Devlet Neden Nitelikli İnsanını Kaybetsin?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Recep GÜNDÜZ / Rekabet Hukuku Danışmanı

Bu köşede daha önce enflasyonist dönemde emeğin gelirden aldığı payın azalmasının ekonomi üzerindeki etkilerini tartışmıştık. Bugün Türkiye’de bunun doğal bir uzantısı denilebilecek sert bir polemik yaşanıyor: “Devlet, üst düzey memura kıyak zam yapıyor!” Manşetler böyle atılıyor. Siyaset konuşuyor; sosyal medya ise her zamanki gibi öfkeli ve müstehzi yorumlarla kaynıyor. Sosyal medyada rasyonel bir tartışmanın sonuçlandığını hiç görmediğim için “kıyak zam” gürültüsü arasında kaybolan asıl meseleyi konuşalım istedim. 

En baştan söyleyeyim: Bu satırların yazarı, yıllarca bugün tartışma konusu olan A grubu kadrolarında çalışmış, sonra özel sektöre geçmiş biri. Bu durum kimine göre beni taraflı yapabilir; ama aslında bu pozisyonların dinamiklerine uzun süredir vakıf olduğumu gösteriyor.

Devlet Bu Zammı Neden Yapıyor?

Aslında mesele yeni değil. Bu düzenleme yıllardır konuşuluyor; önceki hükümet dönemlerinde de Meclis gündemine gelip son anda ertelenmişti. Peki neden şimdi? Çünkü artık piston düştü. Devlet belirli kritik görevleri, mevcut ücretlerle yapacak insan bulmakta zorlanıyor. Varsa da kısa süre sonra özel sektör, aynı kişilere çok daha yüksek ücretler teklif ediyor. Nasıl ki iyi yetişmiş mühendisleri yurtdışına kaptırdığımızı tartışıyoruz, benzer bir beyin göçü devlette de yaşanıyor.

OECD/SIGMA’nın kamu ücret sistemlerine ilişkin 2024 çalışması, birçok ülkede benzer bir sorun olduğunu ve rekabetçi ücret sağlanamadığında kamu kurumlarının nitelikli insan kaybettiğini açıkça belirtiyor. Bu sadece bizim gerçeğimiz değil; küresel bir idari kapasite meselesi.

Üstelik bu pozisyonları kısa sürede doldurmak da kolay değil. Çünkü bu kadrolara giriş KPSS’den yüksek puanla, ardından mülakat ve yazılı sınavlarla oluyor. Yabancı dil yetkinliği bekleniyor, üç yıl uzman yardımcılığı geçiliyor, kimi kurumlarda yurtdışı eğitim hakkı tanınıyor. Bu, basit bir memuriyet değil; ülkeyi temsil eden diplomatın, bankaları denetleyen murakıbın, dev şirketleri soruşturan rekabet uzmanının, bakanlık politikalarını hazırlayan uzmanların mesleği.

Peki Neden Şimdi Bu Kadar Kritik?

Birincisi, 2011’de uygulanan “eşit işe eşit ücret” politikası başlangıçta kulağa adil gelse de A grubu mesleklerin ücretlerini aşağı çekti; kurumlar arası ücret farkları kapatılırken, rekabetçi yapılar zayıfladı.

İkincisi, FETÖ tüm ülkeye olduğu gibi bu kurumlara da ciddi zararlar verdi. FETÖ ile iltisaklı olanların ihracı sonrasında insan kaynağı ihtiyacı arttı. Ancak artan ihtiyaç tam olarak karşılanamadı çünkü cazibe azaldı; nitelikli adaylar bu kariyerleri artık tercih etmemeye başladı. Aynı ücreti alacağı daha az çaba gerektiren alanlara yöneldi.

Bu nedenle OECD’nin de altını çizdiği gibi, birçok ülke kamu ücret yapısını güncellemeden kurumsal kapasitesini sürdüremiyor. Bizde de durum farklı değil.

Bu Bir Ayrıcalık mı? Diğer Çalışanlara Ayıp Değil mi?

Haklı bir sitem. Herkes enflasyon karşısında eziliyor. Ancak bir gruba zam yapılması, diğerlerine yapılmayacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu tür zamlar ekonomik reçetelerin insan boyutunu daha görünür kılıyor, sorunların maliyetine sadece emekçilerin katlanmasını da sorgulanır hale getirmek için fırsat yaratıyor. “Fakirlikte eşitlik” sadece herkesin daha kötü koşullarda çalışmasıyla sonuçlanıyor.

Bir de burada sorunun bireysel değil, kamusal olduğunu anlamamız lazım: Bu pozisyonlardan ayrılan insanlar özel sektörde zaten çok daha yüksek maaş alıyorlar. Mesele, devlette yapılan işin niteliğinin düşmesi.

Toplumsal Hafızanın Önemi

Bu satırları yazarken bir yandan teklifin geri çekildiği haberleri geliyor. “Daha kapsamlı çalışma yapılacak” deniyor. Bunun fiiliyatta ne anlama geldiğini tahmin edebiliriz: konu öteleniyor.

Oysa kamu yönetimine ve bürokrasideki bazı faaliyetlere “düşük mal” muamelesi yapmamak, sosyal medya hezeyanları ile pozisyon almamak gerekiyor. Unutmayalım, bundan birkaç yıl önce sosyal medyanın dolduruşuna gelip EYT diye bir garabeti memleketin başına ülkece musallat ettik. O dönemde de benzer kararların geçmişte neye mal olduğunu hatırlatanlar sosyal medyanın linçi karşısında çaresiz kaldılar.  Oysa daha şimdiden bu yanlıştan nasıl dönmenin hesabı yapılıyor. Kamu kurumlarının hafızasını taşıyan, uzmanlığını yıllarla pekiştiren kadrolar tam da bu yüzden kıymetlidir. 

Gerçek Olan Şu

Devletin nitelikli işgücünü kaybetmesi, sadece bireylerin değil, ülkenin kapasitesinin zayıflaması demektir. Yapılan düzenleme “kıyak zam” değil, kamu yönetiminin sürdürülebilirliği için gecikmiş bir adımdır.

Tartışmayı öfke ile değil, gerçeğin kendisi ile yapalım: Kaliteli kamu hizmeti, kaliteli insan kaynağıyla mümkündür. Bunun da bir maliyeti vardır. Bu artışları durdurmak ne devlete ne de diğer dar gelirlilere fayda sağlayacak. 

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9807 0,12 %
Euro 53,7621 0,24 %
Euro/Dolar 1,1435 0,04 %
Altın (GR) 6.182,69 -0,72 %
Altın (ONS) 4.108,30 -0,38 %
Brent 75,6570 -0,40 %