Doğa Bilimci Ali Demirsoy'dan mektup var

Ahmet COŞKUNAYDIN
Ahmet COŞKUNAYDIN ahmetcoskunaydin@hotmail.com

Günümüzde tüm dünyanın ana gündemi bir virüs.Virüsler hep vardı ve bundan sonra da var olacaklar.Ancak, içinde bulunduğumuz şu günlerde karşı karşıya kaldığımız Covid-19 ya da diğer adıyla koronavirüs, oldukça farklı, ölümcül, hızla yayılıyor, aynı zamanda da çok bulaşıcı.

Virüs, dünyanın sosyal ve ekonomik düzenini değiştirdi. Öyle ki, bir süre sonra insanlık tarihi yazılırken, bu olay bir dönüm noktası olabilecek ve tarih "virüsten önce ve virüsten sonra" diye tanımlanabilecek.

Günlük hayatımızda, yaşananlar konusunda ciddi bir bilgi kirliliği yaşanıyor. Sağlıklı ve bilime, bilgiye dayalı bilgileri ayırt etmek zorlaştı. İşte bu ortamda, tüm yaşamını bilime, bilgiye, araştırmaya, zoolojiye, biyolojiye ve evrime adamış eşsiz araştırmacı Prof. Dr. Ali Demirsoy'dan bir mektup aldım. Mektup bana isteğim üzerine yazıldı. Ben de bunu yorumlamak ve kesip biçmek yerine, tek bir noktasına bile dokunmadan sizlere ulaştırmayı daha doğru buldum. Bakalım değerli bilim adamımız Prof. Dr. Ali Demirsoy neler aktarıyor:

Ali Demirsoy’dan koronavirüs hastalığına (Covid-19) ve sonuçlarına bakış

Ben hekim değilim, virolog hiç değilim. Sadece bir biyoloğum. Gördüklerimi ve işittiklerimi bir evrimci gözüyle değerlendiririm. Bu nedenle benden sihirli ilaç, deva ve önlem beklemeyiniz. Bilgim, ortalıkta dolaşanlar kadar; bir de zaman zaman fırsat bulup okuyabildiğim bilimsel yazılarla sınırlı.

Bu virüsü hiç kimse laboratuvarda tasarlayıp ortalığa salmaz; salmadı. Bu kontrollü salmayı olasılıkla 15-20 yıl sonra yapacaklar. Doğa ile hesaplaşma zamanı çok uzak değil.

Eldeki bilgilere göre, virüsün bulaşma olasılığı çok yüksek; her yerde, havadan ve nesnelerden bulaşması kolay. Kolay kolay temizleneceğe de benzemiyor. Alınan önlemlerin tümü biraz geciktirme olacaktır; sağlıkla ilgili kurumlara zaman kazandırma olacaktır. Çünkü bu rahatsızlığa yapılacak müdahale açıkça belirli hastalarda solunuma destektir. Ancak virüs özellikle akciğer iç epitelinde tahribat yaptığı için basit solunum cihazları ile bunu gidermek belli ki mümkün olamıyor; boğazdan müdahale gerekiyor. Bu solunum cihazlarını da kişilerin kendileri olanakları ile karşılamaları çok zor. Yani ağır seyreden hastaların çoğu tam teşekküllü hastanelere bağımlı durumda. Bizim şu anda alacağımız önlemler hastaları zamana yayarak sağlık kurumlarına gerekli hazırlığı sağlama ve sağlık kuruluşuna gittiğimiz zaman da bu aygıtları bulabilmek içindir. İtalya belli ki gerekli olanakları zamanında bulamadığı için bu kadar kurban verdi.

Biyoloji bilgimize dayanarak şunu söyleyebiliriz. Büyük bir olasılıkla insanların %10’u bu hastalığın tümüyle içinde olsalar da genetik yapıları gereği hastalanmayacaktır; belirli yaş grupları da yine direnç sistemine göre hafiften oldukça ağır enfeksiyonlarla karşı karşıya kalacaktır. Vücudunu hor kullanmış, genetik yapısı çok zayıf, ileri yaşlardaki insanlar rakamlara göre tehlike altındadırlar. Bunların ölümü de belli ki çok sancılıdır; sonunda boğuluyorlar.

Ayrıca virüslerin kısa zamanda kimlik değiştirerek başlangıcından farklı rahatsızlıklara da neden olabilirler. Ancak insan vücudu da boş durmaz, bunlara karşı direnç geliştirir. Direnç geliştiren bireylerin sayısı arttıkça virüsün etkinliği azalır. Bizim bu virüse karşı yapabileceğimiz tek şey toplumların direnç geliştirmesi olacaktır.

Bana bir şey olmaz ilkel duygusundan kurtularak öncelikle yapabildiğimiz kadarıyla hijyenik kurallara dikkat edelim. Toplu yerlerden kaçınalım. Temiz hava bulursanız derin derin nefes alarak, solunum sistemini güçlendiren hareketlerle akciğer alveollerini dirençli hale getirin. Varsa akciğerimizin altına toplanmış sıvıyı derin solumalar ile uzaklaştırın. Erken yatın, ışıksız bir odada derin uyuyun; gerekirse tek tek yatın. Yatmadan önce yarım ve kalktıktan sonra 500 ml’lik şişeyi içerek bitirin. Gece uyanırsanız ağzınıza birkaç yudum su alın. Yatmadan önce (eviniz havası temiz bir yerde ise) ve kalkınca odanızı havalandırın. Elbiselerinizi ve giysilerinizi; kullandığınız diğer nesneleri güneş altında en az yarım saat tutunuz.

Paranızı hesaplı harcayınız. Şu anda gerek duymadığınız şeylere para harcamayınız. Kaynaklar kısıtlanabilir. Bu gün itibariyle dünya borsalarının kaybı 7,5 trilyon dolar. Küçük işletmelerin durumlarını henüz bilmiyoruz. Birçok ülkede işsizlik 100 binlere ulaştığı söyleniyor. Bir saniyenin bile ekonomiye kazandırıldığı bir ekonomik yapının bu denli bir teneffüsten sonra büyük sorunlarla karşılaşacağı açıktır. Herkes payına düşeni alacaktır. Hastalıktan ölmeyenleri işsizlik, bunalım ve sosyal çalkantılar bekliyor.

Köylerden şehirlere insanları yerleştirmenin, küçük küçük üretimden çekmenin sonuçlarını görüyoruz. Gelecekte çok daha ağırlarını yaşayacağız.

Benim yazılarımda ve kitaplarımda dünyaya biçtiğim barış ve sükûnet içindeki dönem 2035’den sonra "gözlem ve yorumlarıma göre" sonlanıyor. Yaşayarak öğrenme insanlara özgü değildir. Birileri batan kayığı görüyor ve hiç de benimseyemeyeceğimiz planları dünya için tezgâha koyacak gibi görünüyor. Koronavirüs hastalığı, bu planı hazırlayanlara çok önemli ipuçları vermiş olmalı.

Bu vartayı atlatsak da yakın tarihlerde çok daha acısını, hem de kontrollüsünü yaşamamız uzak bir olasılık görünmüyor.

Dilerim ben de dahil hepimiz yanılıyoruz; önümüzdeki günlerde yine mutlu bir dünyada birlikte olma dileğiyle.

Özel not: Buraya eklemek istememiştim; ancak çok sık olarak sorulduğu için fikrimi söylemek zorunda kaldım. İki insanın virüs bulaşmasın diye birbirine 2-3 metre uzakta durmasını beyan eden yetkililer, virüs ortaya çıkalı 3 ay olmasına karşın son 20-30 günde 22.000 kişiyi Umre'ye gönderen; geldiklerinde de 19.000i'ni hiç bir denetim yapmadan (bunlara çok sayıda eski-yeni vekilimiz de dahilmiş) Anadolu'nun en ücra köşesine elini kolunu sallayarak gitmesine izin veren mercilerin sorgulanması gerekiyor. Her ne kadar son zamanlarda Prof. unvanı taşıyan sözde öğretim üyeleri televizyonlarda virüsle ilgili olarak Kur'an'da ayetler bulma peşinde iseler de, artık millet olarak Diyanet'in de mantığını masaya yatırmamız gerekiyor. Bir tarafta canhıraş bir şekilde bu belayı azaltmaya ya da önlemeye çalışan saygıyla andığımız yetkililere ve yaşamını riske ederek hizmet vermeye çalışan sağlık personeline haksızlık olur. Dogmanın egemen, bilimin ikinci planda olduğu toplumlar daha çok bela yaşamaya adaydır.

65’ini geçmiş, topun ağzında olan Ali Demirsoy’dan.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar