Döviz mi yükseliyor, TL’mi değer kaybediyor

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Galiba asıl cevaplanması gereken soru bu. Genellikle iş dünyası da, sokaktaki vatandaş da döviz yükseldiğinde doğrudan dış piyasada nelerin olduğunu sorguluyor ve sadece ona odaklanıyor. Yine ne oldu, kim kime ne yaptı, petrol mü yükseldi, ABD ne yaptı, FED ne dedi. Hele ki son dönemde neredeyse tüm faturayı pandemiye çıkarır olduk. Aslında bir nebze bunlar da rol oynuyor olsa da, konuyu gerçekte Türk Lirası neden değer kaybediyor diye incelemek bizi daha çok doğruya götürür. Peki, ben bu yazıyı bilimsel bir makale olsun diye mi ele aldım diye soranlara, cevabım hayır olur. Eğer biz dövizdeki bu dalgalanmanın sebeplerini doğru anlar ve okur isek, dış ticaretten etkilenen her kesimin gelecek tahminlerini yapması daha kolay olur ve öngörülerimiz ile daha doğru hareket edebilir hale geliriz. Gayri safi milli hasılasının yarıdan fazlasını dış ticaretimizin oluşturduğu düşünüldüğünde de döviz kurlarının yaşamımızda ne çok etken olduğunu anlamak daha kolay hale gelir.

Dövizi etkileyen faktörleri sıralamakla bitmez. Devletin ve özel sektörün toplam döviz borcu, dış ticaretteki açığın seyri, enflasyondaki yükseliş, ihracattaki kilogram değerleri, ülkedeki siyasi hava ve genel istikrar, faizler, sınırlarımızdaki mülteci girişleri, doğal afetler ile başa çıkma becerisi, Merkez Bankası’nın serbest hareket edebilir olması, seçim öngörüleri gibi faktörlerin tamamının Türk Lirası’nın değeri üzerinde etkisi büyük. Tekrar edeyim, dövizin değil, TL’nin değeri üzerindeki etkisi büyük. Yani bizim düne kadar dövizin değişimi diye adlandırdığımız kavramın gerçekte bize yanlış pencereden bakma alışkanlığı edindirdiğini unutmamak gerekiyor.

Peki, biz hep bununla mı yaşayacağız, diğer bir deyişle ne zaman istikrarı elde edebileceğiz ve bunun için neler yapmalıyız diye baktığımızda, farklı birkaç reçete çıkıyor karşımıza. Ancak bu reçetelere göz atmadan önce bir konuda mutabık kalmamız şart. O da Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kaybetmesinin, aslında bizlerin her geçen gün daha da fakirleştiğimiz, kişilerin geçim standardının düştüğü, ülke olarak da dış borcumuzun her geçen gün daha da arttığı anlamına geldiği. Bu kabuller ile yola çıkar ve çözüm arar isek, neyin çözümünü bulmamız gerektiğini de anlamış oluruz. Yani konu sadece dövizin günlük değişim rakamlarından ibaret değil ne yazık ki.

Reçete konusuna geri dönersek, enflasyon ve siyasi istikrar tarafına ilişkin konularda radikal iyileşmelerin olmayacağı, dış ilişkilerde ve ekonomide ani pozitif gelişmeler olamayacağı ve onların çok değişmeyeceği gerçeğinde, tek çare ihracatımızda çok ciddi bir artışın yaşanması gerekliliği olarak karşımıza çıkıyor. Zira ihracatın artması ile bollaşan döviz karşısında ancak TL değer kazanabilir. Nitekim yatırım yapılabilir bir ortam da yaratmış oluruz ve bu değişim, ekonomideki genel tabloya ve kişi başına düşen gelire de tesir eder. Faiz ve enflasyonda başlayan olumlu gelişmeler ekonomik tablonun da çok daha iyi bir seyre girmesine yönelir. Zaten şu anda başka bir çare de yok gibi duruyor.

Özetle, ülkemizdeki ve dünyadaki genel konjonktüre baktığımızda, şu anda TL’deki değer kaybının önüne geçilmesinde yine ihracatın baş aktör olduğunu, bunun için de ilgili tüm kurum ve kuruluşlara her zamankinden çok daha fazla iş düştüğünü belirtmeliyim. Einstein’ın da dediği gibi, aynı sonuçları elde etmek istemiyor farklı yollar denemeliyiz. Hastalıkları doğru teşhis edip, tedavi yöntemlerini ortaya koymadığımız sürece, üzgünüm ama hasta her geçen gün daha kötüye gidecektir. Dolar 8,56, Euro 10,07.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir iki üç çip 08 Ekim 2021
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021
Bozulan tedarik zinciri 13 Ağustos 2021
Dönelim ekonomiye 06 Ağustos 2021