Dünya Kupası’nın, diplomasinin karbon faturasını kim ödeyecek?
2026 Dünya Kupası sadece sahadaki mücadele, renkli görüntüler, siyasi mesajlar ve Amerika’nın zorbalıklarıyla değil, iklim üzerindeki devasa etkisiyle de tartışılıyor. Aşırı sıcaklar, yüksek nem ve giderek sıklaşan aşırı hava olayları sporcuları etkilerken, iklim krizinin küresel spor organizasyonlarına etkisi belki de ilk kez bu kadar görünür hale geliyor.
Roma gladyatör dövüşleri için dev arenalar, modern çağ olimpiyatlar inşa etti. Her çağ kendi görkemini inşa ediyor. Tarihte ilk kez gezegenin sınırları, insanlığın gösteriş/ haz iştahıyla karşı karşıya gelmiş durumda.
Kupanın karbon ayak izi Hırvatistan'la yarışıyor
Takım sayısının 32’den 48’e çıkmasıyla birlikte büyüyen Dünya Kupası’nın çevresel baskısı da artıyor. Greenly’nin hesaplamalarına göre 2026 Dünya Kupası yaklaşık 7,8 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyona neden olacak. Miktar, 1,7 milyon otomobilin yıllık emisyonuna veya Hırvatistan gibi bir ülkenin bir yılda atmosfere bıraktığı toplam karbon miktarına denk. Katar 2022’nin karbon ayak izinin yaklaşık iki katı büyüklüğünde bir çevresel maliyet söz konusu.
FIFA, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yarıya indirmeyi, 2040 yılında ise net sıfıra ulaşmayı hedeflediğini açıklamıştı. Toplu taşımayı teşvik ediyor, yenilenebilir enerji kullanımından söz ediyor, gıda atıklarının dönüştürüleceğini açıklıyor.
Milyonlarca taraftarın tükettiği yiyecekler, içecekler, soğuk zincir sistemleri, Tedarik zincirlerini baskılarken, tarımsal emtia fiyatlarını tetikliyor. Her gol, sadece skoru değil, enerji tüketimini, gıda üretimini de artırıyor.
Asıl sorun beton değil, uçaklar
İklim uzmanlarına göre 2022’deki Katar'ın sorunu yeni inşa edilen stadyumlarken, 2026’nın sınavı mesafeler. Üç ülkeye yayılmış 16 şehir. Vancouver’dan Mexico City’ye, Toronto’dan Miami’ye kadar uzanan binlerce kilometrelik bir coğrafya. Greenly’ye göre toplam emisyonların yüzde 87,8’i seyahatlerden kaynaklanıyor.
Kupanın en büyük stadyumu gökyüzü
Sadece futbolcular değil, teknik ekipler, sponsorlar ve yaklaşık 6,5 milyon taraftar da kıta boyunca hareket edecek. Bazı taraftarlar grup maçları için New York’tan Los Angeles’a, ardından Dallas’a geçecek. Birkaç haftalık futbol heyecanı boyunca milyonlarca ek uçuş gerçekleşecek. 2026 Dünya Kupası çimlerden gökyüzüne taşınıyor.
Her golün bir de dijital ayak izi var
Sadece uçuşlar ve yediklerimiz değil kupanın dijital ayak izi de oldukça yüksek. Milyarlarca insan maçları televizyonlardan, telefonlardan ve tabletlerden izliyor. Sosyal medya platformları, canlı yayın servisleri, bahis uygulamaları, tekrar görüntüleri, yapay zekâ destekli analiz sistemleri ve bunların arkasındaki veri merkezleri devasa miktarda elektrik ve su tüketiyor.
İngiltere bir maçta 600 megawatt ek elektrik bekliyor
Futbolun enerji iştahı bazen çok daha somut biçimde ortaya çıkıyor. İngiltere Ulusal Enerji Sistemi Operatörü, büyük futbol maçlarında ülke genelinde elektrik talebinin yaklaşık 600 megawatt arttığını açıkladı.
Sadece olimpiyatlar değil, NATO zirveleri, Expo’lar, uluslararası toplantılar da benzer bir tablo yaratıyor. Ev sahibi şehirler misafirlerini ağırlamak için köşe bucak temizleniyor, yollar onarılıyor, çimler yeşertiliyor. Kırık dökük hayatların sürdüğü gecekonduların üzerine, misafirlerin görmemesi gereken gerçekleri örten mutlu fotoğraflar asılıyor. Ankara’nın NATO zirvesi öncesi hazırlıkları bayram temizliğini andırıyor.
Misafire gösterilen özen elbette kıymetli. Ancak insanın aklına şu soru geliyor. Eğer bir şehrin kırık kaldırımları, açılmayan çiçekleri, hasarlı yolları ve yıpranmış mahalleleri kendi sakinleri için yıllarca bekliyorsa, yalnızca birkaç günlük misafir için yapılan bu kozmetik dokunuşlar gerçekten elzem mi?
Oxford Üniversitesi’nden Profesör Bent Flyvbjerg’in “beyaz fil” olarak tanımladığı, kullanım ömrü kısa ama bakım maliyeti yüksek yatırımlar akıllara geliyor. Bir aylık futbol şöleni ya da üç günlük diplomasi gösterisi için yapılan harcamalar, onlarca yıllık faturalar yanında kent sakinlerinde değersizlik hissi bırakıyor.
Velhasıl, Dünya Kupası artık sadece futbolcuların mücadelesi değil. NATO zirveleri de yalnızca liderlerin fotoğraf verdiği diplomasi sahneleri değil. Küresel programlar aynı anda milyonlarca insanın seyahat ettiği, tükettiği, yayın izlediği ve karbon ürettiği devasa küresel ekonomilere dönüşüyor.
Çiftçiden daha az gübre kullanması, sanayiciden daha az karbon salması, vatandaştan daha su az tüketmesi istenirken, dünyanın en büyük spor organizasyonlarının, uluslararası zirvelerin ve diplomasi gösterilerinin karbon faturası kimin hanesine yazılacak? Yoksa karbon tasarrufu yalnızca vatandaşın görevi, gösterinin faturası ise kimsenin üstlenmek istemediği görünmez bir borç mu?