Döviz varlıkları azaltmada ‘erken ödeme’ platformlarının rolü

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

SERDEN KEÇECİOĞLU

C2FO Türkiye Ülke Direktörü

serden.kececioglu@c2fo.com

BDDK’nın 24 Haziran’da açıkladığı ve yabancı para (YP) nakdi varlıkları belli bir seviyenin üzerinde olan firmalar için Türk Lirası krediye erişimi sınırlandıran kararın etkileri tartışılmaya devam ediyor. Bu uygulamanın ilk etapta iki somut etkisi öne çıkacak:

- Birincisi, TL krediye erişimini sürdürmek isteyen şirketler YP nakdi varlıklarını azaltmak durumunda kalacaklar.

- İkincisi ise, YP varlıklarını azaltamayan şirketler TL kredi yerine alternatif finansman kaynaklarına yönelecekler.

Başta KOBİ’ler olmak üzere, kredi ihtiyacına yönelik çözümler sunuyor

Şirketlerin bilanço yönetimini yakından etkileyen bu kararı, likiditenin üretken alanlara hızla akmasını sağlayan ve bu özelliği ile dünyada kamu otoriteleri tarafından da desteklenen erken ödeme platformlarının yaklaşımı çerçevesinde değerlendirdik. Yeni yasal düzenleme ışığında “erken ödeme” kavramının ticari hayatta önemli bir alternatif olarak öne çıkacağını ve yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Bu alanda, uzun yıllardır pek çok ülkede faaliyet gösteren firmalar, başta KOBİ’ler olmak üzere, kredi ihtiyacına yönelik çözümler sunuyor.

4 farklı likidite kaynağı öne çıkıyor

Çok kısaca özetlemek gerekirse, bir işletme sermayesi platformu, büyük ölçekli alıcı firma ile gerçekleştirdiği sistemsel (ERP) entegrasyon sayesinde, yüzlerce hatta binlerce tedarikçiye, internet üzerinden erişebildikleri bir fatura portalı sunuyor. Bu portalı ziyaret eden tedarikçiler, Alıcı tarafından onaylanmış vadesini bekleyen faturalarını görüntüleyerek, ihtiyaç duydukları anda, ihtiyaç duydukları kadar fatura için erken ödeme talep edebiliyorlar. Tedarikçinin müşterisine teklif ettiği iskonto platform tarafından anında değerlendiriliyor ve uygun bulunan erken ödemeler Alıcı tarafından tedarikçiye transfer edilerek iskonto faturası düzenleniyor.

Alıcı firmaların tedarikçilerden gelen talebi karşılamasında 4 farklı likidite kaynağı öne çıkıyor:

- Alıcı’nın elinde tuttuğu ve özellikle son dönemde negatif getirili olan âtıl nakdi varlıklar,

- Alıcı’nın bankalardan sağladığı ve tedarikçiye göre daha uygun maliyetli krediler,

- Bankalar üzerinden gerçekleştirilen ve alacak temliki gerektiren tedarikçi finansmanı (TFS)

- Alıcı’nın kendi alacaklarını uygun maliyetle erken tahsil ederek (örneğin kredi kartı alacakları ya da ihracat alacakları) tedarikçilere erken ödeme yapması.

Paranın kaynağı ne olursa olsun, tedarikçilerine Erken Ödeme Platformu sunan büyük kurumsal firma, kendi finansal gücünü ve kredibilitesini, kendi ticari ekosisteminin kullanımına sunmuş oluyor. Aynı zamanda, tedarikçilerin maliyet avantajı elde etmesine katkı sağlayarak, kendi üretim maliyetini de kontrol altında tutuyor. ERP entegrasyonu sayesinde tedarikçilere kesilen iade faturaları ya da hammadde satışları gibi kalemler de dikkate alındığı için, sadece net ticari borçlar erken ödemeye konu edilebiliyor ve Alıcı firma herhangi bir ticari risk almadan erken ödeme gerçekleştirebiliyor. Üstelik, dijital ve global bu altyapıdan, dünyanın her yerindeki tedarikçilerini, fatura para birimi ne olursa olsun yararlandırabiliyor.

Etkin nakit yönetimi, risk yönetimi, tedarikçi finansmanı ve dijitalleşmeyi bir arada sunan Erken Ödeme Platformu, yeni yasal düzenlemelere uyumu kolaylaştırırken, ticari hayatın akışına katkı sağlayabilir mi? Gelin bunu büyük ölçekli alıcı firmalar ve tedarikçiler perspektifinden ele alalım:

Yabancı para nakdi varlıkları hem stok hem de akım olarak güçlü olup, TL krediye erişebilmek için dövizini eritme kararı alan bir şirket, YP ve TL ticari borçlarını (vadesini bekleyen faturalarını) erken ödeme yolunu seçerse; hem tedarik zincirini likidite ile desteklemiş, hem de iskonto geliri elde ederek FAVÖK marjını güçlendirmiş olur. YP ticari borçların erken ödenmesi sayesinde, döviz açık pozisyonu üretilmeden YP nakdi varlıklar azaltılabilir. Öte yandan, Erken Ödeme Platformu, yıllar içinde karşılıklı uzlaşıyla belirlenmiş “ödeme vadelerinin” korunmasına ve enflasyon baskısı karşısında şirketlerin sağlıklı bir faaliyet döngüsü oluşturmalarına yardımcı olmaktadır.

İş modeli gereği ya da pozisyonunu hedge edemediği için döviz taşımaya devam etmek durumunda kalan ve TL krediye erişimi kısıtlanan tedarikçiler için ise, “alacakları erken tahsil etmek” en etkin işletme sermayesi finansmanı çözümü olacaktır.

Bulunduğu coğrafyanın en büyük kurulu üretim kapasitesine ve nitelikli iş gücüne sahip Türkiye, yeni nesil teknolojileri dikkate alan basit bazı yasal ve idari düzenlemeler yaparak, ticaretin finansmanı için yüklü miktarda dış kaynağı ülkeye çekebilir. Üretimi ve istihdamı destekleyecek şekilde, tedarik zincirinin tüm katmanlarına bol ve uygun maliyetli kaynak sağlamaya yönelik önerilerimiz, bir başka yazının konusu olsun. 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Zam“An” yönetimi (1) 06 Ağustos 2022