Denklem değişiyor mu?

Enflasyonda sürpriz, piyasada tereddüt, Merkez Bankası’nın zor kararı

Eylül ayı enflasyon verisi, Türkiye ekono­misinin mücadele ettiği sorunlar yeni­den görünür oldu. TÜİK verilerine göre aylık TÜFE artışı beklentilerin oldukça üzerinde, %3,23 olarak gerçekleşti. Yıllık TÜFE %33,3’e yükselirken, 16 ay sonra ilk kez bir önceki ayın üzerine çıkmış oldu. Yani dezenflasyon söyle­minin yerini yeniden “enflasyon katılığı” aldı. Yurtiçi ÜFE’deki %2,52’lik artışla yıllık %26,6 seviyesi, maliyet tarafındaki baskıların da ye­niden gündeme getirdi. Bu tablo, “katılaşan” fi­yat dinamiklerinin artık sadece talep değil, arz yönlü sorunlarla da beslendiğini teyit ediyor.

Veri setinin detayları da bunu açık biçimde ortaya koyuyor. En güçlü negatif sürpriz gıda­dan geldi: %4,62’lik artış aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptı. Eğitim grubundaki %17,9’luk artış 0,48 puan, konut fiyatlarındaki %2,56’lık yükseliş 0,44 puan ve ulaştırmadaki %2,81’lik artış da 0,44 puanlık katkı sundu. Enflasyo­nun “yayılımı” arttı; C endeksi (çekirdek) de aylık %3,22 artışla yıllık %32,5’e çıktı. Yani sa­dece gıda değil, artık her kalem zam görmeye başladı. Bu durum, TCMB açısından para poli­tikasının etkinliğini sınırlandıran bir gelişme.

TCMB ne yapacak?

23 Ekim’deki Para Politikası Kurulu toplan­tısı bu anlamda kritik olacak. Geçtiğimiz ay “eğilim iyi” diyen Merkez Bankası bu kez ben­zer bir tonda beklemek aşırı iyimserlik olacak. Enflasyondaki bu tablo, sıkı duruşu sürdür­me zorunluluğunu beraberinde getiriyor. An­cak reel sektörün üzerindeki finansman yü­kü, üretim tarafında kırılganlık yaratıyor. Sa­nayi cephesinde daralma eğilimi güçlenirken, kredi maliyetleri firmaları yeniden kısa vade­li döviz bazlı borçlanmaya yöneltiyor. TCM­B’nin dengeyi koruma çabası, “faiz indirme­mek” değil “kontrollü gevşeme” üzerine ku­rulabilir. Bu nedenle 23 Ekim toplantısından 150 baz puanlık sınırlı bir indirim bekliyo­rum. Aksi halde hem kredi piyasasında hem de büyümede sert bir fren etkisi kaçınılmaz olur­du. Yıl sonu TÜFE tahminimizi ise %29,0’ten %30,0’a revize ediyorum.

SP Global’in gözü Türkiye’de

Önümüzdeki dönemde SP Global’in Türki­ye kredi notu değerlendirmesi de önemli ola­cak. Ekonomi yönetiminin mali disiplin vur­gusu sürerken, enflasyon görünümündeki bo­zulma not görünümünü olumluya çevirecek zemini zayıflatıyor. Ancak rezerv birikimi, cari dengede iyileşme ve yabancı girişlerinin devam etmesi sayesinde “durağan görünüm” korunabilir. Küçük bir olasılıkla “pozitif gö­rünüm” revizyonu da gündeme gelebilir, fakat bu tamamen TCMB’nin Ekim enflasyonu son­rasında kuracağı iletişimine bağlı olacak.

Jeopolitik dalgalar: İsrail–Hamas hattı

Küresel risk algısını belirleyecek bir diğer başlık, Orta Doğu’daki yeni diplomatik temas­lar. İsrail ile Hamas arasında yürütülen esir takası müzakereleri bölgede geçici bir yumu­şama umudu doğuruyor. Ancak bu sürecin ka­lıcı olabilmesi için ABD’nin garantörlüğü ve İran’ın pasif desteği şart. Aksi durumda yeni­den sertleşen gerilim, petrol fiyatlarını yuka­rı iterken küresel enflasyon beklentilerini de olumsuz etkileyebilir. Türkiye açısından ise enerji faturasının yeniden artması, enflasyon­daki katılık riskini büyütecektir.

Küresel tarafta dengenin bozulması

ABD’de hükümetin kapalı olması nedeniy­le istihdam raporu yayımlanamadı ama pi­yasalarda umursayan olmadı: S&P 500 yeni rekorunu test etti. Ancak son dönemde yaşa­nan gelişmeler doların rezerv para konumu­nu sorgulatmaya devam ediyor. Öte yandan Avrupa tarafında Fransa’nın liderliğini çek­tiği belirsizlik ortamı Euro/Dolar paritesin­de dolar lehine gelişmelerin habercisi ola­bilir özellikle parite adına 1,16 seviyesi ol­dukça kritik bir eşik. Bu seviyenin kırılması halinde denklem yeniden şekillenmek duru­munda kalacaktır. Küresel sermaye akımla­rı, politika faizleri değil, beklentiler ve siyasi istikrar üzerinden yön buluyor. Japonya’da genişleme yanlısı Takaichi’nin seçim zaferi Nikkei 225’i yukarı taşısa da japon tahville­rine satış geldiğini de gözlemlemekteyiz. Bu konjonktürde altın 3.900 dolar/ons üzerinde rekor tazelemeye devam ederken, güvenli li­man arayışında ön planda kalmaya ve pozis­yonunu korumaya devam ediyor.

Sonuçta hem içeride hem dışarıda taşlar ye­rinden oynarken yeni denge arayışları ufukta görünen ana tema olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar