Davos, yeni dünya düzenini tescil etti
İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen bu yılki Dünya Ekonomik Forumu, artık kurallara bağlı eski dünya düzeninin tamamen bittiğini ve güçlünün zayıfı ezdiği yeni dünya düzeninin başladığını ispat eden bir karbon testi niteliğindeydi.
Bu seneki Davos Zirvesi nelere sahne olmadı ki? ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı alma isteğini “NATO’nun bütçesinin yüzde 100’ünü biz veriyoruz ama bize bir buz parçasını çok görüyorlar” şeklinde ifade ettiği sözlerinden tutun da Kanada Başbakanı Mark Carney’nin kendi işlerine geldiği için uydukları kurallara dayalı düzenin ölümünü ilan ettiği itiraf niteliğindeki konuşmasına kadar her şey bir dönemin kapandığını gösterir nitelikteydi. Trump’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un güneş gözlükleriyle dalga geçtiği “O neydi öyle yaa” şeklindeki konuşmasını saymıyorum bile.
Davos, geçen hafta boyunca Donald Trump’ın tıpkı oyuncağı için tutturan bir çocuk gibi “Grönland” diye tutturmasından ABD başkanının Gazze için Barış Kurulu’nu kurmasına kadar, önemli jeopolitik hamlelere ev sahipliği yaptı. Aslında Trump’ın çıkışları, Dünya Ekonomik Forumu’nun bizzat temsil ettiği “liberal elitizme” karşı bir tepki niteliğindeki dünya çapındaki popülist hareketlerin canlanmasının en bariz örnekleriydi.
Avrupa şokta
Şüphesiz zirveden en büyük şokla ayrılanlar Avrupalı ve onlarla benzer düşünen liderler oldu. Çünkü Davos boyunca yapılan toplantılar ve konuşmalar, ABD’nin NATO’daki müttefikleriyle ilişkilerinin doğasını değiştirdiğini açıkça ortaya koydu.
Avrupa ülkeleri, Transatlantik ilişkilere veya NATO’ya rahatça güvenemeyecekleri yeni bir gerçekliğe ya da paralel bir evrene uyanıyor gibiydi.
Örneğin Kanada Başbakanı Carney, kurallara bağlı eski dünya düzeninin zaten yeterince adil olmadığını bildiklerini itiraf ederken, yeni düzenin ise eskiyi aratacağını şu sözlerle açıkladı:
“Orta büyüklükte ülkeler birlikte hareket etmelidir, çünkü masada yer almazsak, menüde yer alırız.”
Yani G7 ülkesi olan Kanada’nın bile kendini güvende hissetmediği, masada yem olmaktan korktuğu bir dünyadan bahsediyoruz.
Zelensky ise Avrupa’nın eylemsizliğini eleştirerek, “Avrupa, ABD başkanını değişmeye ikna etmeye çalışırken kaybolmuş görünüyor. Avrupa daha çok coğrafya, tarih, gelenek gibi görünüyor, gerçek bir siyasi güç, büyük bir güç gibi değil” dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “yeni bir bağımsız Avrupa” çağrısında bulunurken, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “yeni büyük güçler dünyasının güç, kuvvet ve gerektiğinde zorlama üzerine inşa edildiğini” söyledi.
Macron “kuralsız bir dünyaya doğru kayma” konusunda uyarıda bulundu. Fransız Cumhurbaşkanı, Avrupa’nın “çok naif” olduğunu ve “zorbalara karşı bir değer olarak saygıyı tercih ettiğini” savundu.
Hatta Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın, geçen çarşamba günü ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in Avrupa’yı eleştiren konuşması sırasında yemek masasını terk ettiği dedikoduları kulislerde dolaştı.
Avrupalı liderler, Trump’ın başını çektiği yeni dünya düzenine karşı seslerini yükseltmeye çalışırken, Trump’ın kurduğu “Barış Kurulu”na Belçika ve Macaristan dışında AB ülkelerinden katılım olmaması dikkat çekti.
Kısacası dünyada bildiğimiz uluslararası hukuk düzeni bozuluyor, kurallar yeniden yazılıyor. Ve yeniden yazılan bu kurallarda güçlünün zayıfı ezdiği “orman kanunu” egemen olacak gibi gözüküyor.