Dünya ekonomisi = Mayın tarlası

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Bugün şöyle bir dünya ekonomisi turuna çıkalım. Rehber olarak da IMF’nin bu hafta yayımladığı “World Economic Outlook” yani dünya ekonomik görünümüne ilişkin Temmuz güncelleme raporunu kullanalım. Malumunuz IMF dünyadaki ekonomiyle ilgili uluslar üstü, itibarı yüksek, temel olarak da ödemeler dengesi problemleriyle karşılaşan ülkelerin problemlerini çözmekle mükellef bir kuruluş. Her ne kadar bizim ülkemizde öcü olarak görünse de, siyasi mülahazalarda karşısında durmak puan kazandırıcı bir unsur olsa da günün sonunda Türkiye de bir IMF üyesidir. Gerektiğinde yardım istenir, daha önce de istenmiştir. Türkiye’nin IMF’ye borç verdiği falan da yoktur, üye ülke olarak üzerine düşen katkıyı yapmıştır. Neyse bu başka bir yazının konusu. İşte bu IMF, Nisan ve Ekim’de ana dokümanlarından biri olan “World Economic Outlook” yani dünya ekonomik görünümü yayımlıyor, Ocak ve Temmuz’da da güncellemelerini alıyoruz. İşte bu hafta Temmuz güncellemesini aldık.

IMF her ne kadar tahmin yapma konusunda çok başarılı bir kurum olmasa da raporda yazılanlar ve dikkat çekilen riskler hepimiz için çok önemli. Malum dünya daha önce görmediği birçok olayla karşı karşıya kaldı. Daha önce görmeme kısmını özellikle kullanıyorum. Tarihte de salgınlar olmuş vs diyenler olacaktır fakat küresel entegrasyonun bu kadar kuvvetli olduğu, merkez bankalarının bu kadar baskın olduğu bir dünyada bu salgınla karşılaşmamız ve bundan çıkmaya çalışmamız ilk defa başımıza gelen bir şey. Bir de bunun üstüne Rusya’nın Ukrayna’yı işgali gelince işler iyice içinden çıkılamaz hale geldi. Oynaklık hiç olmadığı kadar yükseldi. Sadece borsalardan veya para birimlerinden bahsetmiyorum. Emtia ve enerji fiyatlarındaki oynaklık da tarihi seviyelerde. Bu da doğal olarak meselenin sıradan vatandaşın hayatına da dokunması sonucunu getirdi. Hatta birçok ülkede bu meselelerin yönetilememesinden dolayı iktidar değişiklikleri, siyasi çalkantılar oldu ve olmaya da devam ediyor.

Zaten yukarıda bahsettiğim IMF raporunun başlığı da “kasvetli ve daha belirsiz”. Dünya hiç istemediği iki ekonomik sonuçla karşı karşıya, bunlardan birinin adı enflasyon, diğeri büyümenin düşmesi ya da biz buna durgunluk diyelim. Zaten bu ikisinin bir araya gelmesi bizi stagflasyonla karşı karşıya bırakıyor. Tek başına yüksek enflasyonla ya da tek başına durgunlukla mücadele etmeyi bir noktaya kadar başarabilen ulusal ya da uluslar üstü kurumlar ikisiyle birlikte başa çıkma konusunda doğal olarak bocalıyorlar. Dünyanın üç büyük ekonomi merkezinde de hem ortak hem de kendilerine özgü problemler var. Amerika’nın 1 numaralı problem “enflasyon”. Bu problem Avrupa için de geçerli. Avrupa’da buna ilaveten Rusya işgalinden kaynaklı mevcut ve büyük olasılıkla büyüyerek sürecek gaz sıkıntısı var. Ayrıca Avrupa’nın homojen olmayan yapısı sorunların çözülmesini daha da zor kılıyor. Detaylarını geçen haftaki yazımda paylaşmıştım. Son olarak Çin’deyse sıfır vaka politikasına bağlı kapanmalar, emlak sektöründeki problemler büyüme beklentilerinin aşağı revize edilmesine sebep oldu. Tabii ki bu ülkeler nezle oluyorsa gelişen ülkeler yataklara düşüyorlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu kadar entegre bir dünyada, dünyanın tamamını ilgilendiren bir kriz daha önce yaşamamıştık.

Küreselleşmenin olumsuz dışsallıkları

ABD’de bir sebeple fiyatların yükselmesi, Fed’in faiz artırımına sebep oluyor, bu da gelişen ülkeler için finansman maliyetlerini artırıyor ve borçlarını çevirmekte zorlanmalarına neden oluyor. Çin’de emlak sektöründe problem çıkıyor, bu iç tüketimi düşürüyor. Bunun devamında Almanya ve Güney Kore Çin’e karşı dış ticaret açığı vermek zorunda kalıyor. İhracatı düşen Almanya’nın gelirleri düşüyor, enerji problemi de buna eklenince mal talebi düşüyor bu da ithalat talebinin azalması anlamına geliyor. Bu da dönüyor bizim ihracatımıza darbe vuruyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu sebeple çok başka sebeple kullanılan bir slogan bütün ülkeler için geçerli hale gelmeye başladı; “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

Rapordan rakamlar

Hem baz senaryodaki büyüme rakamlarını hem de alternatif senaryoya ilişkin riskleri verip yazıyı sonlandıralım. İlgilenenler için raporun linkini yazının sonuna bırakıyorum.* 2022 dünya büyümesine ilişkin beklenti %3.2. Bu rakam Nisan raporunda %3.6’ydı. En büyük negatif yönlü revizyonlardan biri ABD’ye ait; 1.4 puan. Çin negatif revizyonu 1.1 puan. Euro bölgesinin ise 0.2 puan. Bu rakamın bu kadar düşük olmasının nedeni İtalya’ya ilişkin 0.7 puan pozitif revizyon. Bildiğiniz gibi İtalya’daki politik ortam bu tahminin tutmasını zorlaştırıyor. Zaten öyle bir belirsizlik içindeyiz ki bütün tahminleri kurşun kalemle yazmalı ve silgimizi de hiç yanımızdan ayırmamalıyız.

Peki bu senaryodan bizi ne alıkoyabilir? Muhtemel risklerin etkileri neler olabilir? O da aşağıdaki grafiklerde. Üstteki grafikte büyümeye ilişkin olası etkiler, aşağıdaki grafikte enflasyona ilişkin olası etkiler yer alıyor. Renklerin yukarıdan aşağı Türkçelerini yazıyorum;

Petrol ve diğer emtialara ilişkin yaptırımlar.

Avrupa’ya gaz ihracatının durdurulması.

Daha yüksek enflasyon beklentileri.

Daha da sıkılaşan finansal koşullar.

Toplam etki.

Gördüğünüz gibi riskler sıralamakla bitmiyor. Tabii bunlar şimdilik mevcut riskler. Her an yenileriyle karşılaşabiliriz. Mesela ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin Tayvan’ı ziyareti ve buna ilişkin Çin’in vereceği tepki önümüzdeki risklerden ilki gibi gözüküyor. Neyse olan risklerimiz bize yetiyor, bir de olası olanları bugün konuşup daha fazla karamsarlaşmayalım.

·        https://www.imf.org/en/Publications/WEO/Issues/2022/07/26/world-economic-outlook-update-july-2022

 

 

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Halkımızın durumu yok 02 Temmuz 2022