Dış ticarette parite etkisi tersine döndü

H. Bader ARSLAN
H. Bader ARSLAN bader.arslan@dunya.com

Euro/dolardaki düşüş, 2022’de dış ticaret verilerini negatif etkiliyor. Geçen yıl pozitif etki veren parite, 2022’nin ilk yarısında ihracatı 5,8, ithalatı 4,4 milyar dolar aşağı çekti.

COVID-19 sonrasında önce faizlerin dibe inmesi ve ardından gelen parasal genişleme ile krizin küresel ekonomiye etkisi olabildiğince sınırlandı. Ardından gelen toparlanma ile hem büyüme, hem uluslararası ticaret artışa geçti. Hem güçsüz dolar, hem de artan talep emtia fiyatlarının rekorlar kırmasını sağladı. Zamanla, enflasyon beklentilerin üzerinde değerler almaya başlayınca, para muslukları önceden tahmin edilenden daha hızlı kısıldı.

Küresel ölçekte parasal genişlemenin sonuna gelinirken, dolar da Fed’in güçlü sıkılaşma önlemleriyle dünya çapında güçleniyor. Dolar endeksi geçen yılın aynı günlerinde 90 seviyesinde iken, dün 107’ye ulaştı ve 20 yılın zirvesini gördü. ABD Doları büyük para birimlerine tamamına karşı değer kazandı. Emtia fiyatlarında da bir süredir hızlı bir gerileme var. Sadece enerji değil, tarımsal ürünler, metaller hızla değer kaybediyor.

5 Temel Etki

Düşük faiz ve parasal genişleme, küresel ticaret üzerinde farklı kanallardan pozitif etkiler yaratıyor. Birincisi, düşük faiz talebi canlandırdığı için pek çok ülkenin ithalatı artış eğilimine giriyor. Doğal olarak bunlara mal satanların da ihracatı yükseliyor. İkincisi, parasal genişleme zaten ucuz olan finansmana daha kolay erişilmesini sağladığı için kredi ve mal talebi artırıyor. Üçüncüsü; dolar güç kaybederken, emtia fiyatları yükseliyor. Çünkü ikisi arasında birebir olmamakla beraber, ters yönlü bir ilişki bulunuyor. Dördüncüsü, ekonomik canlanma emtiaya olan talebi daha da artırıyor ve bu nedenle fiyatlarda yükseliş eğilimi güçleniyor. Bu daha önceki döngülerde defalarca yaşanmış bir etki. Beşincisi ise diğer para birimleri dolara karşı değer kazandığı için, uluslararası ticaret dolar bazında (muhasebe etkisi nedeniyle) daha canlı artış gösteriyor.

Bu beş etkinin tamamı, geçtiğimiz dönemde yaşandı. Bu nedenle, küresel ticarette tüm zamanların rekoru kırıldı. ABD, Avustralya, Şili, Çin, Belçika, Brezilya, Almanya, Endonezya, Hindistan, Kore ve pek çok ülke, şimdiye kadarki en yüksek ihracatını 2021’de gerçekleştirdi.

Türkiye de 2021’i ihracat rekoru ile tamamladı ve ek olarak, pek çok ülkeden iyi bir performans gösterdiği için dünya ihracatındaki payını da yüzde 1’in üzerine çıkardı. 2021’deki ihracat artışına AB ekonomisinin yüzde 5,3 gibi yüksek bir oranda büyümesi en yüksek katkıyı verdi. Hedef pazarın büyümesi, sadece 2021’de değil, genel olarak ihracatın en kritik belirleyici durumunda.

Geçen yılki ihracat artışının ikinci en önemli katalizörünü ise emtia fiyatlarındaki yükseliş oluşturdu. Bunun en çarpıcı örnekleri, metal ve kimya sektörlerinde görüldü. Örneğin demir, çelik, bakır, alüminyum ve bunlardan üretilen ürünlerin ihracatındaki artışı yaklaşık 14 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Ancak bu artışta esas olarak satılan ürün miktarından çok, girdi fiyatlarındaki artıştan kaynaklı birim fiyattaki yükseliş etkili oldu. Nitekim, çelik ihracatı miktar bazında yüzde 17,8 artarken, ihracat değeri yüzde 77,4 yükseldi. Benzer bir durum diğer metallerde de gözleniyor. 

2021’de Euro/Dolar paritesi de muhasebe etkisiyle, Türkiye ihracatını 3,1 milyar dolar yukarı çekti.  Parite, özellikle yılın ilk yarısında 2020’dekinden daha yüksek seyrettiği için bu pozitif etki güçlü oldu. Ancak yılın sonlarına doğru etki negatife dönmeye başladı.

Oran yıldan yıla küçük değişiklikler gösterse de Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 46’sı Euro ile gerçekleştirilyor. Ancak muhasebeleştirme işlemi dolar bazında yapıldığı için, Euro/dolardaki yükseliş ihracatı dolar bazında yukarı, düşüş ise aşağı çekiyor.

2022’de paritede gerileme olduğu için, bu muhasebe etkisi negatif çalışıyor. Geçen yıl pozitif olan etki, bu yılın ilk yarısında ihracatın yaklaşık 5,8 milyar dolar daha düşük açıklanmasına neden oldu. 2021’in ilk yarısında Euro /Dolar ortalama 1,20 civarında dalgalanmıştı. 2022’nin ilk yarısında ise ortalama değer 1,10 civarında oldu.

Dolar son aylarda belli başlı para birimlerine karşı olduğu gibi Euro’ya karşı da değer kazancını hızlandırdı. 2021 Haziran’ında  1,20’lerde olan parite 2022 Haziran’ın da 1,05’in hafif üzerindeydi. Bu, Euro ile yaptığımız ihracatın dolar karşılığının yaklaşık 1,5 milyar dolar daha az olmasına neden oldu. Bugünlerde 1’e doğru gerileyen parite, Temmuz’da da benzer bir etki doğuracak.

Geçen yıl Temmuz’da 1,18 olan parite yıl sonunda 1,13’e kadar gerilemişti. Yılın ikinci yarısının ortalaması ise 1,16 olmuştu. Çok kaba bir varsayım olacak ama bu yılın ikinci yarısında ortalama değer 1,05 olursa yaklaşık 6,5 milyar dolarlık bir negatif etki daha görebiliriz.

Parite İthalatı da Aşağı Çekiyor

Parite sadece ihracatı etkilemekle kalmıyor. Benzer bir etki ithalat için de geçerli. Ancak Euro’nun ithalatımızdaki payı ihracattaki payından daha düşük olduğu için bu etkiyi daha zayıf hissediyoruz. 2021’de ithalatımızın yüzde 29’unu Euro kullanarak yapmıştık. Bu yılın ilk yarısında oran yüzde 24’e geriledi.  Euro /Dolar geçen yılla aynı değerlerde olsaydı, bu yılki ithalatımız 4,4 milyar daha yüksek olacaktı. Başka bir ifade ile paritedeki düşüş, ithalatı 4,4 milyar dolar aşağı çekti.

Gereken Ne?

Parite etkisini ortadan kaldırmak mümkün değil. Bu, sadece bizim değil, diğer ülkelerin de farklı düzeylerde maruz kaldığı bir etki. Karşı taraftan, Türkiye örneğinde, ihracatta yaşanan pozitif-negatif etkiye yakın bir etkiyi ithalatta da gördüğümüz için net etki hatırı sayılı ölçüde azalıyor. Ancak yine de; pazarları ve ödeme yapılan döviz türlerini çeşitlendirerek, yerel paralarla ticareti artırarak bu etkiyi aşağı çekmek mümkün. Bu açıdan, geçtiğimiz günlerde Ticaret Bakanı Mehmet Muş tarafından açıklanan Uzak Pazarlar Stratejisi, anlamlı bir ihtiyacın altını çiziyor.

Emtia fiyatlarının da dış ticaret üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak imkansız. Ancak, dış ticarette ve özellikle de ihracatta ne kadar hammaddeden uzaklaşıp, yatırım ve bilhassa tüketim mallarına odaklanılırsa; tüketim mallarında ise rakiplerdeki ile kolayca ikame edilebilen değil, marka değeri, tasarım değeri olan kolay ikame edilemeyen teknoloji yoğun malların payı ne ölçüde artarsa, hammadde fiyatlarının etkisi o denli minimize edilebilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar