Diyarbakırlılar Mehdi Eker’in “Dünya Tarım Bakanı” olmasından gurur duyuyor
Önceki dönem Tarım Bakanlarından Mehdi Eker’in kurucusu olduğu TARPOL tarafından düzenlenen “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştay’ına, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Genel Direktörlüğü adayı “Mehdi Eker ve terörsüz Diyarbakır damga vurdu.
“40 senelik acılardan kuzularımız, bitkilerimiz, medeniyetimiz etkilendi”
Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Mehdi Eker, “Biz 40 sene acı yaşadık, her şeyimiz etkilendi. Bitkilerimiz, kuzularımız, tüm canlılar acı yaşadı burada. Acılar sadece insanı değil, medeniyet birikimini de etkiledi. 40 yıllık sıkıntılar nedeniyle gerçekleştiremediğimiz potansiyellerimiz için çalışıyoruz” diyerek, terörün rakamlardan, istatistiklerden çok daha derin izler bıraktığını ortaya koydu. Eker, bölge kalkınma vizyonundan bahsederken, salonu dolduranların dilinde bambaşka bir heyecan vardı.
“Mehdi Eker Dünya Tarım Bakanı olacak”
Eker’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2027’de FAO Genel Direktörlüğü adaylığının toplumda nasıl da güzel anlaşıldığı ve sahiplenildiğinin özetiydi. FAO Genel Direktörlüğü, “dünyada açlıkla mücadele, gıda güvenliği ve tarım politikalarının koordinasyonundan sorumlu en büyük kurumsal pozisyon. Bu anlamda “dünya tarım bakanı” ifadesi abartı değil, süreci topluma anlatmak adına kullanılacak en güzel ibarelerden biri.
Eker’in FAO adaylığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun çabalarıyla yürüttüğü “Karadeniz Tahıl Koridoru” ile başlayan Türkiye’nin dünya tarım diplomasisi alanındaki rolünü çok daha ilerilere taşıyacak önemli bir hamle.
Türkiye, küresel tarım/gıda diplomasisinin yeni aktörü
İran ABD, Ukrayna Rusya savaşları, Afrika’nın yükselişi, Asya Pasifik’in biyoteknolojideki atakları. Avrupa’nın iklim merkezli yeni ekonomi arayışı. Türkiye’nin tüm masalarda oyun kurucu olarak yer alması. Türkiye’nin Akdeniz/Karadeniz/Orta Asya/Asya Pasifik, Ortadoğu için kritik bir geçiş noktası olması gibi pek çok neden Mehdi Eker’in FAO Koordinatörlüğünün ehemmiyetini de zaruretini de ortaya koyuyor. Türkiye bugün, Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu, Afrika’da tarım yatırımlarının aktörü, Dünyanın sayılı gıda stok ve aktarma merkezlerinden biri. Tüm bu jeopolitik fırsatlar Türkiye’ye Dr. Mehdi Eker’in FAO Koordinatörlüğüyle bambaşka kapılar aralayabilir.
FAO seçimleri bir Eurovision değil, güç savaşı
FAO adaylık süreci yaklaşık bir yıl sürüyor. Bu süreçte adaylar, tıpkı siyasi seçimlerde olduğu gibi, tüm dünyada yoğun bir diplomasi ve iletişim kampanyası yürütüyor. Görev dünyadaki pek çok ülke başkanlığından daha etkili bir pozisyon. Seçimler sadece liyakat değil, jeopolitik bloklar, ekonomik çıkarlar, diplomatik ilişkiler ve finansal katkılar üzerinden yürütülüyor. Tıpkı Eurovision’da olduğu gibi oylar sadece performansa göre değil, ilişkiler ağına göre veriliyor.
Türkiye kazanabilir mi?
Türkiye’nin FAO’ya katkıları, Dünya Gıda Programı destekleri, diğer ülkelere verilecek sübvansiyonlar her biri seçimde avantaj kazandıracak hamleler. FAO’nun milyarlarca dolarlık bir bütçesi var, dönemsel olarak temalar belirlenerek projeler vasıtasıyla ülkelere yönlendiriliyor. FAO’ya daha fazla maddi destek sağlayan gelişmiş ülkeler paranın kendi tarım/gıda ekosistemlerinde kullanılmasını istiyor.
Eker’in vaadi sistemi düzeltmek, FAO’nun kuruluş kodlarına dönüş
Mehdi Eker’in adaylık süreci profesyonel bir ekiple yönetiliyor. Kampanyanın özü “FAO’nun kuruluş kodlarına dönüş. FAO’yu yeniden küresel tarım gıda sistemlerinin etkin aktörü yapmak. Eker’in vaadi, “bilgi, hikmet, iletişim temelli batı merkezli tarım/gıda sistemine alternatif bir denge modeli kurgulamak.
Dünyayı doyurmak istedim, ama dünya buna hazır değildi
Seçimler kıyasıya rekabetle geçiyor, sadece seçilmek yetmiyor aynı zamanda güçlü liderlikle kurumda etkin olmak da gerekiyor. Fao’nun tarihinde çok önemli isimler var. FAO’dan istifa eden John Boyd Orr onlardan biri.
Orr, sadece yardım dağıtmak değil, sistemi değiştirmek istiyordu. “Dünya Gıda Kurulu” kurulacak, ülkeler birlikte hareket edecek, gıda fazlası depolanacak, fiyatlar dengelenecek, açlık bitirilecekti. Plan, güçlü ülkelerin gıda tarım/gıda sistemleri üzerindeki kontrolünü azaltıyordu. ABD, İngiltere reddetti. Çünkü Orr’un sistemi, gıdayı bir pazar ürünü olmaktan çıkarıp insan hakkına dönüştürüyordu. Orr, “bu sadece bürokratik bir başarısızlık değil, bu insanlığın ahlaki iflası” diyerek 1948’de FAO’dan ayrıldı. Devam eden yıllarda Nobel Barış Ödülü aldı.
Dr. Mehdi Eker küresel gıda gücünü yönetecek
Orr başaramasa da hikâyesi ilham vermeye devam ediyor. Eker’in “hikmet temelli, gıda barışı” anlayışı, onu modern çağın John Boyd Orr’u yapabilir. Türkiye’nin artan diplomatik atağı, FAO Konsey üyeliğinin kazanılmış olması, Ortadoğu, Afrika ile güçlü bağlar, gönül coğrafyası stratejisi. Cumhurbaşkanının lider diplomasi avantajı, Emine Erdoğan’ın BM nezdindeki Sıfır Atık çalışmalarının softpower etkisi. Mehdi Eker’in eğitimi, kariyeri, güçlü iletişim gücü ve modern çağın filozof duruşu gibi her bir unsur avantaj kazandıracak başlıklar. Türkiye’nin tüm küresel krizleri yönetmedeki güven veren rolü de sürece katkı sunacaktır.
Velhasıl Türkiye’nin bölgesinde ve hatta küreselde “oyun kurucu” rolü Mehdi Eker’in adaylığını sıradan bir bürokratik süreç olmaktan çıkarıyor. John Boyd Orr’un yarım kalan hikâyesi Türkiye tarafından yeniden yazılabilir. Eğer gerçekleşirse, bu sadece bir seçim zaferi olmaz, insanlığın kazandığı yeni bir dünyanın umudu olur.