerinizi birkaç işte daha iyi değerlendirebiliyorsunuz. Tüm yumurtaları aynı sepete koymayarak çalıştığınız şirket “küçülmeye” karar verdiğinde diğer işlerinize devam edebiliyorsunuz. Mükellef.co şirketinin geçen ay yayımladığı Türkiye’de bireysel girişimcilikle ilgili rapor bu trendleri çok güzel anlatmış.

Tüm krizler aynı zamanda yeni fırsatlar getirir. COVID-19 krizinin insanlığa katkısı da belki bireysel girişimcilik dönüşümünü hızlandırmak olacak. İşgücü daha esnek daha keyifli bir hayata yönelecek. Genel kabul görmüş kurallar değişecek. Biz içinde bulunduğumuz krizden bir fırsat çıkarabilir miyiz, bunu da göreceğiz. 2008’de Yunanistan’da kriz olunca yıllardır borçla şişen ekonomide hala annesinin evinde bekar hayatı sürüp tatil yapan 30 yaşına yakın Yunanlı gençler Londra’ya gidip çalışmak zorunda kalmıştı. Öyle ki, Selanik’in iyi liselerinden mezun bir arkadaşım, “bizim sınıftaki 35 kişinin 32’si şu an Londra’da çalışıyor” demişti. Arada yıllar geçip iktidarlar değişince o Yunanlılar evlerine dönüp, dünyadaki bağlantılarını kullanarak yeni işler kurmaya başladı.

Bugün Londra’ya yerleşmek eskisi kadar kolay değil. Onun yerine Zoom ve Slack var. Eğer yazılımcıysanız veya internetle ilgili başka bir iş yapıyorsanız becerileriniz pasaport haline geliyor. Yabancı şirketler Türkiye’de oturup, bireysel girişimci olarak uzaktan Londra’ya çalışacak beyaz yakalı avında. Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethettiğinde Bizanslı din adamlarının meleklerin cinsiyeti üzerine hararetli bir tartışma yapıyor olması gibi, biz de bu ortamda hala teknoparklarda uzaktan çalışma %50 mi olsun %75 mi olsun diye tartışmaya devam ediyoruz. 19. yüzyıldan kalma çalışma mevzuatını bugünün işlerine uygulamaya çalışıyoruz. 2022’de de kurumlar teknolojilerin gerisinden gelmeye devam edecek. Haftaya yazımda 2022 tahminlerimi açıklayacağım.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kaplan devri bitti mi? 13 Mayıs 2022