Döviz kurları ve piyasalar (1)

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Zafer ÖZCİVAN
Ekonomist

T.C. Merkez Bankası Para Piyasaları Kurulu üçüncü defa politika faizi indirimine gitti.18 Kasım 2021 tarihinde yapılan son toplantıda politika faizi 100 baz puan düşürülerek %15 olarak açıklandı ve döviz kurları beklendiği şekilde rekor kırmaya devam etti.

Faize her vatandaş gibi ben de karşıyım ve isterim ki 0 faiz olsun ve piyasalar kontrol altına alınsın. Ancak ekonominin de bu ve diğer konularda olduğu gibi birtakım gerçekleri var. Gerekli zemin oluşturulmadan faiz indirimlerinden sonra döviz kurlarının yükselişi kontrol altına alınamıyor ve enflasyon yükseliyor.

Bizler vatandaş olarak her markete alışverişe gittiğimizde en ucuz mekânı aramaktayız ve artık istediğimiz ürünü istediğimiz kadar alamıyoruz. Daha da ötesi un, şeker, yağ gibi ürünler zaten kısıtlım olarak satılıyor yani birer birimden başka satış yapılmıyor. Her gün etiketler yukarı yönlü değiştiği için aklımızda acaba daha ucuz bulabilir miyiz? Sorusu sürekli kalıyor.

Döviz kurlarının yükselmesi, ihracatçı açısından olumlu olabilir mir? Kısmen olabilir. Çünkü üretimde kullanılan ara malların veya yardımcı ürünlerin yaklaşık %50 sini yurt dışından ithalat olarak getiriyoruz ve bu da üretim maliyetlerine direk yansıdığı için kısmen de olsa enflasyona sebep olabiliyor. Ancak ithalatını yaptığımız ara veya yardımcı malları kendimiz imalatını yapar duruma geldiğimizde döviz kurları yükselme pahasına da olsa önümüzdeki süreç için yapılan uygulama geçerli olabilir. Çünkü ülkede ihracat teşvik edilecek, üretim yatırımları yapılacak, istihdam sağlanacak, devletin vergi gelirleri artacak ve de en önemlisi ihracat artacağı için döviz rezervlerimiz yükselecektir. Üretim hacmi genişleyip yurt içine de üretilen malların daha fazla arzı olacağından fiyatlar da düşme eğilimine girebilecektir. Ayrıca ara ve yardımcı üretim girdilerini kendimiz ürettiğimiz zaman ithalatımız da azalacak, ihracatımız da artacağından cari açığımız optimal duruma gelecektir ve ekonomide güven endeksimiz de yükselecek daha da ötesi yabancı yatırımcıların yurdumuza gelmesi kolaylaşacaktır. Ama unutmayalım ki bu saydıklarım ithalatsız üretim yapılmasıyla mümkündür.

İhracat rakamlarımız genel olarak hakikaten yükselmiş durumadır ve devam edeceğinden de endişe yoktur. İhracatın artması, sadece döviz kurlarının artmasına bağlı değildir. Avrupa ülkelerinde pandemi döneminde yapılan devlet yardımları nedeniyle paranın çoğalması, özellikle Çin’den gelen malların lojistik maliyetlerinin yükselmesi de ihracatımızın çoğalmasına katkıda bulunmuştur ve pandemiden sonra da ihracat artışımız devam edecektir. Daha da ötesi ülkemizin Avrupa’nın üretim üssü olacağı da olumlu bir ihtimaldir.

Döviz kurlarının yükselmesi konusunda yaptığım araştırmalarda edindiğim en önemli bilgi, her sektörde kredi borçlarının %55’inin döviz borcu olduğundan dolayı üretim sektörü mevcut durumdan hiç memnun değildir ve kendileri için uygun ortam oluşmadığını, hatta döviz kurlarının yükselmesinin kendileri için faydalı olmadığını ifade etmeleridir. Çünkü ödeyecekleri para TL cinsinden çoğalmaktadır.

Döviz kurlarının yükselmesi, ithalat açısından da önemlidir. Öncelikle bazı ülkemizde fiyat rekabeti sebebiyle üretilemeyen, tamamen dışarıdan ithal edilerek gelen malların yükselen kurlar nedeniyle maliyetleri yükselecektir. Bu da üreticilerin ithal ikame mallarına yönelmesine sebep olacaktır. Yaklaşık kırk yıl içinde bulunduğum hırdavat, nalbur iye sektöründen örnek vermek gerekirse; otel tipi Topuzlu kilit, matkap uçlarının bazıları, hidrolik kapı yayı (üretimi az da olsa) ülkemizde Çin malları fiyatlarıyla rekabet şansı çok az olduğundan yerli üretim neredeyse hiç yapılmamaktadır.

Ancak bugünden sonra döviz kurlarının yükselmesi ile birlikte yerli üretim girişimleri gerçekleşecektir. Yazdığım örnekler ilk aklıma gelen ürünlerdir ve bunlar detaylı olarak incelendiğinde birçok ürün Türkiye’de üretilmeye başlayacaktır. Bu yazdıklarımın kısa sürede gerçekleşmesi muhtemeldir. Çünkü uzun yıllardır dışarıdan gelen mallar ihtiyaçlar dahilinde olduğu için ve tüketim devam ettiği için ithal edip fazla para ödemektense yerli üretimi tercih edeceğiz ve belki de ithal ikame ürünlerinin ihracatını yapar duruma geleceğiz. Böylece yurt dışına döviz transferi yerine yurt dışından döviz transferi yapmış olacağız.

Biraz da ticaret hayatının işleyişinden bahsetmek gerekirse, yaşadığımız süreçte vadeli satış ortadan kalkmış durumdadır. Çünkü fiyat istikrarı sağlanamamakta günlük, hatta saatlik değişimler söz konusudur. Başta enerji olmak üzere birçok konuda dışa bağımlıyız ve yükselen döviz kurları hammadde fiyatlarına anında yansımaktadır. Bu durumda parası olan üretici hammadde tedarik sürecinde zorluk yaşamamakta ama az sermayeli üreticiler zorlanmaktadır.

Tabiri caiz ise mal kapanın elinde kalmakta ve bazı ürünlere de uzun süreli teslimat süresi verilmekte ödemesi yapılan ürünler haricinde fiyat garantisi de verilememektedir. Dolayısıyla tam bir fiyat belirsizliği hakimdir.

Gelelim memur, emekli ve asgari ücretle çalışan vatandaşlarımıza,

Zam gelmeyen tek unsur emekli maaşları ve asgari ücretlerdir. Ekonomi yönetimi dar gelirliler için mutlak surette iyileştirme yoluna gitmelidir. Hatta emekli maaşları ve asgari ücret tespiti her üç ayda bir tekrarlanmalıdır.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar