Danimarka’ya 24 Euro’ya organik gömlek üretiyoruz

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

YAPILARDA Enerji Verimliliği Derneği’nin (VERİMDER) “Anadolu Buluşmaları” kapsamında düzenlediği toplantı için Malatya’ya giderken uçakta İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Paşahan’la karşılaştım.

Dünyanın önde gelen markalarına gömlek üretimiyle bilinen Zevigas Tekstil’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Paşahan’a Malatya’daki fabrikasını görmek istediğimi söyledim:

-        Malatya OSB, şehre giderken yolumuzun üstünde. Denk gelmişken fabrikanı gezmek isterim.

Paşahan’la havalimanından doğrudan OSB’ye gittik, kardeşi Aziz Paşahan’la birlikte Zevigas Tekstil’in fabrikasında tura başladık:

-        Bu fabrikayı 25 milyon liralık yatırımla pandemiden hemen önce devreye aldık. Yatırımı Euro bazında yapmıştık. Kur artışını dikkate alırsak yatırımımız bugün 45 milyon lirayı buluyor.

Fabrikada 250 kişinin çalıştığını bildirdi:

-        Günde 4 bin 500 adet gömlek üretiyoruz. 2022’de günlük üretim 6 bin 500 adede çıkacak.

İhracat yaptıkları ülkeleri sordum, sıraladı:

-        Almanya, İngiltere, Danimarka ve İspanya. İhracatımızın önemli bir bölümü İspanya’ya gidiyor.

Danimarka’da bir markaya “organik gömlek” ürettiklerini anlatınca, üretim bedelini merak ettim, paylaştı:

-        Organik sertifikamız var. Organik gömleği 23-24 Euro’ya üretiyoruz.

Organik gömlek için kumaşı nereden aldıklarını sordum, gururla yanıtladı:

-        Elbette ülkemizden alıyoruz. Türkiye’de organik gömlek kumaşı üretiminde çok başarılı olan firmalar var.

Ardından toplam ihracat verisini aktardı:

-        Üretimimizin yüzde 90’ı ihracata gidiyor. Bu yıl ihracatımız 10 milyon dolar dolayında seyrediyor. Hedefimiz 2022’de ihracatımızı 25 milyon dolara çıkarmak.

Fabrikanın çevresinde yürürken yan taraftaki parseli işaret etti:

-        Merkezimiz İstanbul Güneşli’de. İlk üretim yerimiz de orada ve çalışmaya devam ediyoruz. İkinci fabrika için memleketimiz Malatya’yı tercih ettik. Bu yatırımı yaparken Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’na, “Yan arsayı bize ayırın” dedim.

Bu cümlesinden genişleme yatırımı planladıklarını anladım, sürdürdü:

-        Yandaki 11 dönümlük arsayı bir başka yatırımcıya verdiler. Ben de Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı’na sitem ettim. Bunun üzerine yan arsadan 3 dönümlük bir pay ayırdılar. Onun işlemleri sürüyor.

Arsa işlemi tamamlanınca ek yatırıma başlayacaklarını kaydetti:

-        Yemekhane ve sosyal alanlarımızı o tarafa kaydıracağız. Mevcut yemekhane ve sosyal alanları üretim hatlarının olduğu bölüme katacağız. İstihdamımız da 450 kişiye ulaşacak.

Fabrikanın bahçesinden biraz ilerideki fabrikaya dikkatimi çekti:

-        İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe de buraya Talu Tekstil olarak yatırımını yaptı. Biliyorsunuz kendisi LC Waikiki’nin üretim tarafı olan Taha Grubu’nun içinde yer alıyor.

OSB’ye her gittiğimde işlerini İstanbul’da, Ankara’da kurup büyüten Malatyalı iş insanlarının yatırımlarında doğup, büyüdükleri kentlerini unutmadıklarını görüyorum.

Ahmet Çalık, Vahap Küçük-Mustafa Küçük, İsmail Kısacık, Erman Ilıcak, Adnan Başdemir, Mustafa Tecdelioğlu-Çetin Tecdelioğluİlhan Şahintürk, Mehmet Çeker, kente yatırım yapan Malatyalılar arasında öne çıkıyor.

Evine girdi vefat etti

VERİMDER’in toplantısı için Malatya’ya gittiğimde pandemiyi dikkate alarak ablama, yeğenlerime uğramak yerine telefon ettim.

Yeğenlerimden bankacı Yasemin Yalçın Kan’ı aradığımda 1.5 aydır yoğun bakımda olan babasının, yani eniştem Mehmet Yalçın’ın durumunu sordum. Bu kez çok daha fazla endişeliydi:

-        Yoğun bakımdaki özel solunum cihazlarından ayırabilmeleri pek mümkün görünmüyor. Akciğeri artık neredeyse görevini yapamıyor.

Eniştem geçmişte adı YSE (Yol, Su, Elektrik) olan, daha sonra Köy Hizmetleri’ne dönüşen kurumda uzun süre greyder operatörü olarak çalıştı. O dönemde maske takmak kimsenin aklına gelmediği için yollarda epey toz soludu.

Erken yaşlarda astım sıkıntısı ortaya çıkan eniştem, sigarayı da 20 yıl önce bıraktı. Ancak, astım sıkıntısı gün geçtikçe arttı. Emekli olduktan sonra zaman içinde astımı “koah”a dönüştü, evde oksijen tüpü ile solunum desteği alır noktaya geldi.

Son birkaç yıldır arada ablam Fadime Yalçın, yeğenlerim Levent Yalçın, Yasemin, Nesrin ve Nursemin’le konuştuğumda eniştemi 10-15 günü geçmeyen sürelerle yoğun bakıma yatırdıklarını söylüyorlardı.

1.5 ay önce de evde oksijen desteğine rağmen solunum krizine girince ilk yer buldukları hastaneye götürmüşlerdi.

Yasemin, eniştemin her ziyarette kendilerine neredeyse yalvardığını belirtti:

-        Ben ve kardeşlerim yanına birkaç dakika girdiğimizde kolumuza yapışıyor, “Beni eve götürün. Evde daha iyi olurum” diyor.

Israrlarına dayanamayan yeğenlerim, 28 Ağustos 2021 günü hastaneden, doktorun özel izniyle eniştemi solunum cihazı bulunan ambulans ve ekiple eve götürmüş. Doktor ekibe talimat vermiş:

-        Hastamız evinde 1 saatten fazla kalmasın. Ambulans beklesin, siz de yanında olun. Hemen getirin.

Eniştem evine girdiğinde belirli, belirsiz gözlerini aralamış… Sonra kalbi durmuş. Ekibin müdahaleleri, kalp masajı onu hayata geri döndürmeye yetmemiş.

Allah rahmet eylesin Eniştem…

Mekanın cennet olsun…

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar