Dövizin pahalı ve kıt olmasının yararı da var!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Olmayan para harcanmaz, yeterli döviz gelmeyince de fazla cari açık verilmez! Cari açıktaki düşüşü biraz da böyle okumakta yarar var.

Bizde bir dönem çok daha sık duyduğumuz şehir efsanesine dönüşmüş bir ekonomik yaklaşım vardı.

“Ya cari açığı finanse edemezsek” diye kaygı duyardık.

Sanki finanse etmeden cari açık verilebilirmiş gibi!

Pahalıdan ucuza doğru gidelim...

Finanse etmeden ev, otomobil, herhangi bir beyaz eşya, pantolon, gömlek, çorap ya da mendil alabilir misiniz?

Şöyle pahalı bir restoranda ziyafet çekebilir misiniz, geçtik ziyafeti, ayak üstü dürüm döner yiyebilir misiniz ya da bir simit alıp kuru kuru yemek isteseniz, onu yapabilir misiniz?

Paranız yoksa, birinden borç alarak kaynak yaratamıyorsanız, kredi kartı limitiniz uygun değilse bunların hiçbirini yapamazsınız.

Şimdi bunlar parasız olmayacak ama milyarlarca dolarlık cari açığı "döviz olmadan” verebilecek, sonra da “Ya bu açığı finanse edemezsek” diye kaygılanacaksınız.

Geçiniz; finanse edilmeden cari açık verilmez!

Önce açık verilip sonra bunun finanse edilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz!

Önce kaynak yaratılır, sonra bu kaynak kullanılarak harcama yapılır.

Ödemeler dengesi dediğimiz kavram yalnızca cari işlemler dengesinden mi oluşuyor; finans hesabı kalemi niye var o zaman!

Az döviz az açık!

Döviz gelirimiz istisnai dönemler dışında döviz giderimizin hep altında kalıyor. Bir şekilde kaynak yaratmak suretiyle de cari açık veriyoruz.

Dışarıdan çok doğrudan yatırım, çok portföy yatırımı geldiğinde ya da çok dış borç bulduğumuzda cari açık vermede daha rahat oluyoruz.

Biliyoruz ki yan masada bir tanıdığımız var ve bize borç veriyor, biz de başka bir masaya meyve tabağı ikram edebiliyoruz!

Yan masadaki tanıdık kalkıp gidince bizim ikram da kalıveriyor.

Bu yıl dışarıdan bırakın döviz gelmesini gidiş var. Bazı aylar giriş yaşanıyor ama o da dişimizin kovuğuna yetmiyor. Böyle olunca da, yani harcanacak para olmayınca da azla yetiniyor, az açık veriyoruz.

Nisan ayındaki cari açığın 5.3 milyardan 1.7 milyara, dört aydaki açığın da 14.2 milyardan 9.6 milyara inmesini biraz da böyle okumak gerek.

KONUTTA SATIŞLAR DİP YAPTI, FAİZ İNDİRİMİ ŞART OLDU!

İpotekli ilk el konut satışı mayısta 3 binin de altında kaldı. Ne dersiniz, geçen yılki gibi "COVID-19 önlemi" olarak yeni bir ucuz kredi kampanyasının zamanı gelmedi mi!

Geçen yıl tam bugünlerdi. COVID-19 etkisini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı ve bu salgının ekonomik tahribatını azaltmak için tüm ülkeler önlem peşindeydi. Biz de gerekli adımları attık. Öncelikle ne yaptık; konut stoku epeyce büyümüştü, bu stoku eritmek, ekonomiye can suyu vermek için kamu bankaları eliyle çok düşük faizli kredi olanağını devreye soktuk. Öyle ki, sıfır konutlar için bir yılı ödemesiz bir kredi olanağı yarattık. Bakın o krediyi kullananlar ilk taksit ödemesini şimdi yapacaklar. Başka önlemler de aldık; örneğin uçak yolculuğunu teşvik için vergi avantajı gibi önlemler yürürlüğe koyduk. Gerçi daha sonra seyahat kısıtlaması getirdik ya, olsun!

“Bunların COVID-19’un ekonomde yaptığı tahribatı azaltmada nasıl bir etkisi oldu ki” diye düşünenlerdenseniz tabi ki haklısınız.

Kamu bankalarının kullandırdığı o yüzde 0.64 faizli, bir yılı ödemesiz 15 yıl vadeli kredi kimlere gitti, bu krediyi bir şeklide alıp başka amaçlarla kullananlar oldu mu, bilemeyiz. Hadi o da bir yana bu kredi gerçekten konut alımında kullanılmışsa bile pandeminin ekonomik yıkımına karşı nasıl bir işlev gördü, hepsi soru işareti olarak ortada kaldı.

Ama, eğer geçen yıl yapılan doğruysa, ki yapıldığına göre doğrudur, şimdi de konutta bir faiz indirimi beklememiz gerekir.

İlk el satış aynı düzeyde

TÜİK’in Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kaynaklarına dayandırarak oluşturduğu verilere göre konut satış ve devri mayısta çok düşük gerçekleşti.

Satış-devir ayrıntısına ilişkin yaklaşımımızı bir kez daha vurgulayalım. Biz ilk el işlemler satış, ikinci el işlemleri ise devir olarak niteliyoruz. Çünkü konut sektörünü sürükleyen, harekete geçiren, stokların azalmasını sağlayan ilk el satışlardır, ikinci el devirler değil.

Bu açıklamadan sonra gelelim mayısın tablosuna...

Geçen ay ilk el satış 18 bin oldu, ikinci eldeki devir ise 41 bin düzeyinde gerçekleşti.

İlk el satışlar geçen yılla hemen hemen aynı. Geçen yıl mayısta yaklaşık 17 bin adetlik ilk el satış vardı.

İkinci el devirdeki artış ise biraz daha fazla. Geçen yıl mayıstak devir 34 bin düzeyinde oluşmuştu.

İpotekli satışlar dibe oturdu

Dedik ya konut kredisi faizine yeniden el atmak gerekir diye... Bu “ihtiyaç”, şimdi aktaracağımız sayılarla kendini gösteriyor zaten.

Geçen yıl mayısta 6.231 olan ipotekli ilk el konut satışı bu yıl 2.956’da kaldı. İlk beş aydaki satış da 56 binden 21 bine indi.

Bir aydaki ipotekli ilk el satış yalnızca ama yalnızca 2.956! Son yıllara bakıyoruz; 3 binin altına üçüncü kez inilmiş.

En düşük ipotekli ilk el satış 2.490 adetle 2019 yılının temmuz ayında gerçekleşmiş.

İkinci en düşük satış 2.725 adetle 2018'n kasımında.

Ve üçüncü en düşük satış da 2.956 ile bu yıl mayısta...

TÜFE yüzde 20’ye gidiyormuş, Yİ-ÜFE yüzde 40’a dayanmış, Merkez Bankası faizi yüzde 19’dan bir türlü aşağı düşürülemiyormuş; olsun! Şimdi konut kredisi faizlerini şöyle yine ödemesiz dönemli, yüzde 1’in altında bir düzeye çekmenin ve bunun için kamu bankalarını devreye sokmanın tam zamanıdır!

Esnaf mı, KOBİ’ler mi...  Onlar da müteahhitlik yapsalardı...

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Fotoğraf 26 Temmuz 2021
Stockholm sendromu 19 Temmuz 2021