Dağlık Karabağ’da kim kazançlı?

İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ dunyaweb@dunya.com

Ermenistan-Azerbaycan arasında on yıllardır süren çatışmanın bitiyor olması, bünyesinde tarihi bir olay olma potansiyelini taşıyor. Eğer, taraflar varılan anlaşmaya riayet ederlerse, bölgeyle ilgilenen başlıca aktörlerin her biri hedeflerini bir oranda gerçekleştirmiş olacaklar. Ermenilerin uğradığı kayıplar dahi orta vadede bir kazanca dönüşebilir. Önümüzde ne gibi gelişmeler olabilir, savaş sona erdiğine göre, şimdi Türkiye’nin çıkarları nerede yatmaktadır?

Çatışmalar durduğuna göre, bu işten kazançlı çıkan var mı?

Kazanan ve kaybedenlerden söz ederken, hem farklı alanların özelliklerini hem de zaman çerçevelerini göz önüne almak gerekiyor. Örneğin güvenlik, siyaset ve iktisat alanlarındaki kazançlar birbirinden farklı nitelikte olabilir. Ayrıca kazancın kısa vadede mi, yoksa orta veya uzun vadede mi gerçekleştiğini belirlemek gerekir.

Kısa vadeli bir çerçeveden baktığımızda, Rusların Kafkaslara bölgede güvenliği sağlayıcı asli unsur olarak geri döndüğü dikkati çekiyor. Bu süreçte Ermenistan’ın güvenliğini ve bölgede barışın Rusya’ya bağlı olduğu ilkesini şu an için güvenceye bağlamış görünüyorlar. Buna karşılık Amerika ve Fransa gibi diğer aktörler ise şimdilik sürecin dışına itilmiş görünüyorlar.

Türkiye’ye dönecek olursak, başlıca hedeflerinden biri olan Azerbaycan’ın işgal altında olan topraklarını geri alması başarılmış görünüyor. Bunun yanında, Türkiye’nin bölge ülkelerine gerek askeri eğitim gerek silah ve gereçler sağlayacak imkânlara sahip olduğu da kanıtlandı ki, bunun gerek Kafkaslar’da gerek diğer komşu bölgelerde etkisi hissedilecektir. Ayrıca, Türkiye Ermenilerden geri alınan bölgelerin yeniden inşasında, hatta, bir ihtimal, Nahçıvan Özerk Bölgesi ile Azerbaycan arasında inşa edilmesi öngörülen yolun yapımında sorumluluk üstlenecektir.

Ermenistan’a ek olarak, en ağır kayba uğrayanlar Amerika ve Fransa’da yerleşik, Ermenistan’a verdikleri maddi destek karşılığında bu ülkeyi Büyük Ermenistan hayalleri peşinde irredentist politikalar izlemeye tahrik eden Ermeni diasporasıdır. Ermenistan fakir, denize açılışı olmayan ve dış yardıma fazlasıyla muhtaç olması nedeniyle de diasporanın bekleyişlerine cevap verme baskısı hisseden bir ülkedir.

Peki, uğradığı kayıplar Ermenistan’ın diasporanın etkisinden uzaklaşmasını sağlayacak mı?

Derhal böyle bir sonucun ortaya çıkmasını bekleyemeyiz. Ancak, Ermenistan sağduyulu bir politika izlemeyi benimseyebilirse, bölge ülkeleriyle ilişkisini yeniden kurgulayabilir. Yakın geçmişte Türkiye- Ermenistan arasındaki ilişkilerin gelişmesinin önündeki en önemli engel, Ermenistan’ın Azeri topraklarını işgal etmiş olması idi. Şimdi Azerbaycan kaybettiği toprakları geri alıyor. Buna karşılık Ermenistan diasporanın kendisini sürüklediği politikanın başarısızlığını gördü. Hemen olmaz ama, yaşadıkları tecrübe Ermeni siyaset adamlarına orta vadede ülkelerinin Kafkaslardaki yerini ve komşularıyla ilişkilerini nasıl düzenleyeceklerini yeniden düşünme fırsatı verebilir.

Türk-Rus ilişkilerine eğilirsek, her iki ülke de Kafkaslara kendi nüfuz bölgesi olarak bakıyor. Gelişmeler ikisi arasındaki ilişkilerin seyrini nasıl etkiler?

İki ülke arasındaki ilişkilerde diğer bölgelerde karşılaştıkları güçlükler -örneğin Libya’da ve Suriye’de-. düşünüldüğünde, her iki ülkenin de ilişkilerinde yeni bir sorun çıkmaması için azami gayret göstereceklerini tahmin ederim. Dağlık Karabağ’da güvenliği sağlamayı Rusya üstlenmiştir; denetleme karargâhında ise Türk subaylarının da bulunacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Türkiye askeri bakımdan Azerbaycan’da çok faaldir. Özet olarak, Türkiye’nin bölgedeki konumu zayıflamamış, güçlenmiştir.

Hatırlanması gereken diğer bir husus, mal ve hizmet temini açısından Türkiye’nin bölgesel bir dev olduğudur. Kafkaslara komşu olan diğer iki büyük ülke -İran ve Rusya- tüketim malları, gıda ve başta inşaat olmak üzere hizmet sektörlerinde Türkiye kadar güçlü değillerdir. Türkiye’nin bölgeye temel mal ve hizmet sağlayıcısı rolünü daha da geliştirmesi muhtemeldir.

Daha önce de değindiğiniz gibi, Rusya’nın Ortadoğu’da artan nüfuzu Türkiye için bir endişe kaynağı oluşturuyor. Türkiye’nin Dağlık Karabağ’daki gelişmeler sonucu Kafkaslarda güçlenen varlığı daha büyük jeopolitik resmi nasıl etkileyecektir?

Şu anda önemli bir jeopolitik değişme yarattığını söylemek abartılı olsa da, gelişmelerin Türkiye’nin Ortadoğu’da da daha güçlü bir rol aradığını teyit ediyor. Rusya ve Türkiye, yürüttükleri işbirliğini zedelemeden güç rekabetini nasıl yönetebileceklerini tartmaya çalışıyorlar. Rusya’nın Kafkaslar’da bir Türk mevcudiyetini arzulamamasına rağmen Türkiye’nin bölgedeki artan varlığı inkâr edilmesi mümkün olmayan bir gerçek. Gelecekte bu varlığın azalacağını beklememiz için de inandırıcı bir neden bulunmuyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Rusya sıkıntıda 12 Ekim 2020