Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı cephe hız kazandı
Bu yazının yazıldığı saatlerde, İsrail Başbakanı Netanyahu, Kudüs’te Yunanistan Başbakanı Mitsotakis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis’i ağırlıyordu. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın yakın ilişkileri, bundan yaklaşık 15 yıl önce, Mavi Marmara gemi baskını olayı sonrasında İsrail ile Türkiye’nin ilişkileri bozulduktan sonra başladı. Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı ve KKTC’nin bölgedeki haklarını görmezden gelen enerji anlaşmalarıyla devam etti.
Ancak bu ilişkiler son dönemde farklı bir boyuta taşınmış durumda. Son dönemde İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki enerji ve savunma işbirliğinin ivme kazandığını görüyoruz. Bölgede adeta Türkiye’ye karşı birleşik bir cephe oluşturuluyor.
Üç ülkenin bölgede 2500 kişilik askeri bir “hızlı müdahale gücü” oluşturacağı konuşuluyor. Peki bu hızlı müdahale gücü kime ve neye karşı oluşturulacak? Tabii ki Türkiye’ye karşı.
Kudüs’te düzenlenen zirvede, üç ülke askeri koordinasyonu, enerji işbirliğini vurguladı ve Türkiye’ye karşı “daha derin savunma bağları kurma” sözü verdi.
Bu artan savunma işbirliğinin bir parçası olarak, İsrail’in Yunanistan’a önemli miktarda silah satmak için ileri aşamadaki görüşmelerde olduğu bildiriliyor. Atina, Elbit’in PULS roket topçu sistemini satın almak için İsrail ile 630-735 milyon dolarlık bir anlaşma üzerinde görüşüyor. Bu roket topçu sisteminin Türkiye ile kara sınırına yerleştirileceğini tahmin etmek herhalde hiç de zor değil.
Üç ülke ayrıca ek ortak askeri tatbikatlar planlıyor.
İsrail ynet.news haber sitesine konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, güvenlik işbirliğinin derinliğini şöyle anlatıyor: “İsrail ve Yunanistan arasındaki koordinasyon seviyesi yıllardır son derece yüksek. Sürekli bir diyalog, samimi ilişkiler ve ortak tatbikatlar var. Her yıl yaklaşık 40 ortak tatbikat, eğitim ve istihbarat alışverişi gerçekleştiriyoruz.”
Üç ülke arasında ortak askeri tatbikatlar, artan koordinasyon ve savunma konularında işbirliğinin yanısıra enerji işbirliği de giderek artıyor.
Büyük deniz altı projesi
Enerji işbirliği konusunda öne çıkan projelerden biri de İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı deniz altından döşenecek bir elektrik kablosuyla ortak bir elektrik şebekesine bağlamayı içeriyor.
Yunanistan şu anda Girit ile Güney Kıbrıs arasında bir elektrik hattı inşa ediyor ve Güney Kıbrıs İsrail’e bağlandığında, İsrail’i ilk kez Avrupa enerji ağına bağlayarak önemli bir dönüşüm gerçekleşecek.
Üç ülkenin lideri ayrıca doğal gaz geliştirme konusunu da görüşecekler, özellikle de Kıbrıs’ın güney kıyılarında, ülkenin deniz Münhasır Ekonomik Bölgesi›ndeki 12 numaralı keşif sondaj bloğunda bulunan devasa Afrodit gaz sahasını.
Güney Kıbrıs, şu anda bölgede Mısır ile rekabet edebilecek kendi gaz işleme tesisini kurma olasılığını değerlendiriyor.
Üçlü zirvede gündeme gelen bir diğer konu, savaş sonrası Gazze›de Yunanistan ve Kıbrıs›ın potansiyel rolü. Yunanistan, Gazze’nin gelecekteki yeniden inşa çalışmalarına katılmak istiyor ve İsrail de bu teklife hiç de soğuk bakmıyor.
Bir not daha: Bu üç ülkenin Doğu Akdeniz’deki girişimlerini ABD de destekliyor!
Türkiye, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını ve enerji haklarını korumak için uzun süredir hukuki, diplomatik, askerî ve ekonomik araçları birlikte kullanan çok katmanlı bir strateji izliyor.
Ancak Türkiye’nin, gerek Yunanistan’la uzun yıllardır süren kıta sahanlığı konusundaki haklı çözüm arayışları, gerekse de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ada etrafındaki doğal kaynaklarda eşit pay sahibi olduğunu vurgulayarak hakkını araması, karşı tarafta Türkiye karşıtı cepheyi daha da sıklaştırıyor. Türkiye’nin, kendisini Akdeniz’de Mersin limanına sıkıştırmak isteyen bu ittifaka karşı son derece dikkatli ve uyanık olması gerekiyor.