Döviz kurları ve piyasalar (2)

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Zafer ÖZCİVAN

Ekonomist

zozcivan@hotmail.com

 Bir önceki yazımıza Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile devam edelim.

“Üretmeden tüketen milletler, önce haysiyetlerini, sonra da hürriyetlerini kaybederler”

Günümüze uygun ne kadar değerli bir söz, bir ülkenin kalkınması, ekonomik refaha kavuşması ancak üretimin arttırılması ile mümkündür. Üretmeden kazanmak hem kişiye hem de ülkeye hiçbir zaman yarar getirmez. Ülkemizde paranın bol olduğu 2010 lu yıllarda inşaat sektörüne ağırlık verdik ve özellikle İstanbul’da gerekli veya gereksiz olmasına bakılmaksızın her yere siteler yaptık. İnşaat sektörü tüm sektörlerin lokomotifi konumunda olduğu bir gerçek, mikro düşündüğümüz zaman bu doğru kabul edilebilir. Ancak makro düşündüğümüzde yani genel ekonomi şeklinde konuya baktığımızda ise durum farklıdır. Çünkü Atatürk’ün söylediği gibi kaynakları üretim kanallarına aktarsaydık, ülkemizde iş olanakları daha fazla olacak, ihracatımız daha da yükselecek, yabancı yatırımcıların ülkemize gelmesi kolaylaşacak, devletin vergi gelirleri artacak ve döviz rezervimiz kendiliğinden oluşacaktı. Bugüne baktığımızda İstanbul’da en az bir milyon konutun boş olduğu söylemlerini duyuyoruz. Yapılan faiz indirimlerinin de konut kredilerine yansıtıldığı ve müteahhitlerin işlerine yardımcı olacağı şeklinde yorumlar yapılıyor. Ancak düşük faizle ev satılması gerekirken daire fiyatlarına da zam geldiği aşikâr bir konu. Yani vatandaş konut alımında faiz indiriminden faydalansa da üstüne gelen zamlardan olumsuz etkileniyor.

Yaşadığımız bugünkü süreçte üreticilerimiz hammadde sıkıntısı yaşamakta hatta yatırımdan önce kendileri için gerekli olan hammadde stoku yapmaktadır. (Çetin Tecdelioğlu; İstanbul Demir Ve Demir Dışı Metaller İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı). İçinde bulunduğumuz döviz kurlarının yüksekliği nedeniyle yatırımcı olumlu bir fizibilite çalışmasına ulaşamamakta, yatırım kararlarını da önünü göremediği için ötelemektedir. Çünkü yarını bırakın anlık ekonomik değişimler yaşamaktayız. Bu durumda nasıl yatırım bekleyeceğiz.

Döviz kurlarında yaşanan volatilite ile konuyu açalım. Doların 10,40 TL olduğu gün 1 milyon dolar alsaydınız bugün 11,5 milyon dolarınız olacaktı ama bunu yapabilmek büyük risk almak demektir. Her ne ise oturduğunuz yerde konjonktür el dalgalanmalar nedeniyle yüksek para kazanmak varken yatırım tabii ki tercih edilmeyecektir. Yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi sanayiciler hammadde fiyatlarına yetişememekte parası olan hammadde stokuna yönelmektedir. Yatırım yapan kimse de yok denecek kadar azdır.

Faizlerin düşük olması sanayicinin ucuz maliyetle kredi kullanması, aldığı ucuz krediyle üretim hacmini genişletmesi, yeni girişimcilerin ortaya çıkması açısından önemlidir ama faiz indirimi inşaat sektörü ve bir-iki diğer sektör dışında etkisini henüz göstermemiştir. Bankalar kredi verirken yüksek faiz ve kendilerince yüksek teminat istemekte yani kredi vermeyi zorlaştırmaktadır.

Döviz kurlarının yükselmesi, dış borcumuzu da anında yükseltmektedir. Özellikle yap-işlet- devret modeliyle yaptırılan hastane, tünel, oto yol gibi yatırımların maliyetleri artmakta döviz cinsinden anlaşma yaptığımız için taahhüt ettiğimiz para her kur hareketinde olumsuz şekilde artmaktadır. Yani çocuklarımız ve torunlarımız borçla muhatap olacaklardır.

Bu ortamda ülkemizde kurulu bulunan yatırımlar yabancılar için düşük maliyet oluşturmuştur. Örneğin İspanyol BBVA firması bizim Garanti Bankası’nın 2015 yılında %39,9’unu satın almış ve 2017’de ortaklık oranını 49,85’e kadar çıkarmıştır. Bugün ise daha fazla hisse talep ederek 12,20 TL de talip olmaktadır.

Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bugün için döviz mevduat hesaplarının sayısı yaklaşık 200 bin adettir. 84 milyonluk nüfus içinde payı çok azdır. Demem o ki halkın büyük çoğunluğu fakir ve geçim sıkıntısı çekmektedir.

Biraz da tasarrufçulardan bahsedecek olursak; bu süreçte TL’ye yatırım yapmanın zarar etmek olduğu herkes tarafından bilinmektedir ve reel faiz-%4.19’dur. Yani paranızı TL’ye yatırırsanız enflasyondan %4.19 düşük faiz alırsınız, başka bir deyişle paranız azalacaktır. Hâlbuki dövize yatırırsanız enflasyonun da üstünde kâr elde edeceksiniz.

Ekonomi kuralları gereği her bir tasarrufçu, kaynaklarını en fazla gelir getireceğine inandığı faktöre yatıracaktır. Doğal olarak hiç kimse parasının değer kaybetmesini istemez ve hatta daha da çoğalmasını ister. Bu sebeple bu ortamda hiç kimse TL’ye yatırım yapmaz.

Ekonomi yönetiminin verdiği demeçlerden de anlaşılacağı üzere yılın son ayındaki Merkez bankası toplantısında da faiz indirimi sinyalleri mevcut. Bekleyip göreceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Zam“An” yönetimi (1) 06 Ağustos 2022