Dezenformasyon algısı
Dünya, Amerikalı sapkın iş insanı Jeffrey Epstein’ın ortalığa saçılan 3 milyon belgesini konuşurken ne kadarının “bilgi”, ne kadarının “belge” ve ne kadarının “algı” olduğu bilinmiyor…
Geçtiğimiz yıl 25 ülkede 31 bin yetişkinle yapılan Pew Araştırması’na göre, internette “yalan haber”lerin yayılması, “ekonomi” ve “terörizm” en önemli ulusal tehditler olarak algılanıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde 2022 yılıyla karşılaştırıldığında, dezenformasyona maruz kalma algısı oranının yüzde 8 arttığı ortaya çıktı. Ankete katılan Almanya, Hollanda, Polonya, İsveç ve İngiltere’de “yanlış bilginin yayılması en büyük ulusal tehdit” olarak görülüyor.
AB Komisyonu ve diğer AB kurumları adına 1974’ten beri düzenlenen, AB üye devletlerindeki kamuoyunu, sosyal ve politik eğilimleri izleyen resmi anket serisi “Eurobarometer” anketine göre, Avrupa genelinde dezenformasyon ve sahte haberlere maruz kaldığını düşünenlerin oranı artıyor. AB ülkelerinde insanların son yedi gün içinde “sık sık” veya “çok sık” dezenformasyon ve sahte haberle karşılaştığını söyleyenlerin oranı yüzde 36’ya ulaştı. Ankete katılanların yalnızca yüzde 12’si dezenformasyonu tanıyabildiğinden “çok emin” olduğunu ileri sürdü.
Araştırmada, gerçek ve doğrulanmış dezenformasyon vakalarını değil, katılımcıların algısı ölçüldü. Ankette katılımcılara, sahte haber olduğunu düşündükleri içeriklerle karşılaşıp karşılaşmadıkları soruldu. Ancak bu içeriklerin gerçekten yanlış olup olmadığı teyit edilmedi.
Dezenformasyona maruz kalındığı algısı “çok sık” ve “sık sık” olarak Finlandiya ve Almanya’da yüzde 26 ile en düşük seviyedeyken, Macaristan’da yüzde 57 ile en yüksek düzeyde olduğu ortaya çıktı. Romanya’da katılımcıların yüzde 55’i, İspanya’da ise yüzde 52’si “sık sık sahte haber gördüğü”nü düşünüyor. Bu oran Bulgaristan’da yüzde 48, Lüksemburg ve Malta’da yüzde 45, Yunanistan’da yüzde 43, Güney Kıbrıs ve İrlanda’da yüzde 42 olarak ölçüldü. Listenin alt sıralarında Finlandiya ve Almanya’da yüzde 26, Çekya’da yüzde 29, İsveç, Litvanya ve Fransa’da yüzde 30 iken, Hollanda, Letonya ve Belçika’da oran yüzde 32 seviyelerde kaldı.
AB genelinde katılımcıların yüzde 31’i, son yedi gün içinde “bazen” dezenformasyon ve sahte haberle karşılaştığını ifade ediyor. AB’de dezenformasyona “bazen” maruz kaldığını düşünenlerin oranı yüzde 66’ya kadar çıkıyor.
AB genelinde yalnızca yüzde 7’lik bir kesim, “hiç” dezenformasyonla karşılaşmadığını söylerken, yüzde 16’sı “nadiren” yanıtını veriyor. Katılımcıların sadece yüzde 10’u bu soruya “bilmiyorum” yanıtını veriyor. AB genelinde “sık sık” veya “çok sık” dezenformasyona maruz kaldığını söyleyenlerin oranı bir önceki araştırma olan 2022 yılıyla karşılaştırıldığında yüzde 8 arttı. Bu artış 22 AB ülkesinde görülürken, dört ülkede gerileme olduğu belirtildi.
Güçlü ve bağımsız kamu yayıncılığı
Medya Çoğulculuğu ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nde araştırma görevlisi Konrad Bleyer-Simon, “Bu algıları açıklamak zor. Çünkü bireylerin kendilerine dair değerlendirmeleri, gerçek yetkinlikleri ya da sorunun gerçek boyutuyla örtüşmeyebiliyor” açıklaması yaptı. Bleyer-Simon, “Bir ülkedeki medya okuryazarlığının seviyesi ve doğrulama faaliyetlerinin yaygınlığı önemli bir rol oynayabilir. Ancak insanların kendi becerilerini ve maruziyetlerini olduğundan az ya da çok değerlendirmesine yol açan psikolojik faktörler de etkili” dedi.
Dezenformasyonun etkisinin siyasi kutuplaşmanın yüksek olduğu, ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği, eğitim sisteminin zayıf performans gösterdiği, kurumlara duyulan güvenin düşük olduğu ve siyasetçilerin daha çatışmacı ve popülist bir dil kullandığı toplumlarda arttığını vurgulayan Bleyer-Simon, “Toplumlar güçlü ve bağımsız kamu yayıncılarına sahip olduklarında, özel medya için etkili özdenetim mekanizmaları işlediğinde, haberlere duyulan güven yüksek olduğunda ve halk haberlerini sosyal medyadan ziyade doğrudan haber kuruluşlarından aldığında dezenformasyona karşı daha dirençli hale geliyor” ifadelerini kullandı. Sosyal medyanın yükselişi “dezenformasyon ve sahte haber” içeriklerin yayılma hızını ve görünürlüğünü de artırdı. Dünyada artık ülkeler gerçeklik yerine “algı yönetimi”yle yönetiliyor…