Dijital Hizmet Vergisi’nin ticaret politikalarına etkisi

Dr. S. Armağan Vurdu
Dr. S. Armağan Vurdu DEVR-İ ÂLEM armagan.vurdu@immib.org.tr

Dünyada, aralarında İngiltere, Fransa, Avusturya, İtalya, İspanya ve Hindistan’ın da bulunduğu çok sayıda ülke, dijital ortamda sunulan çeşitli hizmetlerin %1-%7,5 arasında çeşitli oranlarda vergilendirilmesine yönelik olarak dijital hizmet vergisini (DHV) uygulamaya koymuştu, uygulamaya henüz koymasa da hazırlık duyurusunda bulunan ülkeler de mevcut. Türkiye’de de DHV %7,5 oranında Mart 2020’den beri uygulanıyor.

Haziran 2020’de ABD, Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 10 ülke/ülke grubunun (AB, Avusturya, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Endonezya, İngiltere, İspanya, İtalya, Hindistan, Türkiye) DHV uygulamaları ve/ya önerileri ile ilgili olarak, ABD Ticaret Yasasının 301 No’lu Bölümü (Section 301) çerçevesinde bir ticaret soruşturması başlattı. Section 301, her hangi bir ülkenin ticaret politikaları ve uygulamalarının ABD’nin ticari menfaatlerine zarar verdiğine karar verilmesi durumunda, soruşturmaya konu ülkenin mal ve hizmet ticaretine yönelik veya o ülkeyle ikili ilişkileri kapsamında herhangi diğer bir alanda aksiyon alınabilmesine cevaz veriyor.

DHV Section 301 soruşturmasında, incelemeye konu ülkelerle müzakereleri ve kamu görüşlerini de içeren ABD Ticaret Temsilcileri (USTR) raporu Ocak 2021’de yayınlanmıştı. Raporda, bu ülkelerin DHV’lerinin ABD’li firmalara karşı ayrımcı ve ağır hükümler içerdiği, uluslararası vergilendirme politikalarıyla tutarlı olmadığı öne sürüldü. Sürecin devamında AB, Brezilya, Çek Cumhuriyeti ve Endonezya ile ilgili soruşturma, DHV uygulaması hayata geçirilmediği için 31 Mart 2021’de kapatıldı. Aynı tarihte, Avusturya, Hindistan, İngiltere, İtalya, İspanya ve Türkiye’ye yönelik karşı önlem önerileri açıklandı.

Bu kapsamda ülkemize yıllık yaklaşık 160 milyon dolar ek vergi yükü oluşturacak şekilde; halı, seramik eşya, mücevherat, ev tekstili, mermer ve traverten sektörlerinde yer alan 8’li GTİP bazında 45 ürüne yönelik %25’e varan oranlarda ek gümrük vergisi konulması önerildi. Olası önleme konu ürünlerde ABD'nin Türkiye'den toplam ithalatı yaklaşık 511 milyon dolar. Bu rakamın %38’i halı, %30’u seramik eşya, %26’sı mücevherat, %5’i mermer ve traverten, %2’si ev tekstili sektörlerinden geliyor.

Sürecin bu aşamasında USTR tarafından 7 Mayıs’ta www.ustr.gov/live adresinden canlı yayında verilen Türkiye dinleme toplantısına sektör temsilcileri katıldı ve böyle bir vergilendirmenin neden uygun olmayacağına dair görüşlerini paylaştılar. TİM adına genel görüş de İMMİB Koordinatör Başkanı ve İMİB Başkanı Aydın Dinçer tarafından aktarıldı. Genel olarak, bu ilave vergiler uygulanırsa Amerikalı ithalatçı ve distribütörlerin fiyat artışlarından çok etkileneceği, kalite ve fiyat avantajını birlikte sunan Türk ürünlerinin muadilinin kolay bulunamayacağı ve ABD’li tüketicilerin seçeneklerinin sınırlandırılmış olacağı, talebin diğer bir fiyat avantajı sunan ülke olan Çin’den karşılanacağı ve bu durumda ABD’nin zaten muzdarip olduğu Çin’e karşı ticaret açığının büyüyeceği, inşası devam eden ve Türk ürünleri kullanılan yapılar olduğundan ve tasarımı, yapısı, kalitesi açısından muadili bulunamayacağından ABD’li mimar ve müteahhitlerin artan fiyatlarla bu ürünleri Türkiye’den satın almaya devam etmek zorunda kalacakları veya tedarikçi değiştirerek kaliteden ödün verecekleri vurgulandı. Türkiye Soruşturması Olası Önlem Kararına ilişkin dinleme toplantısı sonrası görüşlerin bildirilmesi için son tarih 14 Mayıs.

Dijital ekonominin adil olarak vergilenmesini temin etmenin önemi aşikâr. Burada tarafların birisi hizmet sağlayıcılar ki burada sektörün liderliği ağırlıklı olarak Amerikalı firmalarda. Diğer tarafta ise hizmetten istifade eden kullanıcılar var. Kullanıcılar hemen her koruma önleminde olduğu gibi tabiri caizse mağdur taraf zirâ, söz konusu ürün ne olursa olsun onu daha pahalı tüketmek zorunda kalıyor. Konunun ilave gümrük vergileri uygulaması gibi farklı boyutlara taşınmaması ve ticaret savaşlarına dönüşmemesi için çok taraflı bir mutabakatın en kısa sürede sağlanması gerektiği kuşkusuz. Burada da OECD’ye önemli bir rol düşüyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar