Dijitalleşme ve teknoloji ile ortaya çıkan riskler

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Sinem TÜRKOĞLU
Mali İşler Direktörü

COVID-19 ile yaşadığımız şok ve belirsizlik ortamının artık ilk andaki yoğun etkisini kaybettiğini söyleyebiliriz. Fakat bu pandemi öncesi döneme geri dönüş olarak algılanmamalıdır. Her ne kadar kısıtlamalar artık yok denecek kadar az, firmalar ticari faaliyetlerine başlamış olsa da toparlanma sürecinin uzun bir dönemi kapsayacağı bir gerçektir.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmadığı için şirketlerin gündemindeki başlıklarda değişiyor. Klasik kâr, zarar, ciro, maliyet ve finansallardan daha çok nasıl bir şirket olmak istediklerinin yol haritasını çizmeye çalışıyorlar. Bu durumda da yeşil büyüme stratejileri, sürdürülebilir kalkınma çalışmaları, müşteri deneyiminin anlaşılması, dijital dönüşüm, yeni İK stratejileri, yeteneklerin elde tutulması gibi konular üzerine çalışmaların yapılması ve yeni çözümlerin üretilmesi gerekiyor.

Ortaya çıkan bu yeni konulardan bu makalenin konusunu dijital dönüşüm ve meydana getirdiği riskler oluşturacak. Artan dünya nüfusuna var olan kaynakların yetmeyeceğini hepimiz öngörüyoruz. İnsani faydanın teknolojik gelişmeler ile yazılımlar ve robotlar vasıtasıyla karşılanması yaygınlaşmaktadır. Donanım teknolojisinin gelişimi ile veri biliminde, büyük verilerin ve derin öğrenmenin kullanımı da bu gelişmelerle artış göstermektedir.

Yerinde ameliyatlar yerine otomasyon ile uzaktan erişimli ameliyatlar yapılmakta, ulaşım ve nakliyede sürücüsüz araçlar vasıtasıyla beşeri sebepler kaynaklı zaman kaybı, kaza riski en aza indirilebileceği düşünülmektedir. Endüstride otomasyon uygulamaları, stok istif planları, stok takip işlemleri, şebeke ve santral sistemlerinde algoritmalar kullanılarak verimlilik arttırılmakta ve kesintisiz hizmet verilebilmektedir. Endüstride boyama veya kaynak yapan, fabrikalarda üretime girecek ve üretimden çıkan ürünleri farklı lokasyonlara taşıyan, diken, kesen, karıştıran, lehim yapan, montaj yapan birçok örnek mevcuttur.

Üretimde planlı ve ihtiyaca yönelik çalışmaların yapılabilmesi için vardiya sistemi uygulanmaktadır. Vardiya bitiminde mesaileri biten insanlar iş yerlerinden ayrılacaklardır ve üretim (hizmet) durabilecek veya azalabilecektir. Dijitalleşme ve teknoloji ile uzaktan kontrol edilebilir otomasyon sistemleri, insanlar vardiya saatleri içerisinde olmasalar bile üretime devam edebileceklerdir. Hatta satışa hazır şekilde paketlenmiş hale getirilen ürünler bile üretimden çıkmaktadır. Endüstri 4.0 olarak adlandırılan, yeni jenerasyon üretim sistemi, aslında yıllardır bilinen kullanılan bir versiyon ancak Endüstri 4.0 önceki versiyonlarından ayıran en büyük özellik, insanı devreden tamamıyla çıkartabiliyor oluşudur. Mühendis, teknisyen, işçi sayısını sadece kontrol ve uzaktan erişilebilme ihtiyacı ile sınırlayan Endüstri 4.0, üretimden, stoklara, şoförlerden, muhasebeye, emlakçılardan sigortaya insana duyulan gereksinimi en aza indirmektedir.

İnsana duyulan gereksinimin azalması toplumsal sorunlara sebep olabileceğinden bireysel olarak şirketlerin tek başlarına alacakları kararlarla çözülemeyecektir. Çünkü iş imkanını kaybeden kişilerin, yeni yetkinliklere sahip olabilmeleri için eğitim sisteminde değişiklik yapılması gerekecektir. Bu da ancak devletlerin şimdiden gelecekteki meslekleri belirlemesi ve planlamayı buna göre yapması ile mümkün olabilecektir. Ayrıca teknolojinin bu kadar çok hayatımıza girmiş olmasının insan sağlığı açısından da problem yaratacağı görüşündeyim ki birçoğumuzun pandemiden dolayı şikâyeti olan hareketsizlik ve buna bağlı olarak yaşanan sağlık sorunları ileriki dönemlerde tedavi edilmesi gereken hastalıklar olarak karşımıza çıkacaktır. Bu durum da insanların sağlıklarını kaybetmemeleri için gerekli önlemlerin alınmasını ve toplum düzeyinde bilinçlendirme yapılmasını gerektirecektir.

Dijital ve teknolojik gelişimlerin yapılabilmesi ve şirketlerin bilinçlenebilmesi için yeterli iş gücünün de hazırlanması gerekmektedir. Şuan için globalde ve Türkiye’de yeterli işgücünün bulunmadığı ve bu eksikliğin sektör büyüme oranlarına uygun bir şekilde kapatılabilmesi için sektör büyüme hızından fazlası ile işgücünün artması gerektiğini belirtmemiz gerekiyor.

Dijitalleşme ve teknoloji gibi gelişmeye açık olan bir alanda tehditlerin olmaması mümkün değildir. Siber güvenlik bu tehditlerin önlenmesinde şirketlerin yatırım yapması gereken alanlar içerisine girmektedir. Şirketler kendilerini yazılım ve donanımlarla güvence altına alırken, bunu sağlamanın bir diğer yolunun da siber koruma sigortası olacaktır. Özellikle risk altındaki KOBİ’ler bu sigorta poliçeleri sayesinde gelir kaybı ve itibar kaybı gibi risklerini korurken, ayrıca verilerin de risk meydana gelmeden önceki hallerine dönmelerini sağlayabileceklerdir. Şirketlerin riski sadece anti-virüs programları ile sağlayamayacağı gerçeğini kabullenmeleri ve gerekli önlemleri almaları gerekmektedir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Şimdi yenilik zamanı 22 Ocak 2022