Dünün sonu, yarının başlangıcı

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Pandemili yaşamın sonuna gelindi, kabus bitti, yeni bir yaşama uyanıldı. Çok değil daha bir ay bile geçmedi sokağa çıkma kısıtlamalarının üzerinden. Aşılamaydı, havaların ısınmasıydı, vakaların azalmasıydı derken, eski hayata hızlıca geri dönmeye başladık.

Hepimiz pek bir sıkıldık bu süreçten; birçok yeniliği test ettik, sorguladık. Kabustan yeni çıktığımız için dünün bilançosunu henüz pek de yaptığımız söylenemez. Kavgada yumruk sayılmaz misali, geride kalan yaklaşık iki yıllık süreçte ülke ekonomilerinin ne durumda olduğunu tam kavrayabilmek için biraz zamana ihtiyaç var. Dış ticaretçilerimizin dikkatli olup, dünya risk haritasını yeniden tahlil etmeleri gerekecek, aman dikkat.

Kabul etmek gerekir ki, en güçlü ekonomiler dahi bu dönemde zorlandılar. Dünyada yaşam durdu, tüketim bazı ürünlerde artarken pek çok üründe ise azaldı; arz talep dengesi bozuldu, devletler sanayicisini, esnafını; özetle vatandaşlarını mağdur etmeme adına önlem üstüne önlem aldılar. Tüm bunları sağlamak için ülkeler bolca para basmak durumunda kaldı. Para birimi gerçek anlamda konvertibl olan ülkeler ile konvertibl olmayan ülkeler aynı derecede şanslı olmadılar.

Her ne kadar COVID’in deltası, delta plus’ı olsa da; sağlık açısından tedbirlerin süreceğini, aşılamanın da gündemden hiç düşmeyeceğini biliyoruz. Ancak ben sürecin büyük ölçüde sonuna gelindiğini düşünüyorum. En azından kapamaların ve ekonomilerde durmaların artık olmayacağını söyleyebilirim. Dünya ekonomisinin önemli yüzdesini oluşturan ülkelerde şu anda gündem, büyük ölçüde tatiller denilebilir. Okullar kapalı, siyaset de görece biraz daha durağan. Bu geçiş süreci de hepi topu iki ay. Temmuz ve ağustos aylarının sona ermesi ile hepimiz filme kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Ülkemiz açısından bakıldığında, dünya üzerinde adres arayan bu yüklü paradan acaba payımızı hangi ölçüde alacağımızı elbette hepimiz merak ediyoruz. Sıcak para olarak adlandırdığımız kısa süreli giren ve portföy yatırımlarına dönüşen parayı çok da önemsemediğimi itiraf edeyim. Sıcak para hareketleri döviz kurlarını ve tahvil faizlerini etkiler, borsayı hareketlendirir, TL talebi doğuracağı için döviz kurunu düşürür. Her şey çok yolunda giderse ve kalıcı hale dönüşürse faizleri de düşürebilir. Sıcak para çeşitli faktörlerden dolayı ülkeler arasında kısa süreli olarak yer değiştirir. Sıcak para giriş-çıkışlarını yurtiçi faiz oranı, güvenirlik, ekonomik ve siyasi istikrar, istikrarlı döviz kuru, enflasyon oranı gibi faktörler etkiler. Dolayısı ile bizim yaramızın merhemini sıcak paradan ziyade kalıcı yatırımlara dönüşecek sermaye girişleri oluşturacak.

Türkiye, pandemi ile başlayan ekonomik krize, ekonomik kriz döneminde yakalandı. Yani bronşit geçirirken bir de üzerine zatürre olunması gibi bir durum oldu bizimkisi. Zor bir süreci KÇÖ diye adlandırdığımız kısa çalışma ödenekleri ile çalışan kesim bir şekilde kramp etkisi ile yaşarken, diğer yandan esnaf ve sanat emekçileri gibi kesimler daha zor bir dönem geçirdiler. Henüz geride kaldı da diyemiyorum, bunu demek için hayli erken. İşten çıkarmalara yönelik yasakların bu aybaşı itibarı ile kalkmasını da şapkanın düşmesine benzetiyorum. Bakalım şapka düşünce ortaya kel mi çıkacak, yoksa sanıldığı gibi bir endişeye gerek yok mu, bunu hep birlikte göreceğiz.

Dünya ekonomisi ve ülkeler arası ilişkiler de yeni dönemde çok fazla değişime uğradı. Bu süreçte araya bir ABD başkan değişimi, bir de İngiltere’nin AB’den ayrılması girdi ki, oldu da bitti maşallah dedik hep birlikte.

Türkiye’de uzun bir bayram tatili var, bir süre daha rehaveti sürdüreceğiz, sonra yeniden yaşam kaldığı yerden olanca hızı ile devam edecek. Bu konuyu ilerleyen haftalarda sıkça ele alacak ve dünyada bizi bekleyen fırsatlara yer vereceğim. Ancak şimdi bayrama odaklanıp biraz nefes alalım, zira hepimiz yorulduk bunaldık. Esnaf ve turizm yöreleri yeniden canlanmaya çalışacak ve eski günlerine dönmek için bu fırsatı olabildiğince değerlendirecek.

Aslında şu da bir gerçek ki henüz çok başında da olsak, bütün ülkeler için şapka yavaş yavaş düşmeye başladı. Ve hatta bazı ülkelerde kel hızlıca görünürken, bazı ülkelerin ise durumu fırsata çevirdiklerini ve güçlerini arttırdıklarını görmek hiç de zor olmadı.

Şimdi kendimize sormalıyız, bu durum, acaba dünün sonu mu, yarının başlangıcı mı?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021
Bozulan tedarik zinciri 13 Ağustos 2021
Dönelim ekonomiye 06 Ağustos 2021