Dış ticarette değişen tablo
AB pazarı başta olmak üzere geleneksel pazarlarımızda bir dış ticaret gerilemesi yaşarken, dinamik ihracatçılarımız ve ilgili devlet bakanlarının gayretiyle yeni pazarlarda payımızı artırıyoruz. Ticaretimizin daraldığı alanlar genel olarak büyümeleri yüzde 1'ler seviyesindeki gelişmiş ülkelerken, ticaretimizin arttığı gelişmekte olan ülkelerle olan büyümemiz bu kriz döneminde bile yüzde 5'lerin üzerinde. Doğaldır ki, daha uzun süre başta AB ülkeleri olmak üzere geleneksel pazarlarımız ağırlığını koruyacaktır. Ama dış ticaretimizde tablo da her geçen gün değişmeye devam edecektir.
Türkiye uzun yıllar Avrupa pazarını esas alan bir dış ticaret anlayışı içerisinde hareket etti. 22 Aralık 1995 tarihinde AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını imzalamasının ardından daha da artan bu alandaki dış ticaretimiz, AB'nin toplam içindeki payını yüzde 50'lerden yüzde 60'lar seviyesine kadar yükseltti. Dünyada 196 ülke ile dış ticaret ilişkimiz olmasına karşın, AB ağırlığı bizi çok fazla yeni arayışlara itmedi.
Dış ticaretten sorumlu bakanlık koltuğuna geldiğinde Kürşad Tüzmen, AB ülkeleriyle ticarette bazı engeller ve nispi bir gerileme olduğunu görünce, önce hızla komşularla ticaretin geliştirilmesi çalışmasını başlattı. Son 7-8 yıllık dönemde komşularla ticaretimiz yüzde 4'ten yüzde 20 seviyesine ulaştı.
Bu yılın ocak-eylül dönemi rakamları AB ile dış ticaretimizin gerilemesinin sürdüğünü ortaya koydu. 2008 yılında 51.2 milyar dolar ile yüzde 49 paya sahip olan AB'nin 27 ülkesinin 2009 yılının aynı döneminde 32.9 milyar dolara gerileyen rakamı payının yüzde 45.1 seviyesine gerilemesine yol açtı.
Bir yandan Türk özel sektör kuruluşları, bir yandan da yeni Dış Ticaretten Sorumlu Bakanı Zafer Çağlayan, AB yönündeki kaybı, İslam Konferansı Teşkilatı, Afrika, komşular ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı alanlarındaki ticaretimizi artırarak bu kriz döneminde dış ticaretimizin büyümesine çalışıyorlar.
Cape Town'da bulunan Zafer Çağlayan, Almanya, İtalya, Rusya gibi pazarlarda bu yılın başından bu yana önemli gerilemeler olduğunu belirterek, alternatif pazarlardan Afrika ve İslam ülkeleriyle olan ticarette ise yüzde 20-110 arasıda artışlar sağlandığını açıkladı.
Türkiye'nin İKÖ üyesi ülkelere 2002 yılındaki ihracatı 4.7 milyar dolarken bu 2008 yılında 6 kattan fazla aratarak 32.6 milyar dolara yükselmiş durumda. İKO ile ticaretimiz 2008 yılında toplam içinde yüzde 24 seviyesindeyken, bu yıl yüzde 28.5 seviyesine çıkmış durumda. İKÖ ülkeleriyle ticaretin bir başka özelliği de Avrupa ticaretinin aksine bu alanda ticaretimizde ihracatımızın ithalatımızdan yüksek olması. İKÖ ülkelerine 20.8 milyar dolarlık ihracatımız, toplam ihracatımızın yüzde 28.5'ini oluştururken, 12.5 milyar dolarlık toplam ithalatımız ise ithalatımızın sadece yüzde 12.5'ine tekabül etmekte.
Bu alanda İKÖ üyesi ülkelerin dış ticaretlerinin geliştirilmesi için Tercihli Ticaret Sistemi kurularak gümrük vergilerinde indiril yapılması da karar altına alınmış durumda. Şu ana kadar Türkiye dahil 5 üye ülkenin onayladığı anlaşma 9 Kasım tarihinde İstanbul'daki İSEDAK toplantısı sonrası diğer ülkelerin de onayına sunulacak. 5 ülkenin daha imzalayıp onayladıktan ve ülke sayısı 10'a çıktıktan sonra Tercihli Ticaret Sistemi yürürlüğe girecek. Ve ülkeler arasında yüzde 25'ten yüksek gümrük tarifeleri yüzde 25'e, 25-15 arasındakiler yüzde 15'e ve 15-10 arasındakiler yüzde 10'a indirilecek. Doğal olarak bu indirimler üye ülkelerin karşılıklı ticaretinde yeni bir canlılık yaratacak.
Son yıllarda önemli artış sağlanan Türkiye'nin Afrika ülkeleri ticareti yüzde 6'lar seviyesinden son yıl içinde yüzde 11'lere yükseldi. Dış ticaretimiz de AB dışındaki Avrupa ülkeleriyle ticaretimiz seviyesine ulaştı. Gittikçe gerileyen Amerika ile toplan ticaretimizin de katbekat üzerine çıktı. Dış ticaretimizde artış gördüğümüz diğer ülke grubu Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ülkeleri. Aralarında Afganistan, Pakistan, İran ve Türk cumhuriyetlerinin bulunduğu bu alanda da dış ticaretimiz gelişiyor.
Dış ticaretimizin genel tablosuna baktığımızda geleneksel pazarlarımızda gerilemeler yaşarken, yeni pazarlarda önemli gelişmeler sağlıyoruz. Bunu yaparken geleneksel pazarlarda aleyhimize olan dış ticaret dengesini, bu yeni pazarlarda daha dengeli yürütebiliyoruz.
Dış ticaretimizde değişen tabloda bizim gördüklerimiz bunlar.