Daha iyi yönetmek istiyor musunuz?

İyi yönetimin çok boyutu var ancak özellikle üç boyut ön plandadır. Lider­lik, yöneticilerin kapasitesi ve sistem. Bunlara bir de dördüncü ekleyebiliriz ama o lezzetli bir pastanın tepesindeki çi­lek gibidir: yönetişim. Pasta lezzetli değil­se, üstündeki çilek anlam ifade etmez.

İyi yönetimin üç unsuru

Liderlik işi kuran, stratejileri geliş­tiren, işin doğru yöne gitmesini sağla­yan, yönetim ekibini oluşturan, insanla­rı inandıran ve motive eden güçtür. Yö­neticinin kapasitesi, tecrübe ve yetkinlik (alan, sektör, süreç, fonksiyon), yönetsel (planlama, örgütleme, iş yaptırma, kont­rol) ve duygusal zeka becerilerinden olu­şur. Sistem ise, şirketin tüm yönetsel, teknolojik ve kurumsal unsurlarıdır. Şir­ketin kalite yönetimi, süreç yönetimi, iç kontrol, risk yönetimi, uyum, bilgi güven­liği ve iç denetim sistemleri ile ERP sis­temi, CRM süreçleri, veri yönetimi, poli­tika ve prosedürleri, alacak yaşlandırma metodolojisi gibi. Bu üçü eş zamanlı ola­rak geliştirilmez veya güçlendirilmez ise, kurumsal başarı gelebilir ama sürdürüle­bilir olmaz. Üç unsurlardan en az ikisinde çok iyi durumda olmayan şirketler belirli bir süreç sonunda (konjonktür, hatalı ya­tırımlar ya da talep/pazar sorunları) mu­hakkak sıkıntıya düşer.

Sorun hangilerinde?

Türkiye’de liderlik sorunumuz oldu­ğunu düşünmüyorum. Aksine çok güçlü liderler, patronlar, tepe yöneticilerimiz var. Sorunun yönetici kapasitesi ve sis­tem tarafında olduğunu düşünüyorum. Ya buralara yatırım yapmak istemiyoruz, ya da hatalı yatırımlar yapıyoruz. Bu iki bacaktan en az biri sürekli sıkıntılı oluyor. Belirli bir alandan/sektörden gelen yöne­ticiyi iyi yönetici olarak kabul ediyoruz. İyi bir alan/sektör uzmanı olabilir, tek­nik bilgileri güçlü olabilir ama ya yönet­sel ve duygusal zeka becerileri? Bunlar olmadığında iyi yönetim sergilenemiyor. Zaten bunlar eksik olduğu için bürokra­tik, çok katmanlı, prosedürle şirketlere sahibiz. Yöneticiler zayıf, bari katı yapı­lar ile yönetimi ve kontrolü sağlayalım deniyor. Sektöründe öncü şirketler gö­rüyorum, en alttan en üste 8-9 yönetim kademesi var. Kamu idaresi gibiler. Bu şekilde neden kar edemiyoruz diye an­lamaya, analizler yapmaya çalışıyoruz. Bu çağa hiç de uygun olmayan bu yapılar nedeniyle de insiyatif kullanamıyor, ino­vasyon yapamıyor, yönetsel sistem oluş­turamıyor, hatta bu yapının temel unsuru olan emir-komuta zincirini dahi çalıştı­ramadan, tüm yetkileri en üstte topluyo­ruz. Olan liderlere oluyor. Ya başarısız­lık, ya sağlığı kaybetme ya da özel hayat sorunları! Aslında ekonomide, şirketler­de, siyasette klasik bir Türkiye hikayesi... Sistem tarafı daha beter. Kavramsal ta­sarımları süreç yönetimi sanıyor, ERP ye geçince iş akışları iyileşecek sanıyo­ruz. Kontrolden anladığımız, “check et­mek”. Risk yönetiminden anladığımız kriz yönetimi! İç denetimden anladığı­mız suistimal denetimi. Bin bir emekle, yatırımla kurduğumuz, her şeye çare ola­cak dediğimiz ERP’lerin içinde dahi ka­lamıyor, ilk fırsatta Excel›e, üçüncü parti yazılımlara kaçıyoruz.

Moda yönetim yaklaşımları çare değil!

Bu bahsetmiş olduğum konularda so­run yaşadığımızda, o an ne modaysa (ka­lite, yalın, dijital dönüşüm, sürdürülebi­lirlik) ona sarılıyoruz. Diyoruz ki, “herkes bu yönde gidiyor, bizim de başarı için o yönde gitmemiz lazım”. Hemen pozisyon­lar oluşturuyor, danışmanlıklar alıyor, ya­zılımlara yatırım yapıyoruz. Bu konula­rın, doğru uygulanır ve yorumlanırsa yu­karıdaki dört unsura dokunan yanları var elbette. Ancak, bize büyük resmi vermi­yorlar. Önce büyük resmi görmek gerek. İyi yönetimin bu üç unsuru dahilinde mevcut durumunuzu net olarak ortaya koyacak bir check up yapmalı, sonrasın­da bu check up sonuçlarına göre kararlar almalı, aksiyon planları oluşturmalısınız.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.797,04 0,00 %
Dolar 43,6317 0,01 %
Euro 52,0068 0,15 %
Euro/Dolar 1,1911 0,14 %
Altın (GR) 7.096,48 0,57 %
Altın (ONS) 5.056,50 0,51 %
Brent 68,9700 0,28 %