10 °C
A. Levent ALKAN
A. Levent ALKAN aleventalkan@gmail.com

Değişmeyen tek şey değişimin kendisi

Değişim kaçınılmazsa, en akıllıca yol uyum sağlamaktır. Ağustosun enflasyon resminde, çekirdek göstergelerle üretici fiyatları enflasyonunda ipler koptu. %2.3 manşet TÜFE’ye karşın, piyasanın %2.2 beklentisi vardı. Yıllık enflasyon %15.8 düzeyinden %17.9’a yükselmişti. Enflasyondaki kur etkisi, olabildiğine güçlü seyretmektedir. Ağustos resmi bakarsak, gıda alt sektöründe hemen hemen hiç artış tok. Bu durumu takvim ya da mevsimsel etkilere bağlamak gerekiyor.

Hatırlarsanız, merkez bankası yılın ilk günlerinde hükümete açık mektup yazmıştı. Hedefle gerçekleşme arasındaki sapmanın nedenlerini ortaya koymuştu. Burada; enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir politika duruşu takip edilecek deniliyordu. Enflasyon 2018 sonunda yüzde 7.9, 2019 yıl sonundaysa yüzde 6.5 düşünülüyordu. Orta vadede de yüzde 5 düzeyinde bir istikrar kazanılacağı öngörülmekteydi. Yani enflasyon, yüzde 70 olasılıkla, 2018 yılı sonunda yüzde 6.5 ile yüzde 9.3 aralığında (orta noktası yüzde 7.9), 2019 yılı sonunda ise yüzde 4.7 ile yüzde 8.3 aralığında (orta noktası yüzde 6.5) sonuçlanacaktı. Yani, yılbaşındaki tahminlerde enflasyon tek hanedeydi. Merkez bankasının 3. çeyrek enflasyon raporu notlarında 2018 sonu %13.4 şeklinde revize edilmişken, tartışmasız bir çift hane gerçeği görülmektedir. Enflasyon beklenti anketinde Mart 2018 sonrasından başlayan tırmanış sürmektedir. Önümüzdeki hafta gerçekleşecek Eylül beklenti anketinde de sonucun değişmeyeceğini şimdiden tahmin edebiliyoruz.

İçerdeki enflasyon dinamiğinden başımızı kaldırıp büyük resme bakarsak, kafaların dünyada da çok karışık olduğunu görürüz. Küresel ekonominin geleceği, mitolojide babasını dinlemeyip balmumu kanatlarıyla güneşe yakın uçmuş “ikarus” gibi tasvir edilmektedir. Martin Felstein “kaçınılmaz bir uzun vadeli faiz artışıyla balonları patlayacak borsalar” gerçeğini işaret ediyor. Öte yandan Jeffrey Frankel, “güncel toparlanmaları derin resesyonlar takip edecek” derken, Kenneth Rogoff, “teşvik politikaları bugün çalışıyorsa da, özünde kurumlara saldıran niteliğiyle uzun vadeli algıları tahrip etmektedir” diyor. Benjamin Cohen “Trump’ın davranışları doların hegemonyasını sallıyor” bakışını öne çıkarırken, Blits ve Dugger “hükümetlerin mali yükümlülüklerinin hasır altına sürülmekte olduğuna” dikkatleri çekiyor.

Özetle, biz “önümüzü kış tutalım da yaz gelsin” derim. Hem dünya, hem coğrafya, hem kültürler arası etkileşim maalesef zorlu bir dönemi çağrıştırıyor. Esneyen küresel ve yerel ekonomik dinamikler gerçeğine karşı, aynı hassasiyette olmaktan çok farklı alternatiflerimiz de yok gibi görünüyor.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.