Dünya ticaretinde yeni bir döneme doğru

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

İ. Cumhur İŞBIRAKMAZ - Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri

Bundan 50 yıl sonra iktisat tarihi ile uğraşanların 2020 yılını önemli bir kırılma noktası olarak değerlendirmeleri muhakkak. Neden olmasın ki? Bir yanda 80 milyon hastaya ulaşan pandemi ve beraberinde getirdiği ekonomik ve ticari gerileme öbür yanda dünya iktisat tarihinde de bir ilk olan, ülkelerin müreffeh bir hayat için girmeye can attıkları dünyanın en zengin kulübünden neredeyse 40 yıllık bir kulüp üyesinin ayrılması - Brexit.

Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) yayınladığı son raporda, pandemi öncesinde düşüş eğilimine giren dünya ticareti 2020 ikinci çeyreğinde, yani pandeminin ilk dalgasının yoğun yaşandığı dönemde, 2019’un aynı dönemine göre %21 daralırken, Dünya Bankası’nın son Dünya Ekonomik Görünümü raporunda ise, pandemiye bağlı ekonomik durgunluk ve gerileme nedeniyle dünya büyüme oranı eksi %4,4 olarak tahmin edildi.

Brexit’in ise seyahatten ticarete, eğitimden ticari faaliyet ve yatırımlara kadar sayısız alanda gerek İngiltere gerek Avrupa Birliği ülkelerine kısa-orta ve uzun vadede olumsuz etkileri olacağı Brexit kararının alındığı 2017 yılından bu yana yapılan sayısız incelemede yer aldı.

Aslında dünya ekonomisi ve ticaretini etkilemekte olan bu iki önemli olaya (aslında “gelişme” sözcüğünü kullanmak istedim ama bu kelime pozitif anlamda kullanıldığından vazgeçtim!) üçüncüsünü de dahil etsek yanılmış olmayız: RCEP Anlaşması. Bölgesel İşbirliği ve Ekonomik Ortaklık Anlaşması şeklinde Türkçeye tercüme edebileceğimiz bu yeni anlaşmaya, 1,5 trilyon dolarla dünya ticaretinden %9 pay alan 10 ülkenin içinde yer aldığı ASEAN (Güneydoğu Asya Milletler Birliği) ülkeleriyle, 4 trilyon dolardan fazla bir hacimle dünya ticaretinin dörtte birini oluşturan 5 ülke (Çin, Japonya, G.Kore, Avustralya, Y. Zelanda) imza koydu.

Pandemi ve Brexit’in yanında bu yeni oluşum, beraberinde ülkeler için tehditleri getirirken, pek çok fırsat da yaratıyor bir bakıma.

 

 

Tablo 1: ASEAN ülkelerinin ihracatı (‘000 Dolar)Kaynak: Trademap

Not (1): 5 ülke = Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda
                              Not (2): ASEAN = Myanmar, Tayland, Laos, Vietnam, Kamboçya, Brunei, Endonezya, Malezya, Singapur, Filipinler

 

Anlaşmayla birlikte 2 milyar kişilik bir serbest Pazar yaratılmış oldu. Öyle bir pazar ki, dünya gayrisafi hasılasının üçte biri burada üretiliyor, ticaretin üçte biri burada yapılıyor (Tablo 1).

Şüphesiz böyle bir Anlaşmaya hazırlık aşamaları ve müzakereleri de uzun sürdü: 8 yıla yakın bir sürede 46 büyük müzakerede 19 farklı kurum/kuruluş temsilcileri Anlaşmayı hazır hale getirdiler.

1967’de kurulan ASEAN Birliği, geçen süre zarfında bir serbest ticaret alanı haline gelmiş, RCEP Anlaşması’na imza koyan 5 ülke ile de ayrı ayrı serbest ticaret anlaşmaları imzalanmıştı. Yeni anlaşmayla tüm bu anlaşma ve protokoller birleştirilmekle kalmadı, ayrıca uluslararası ticaretin en önemli başlıklarından olan “menşe kümülasyonu” konusunda da basitleştirilmiş bir sistem kuruldu.

Şüphesiz Anlaşma ülkelerin parlamentolarından onay aldıktan sonra yürürlüğe girecek, bu da zaman alacaktır; ancak yürürlüğe girmesiyle birlikte, yapılan bazı değerlendirmelerde imza sahibi ülkelerin birbirleriyle ticaret yapmaları çok kolaylaşacağı için ilk etapta 3. Ülkelerden yaptıkları ithalatın yarıdan fazla azalacağı, zaman içinde bu oranın %90’lara çıkabileceği dahi belirtilmektedir.

RCEP ile ilgili ticari veriler ve yapılan değerlendirmeler dünya ticaretinde yeni bir oluşuma işaret ediyor. Tablo 1’de detaylandırıldığı üzere, 2019 yılında dünya ticaretinden %8,5 pay alan ASEAN ülkelerine Çin, Japonya, Kore, Avustralya ve Y. Zelanda (RCEP-5 diye adlandıracağım bundan sonra) %24,5’luk dünya ticareti payı ile eklenince %32,8’lik bir dev sistem ortaya çıktı.

Strateji uzmanları, yeni bir dünya ticareti sistemin kurulmakta olduğunu, bunda da Çin’in önderlik ettiğini, dünya ekonomisi ve ticaretini tek başına kontrol edecek bir oluşuma doğru gideceğini belirtiyorlar. Uzun bir süredir Uzakdoğu bölgesine kaymakta olan üretim ve ticaretin odağı böylelikle bir bakıma tescillenmişti oldu. Çin’in “Bir yol Bir Kuşak Girişimi” ile başlattığı yeni oluşumun beraberinde getirdiği fırsatlara ASEAN ülkelerinin bu yeni oluşumla kavuşması da cabası. Yakında Dünya Ticaret Örgütü’nün yapısı, alt kurumları ve mekanizmaları tekrar değerlendirilmeye, öncelikleri gözden geçirilmeye başlarsa şaşırmamak gerekir.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, oluşan dev serbest pazarda (NAFTA ve AB alanından daha büyük bir pazardan bahsediyoruz) imza atan ülkeler birbirleriyle ticaret yapmak kolaylaşacağından 3. ülkelerden aldıkları ürünleri ikame etmeye başlamaları çok muhtemel gözükmekte… Bundan sadece ülkemiz değil bu coğrafyaya ihracat yapan ABD ve AB başta olmak üzere tüm ülkeler etkilenecek, rekabet daha da kızışacaktır.

Bu noktada ülkemizin bu ülkelerle yaptığı ticaretin durumuna bakmakta fayda var. Tablo 2 ve Tablo 3’te sırasıyla bu ülkelere yönelik ihracat ve ithalatımız yer alıyor. Ülkemiz net ithalatçı; 2019 yılında 6,9 milyar dolarlık ihracata karşılık, 34,8 milyar dolarlık ithalat yapmışız. Bu arada bir sonraki değerlendirmemde ülkemizin bu ülkelere yönelik sektörel ihracatını inceleyerek, bundan sonraki yıllarda hangi sektör ve ürünlerde yoğunlaşabileceğimizi tartışmaya açmak istiyorum.

Tablo 2: Türkiye'nin RCEP ülkelerinden ithalatı ('000 Dolar)

Kaynak: Trademap

 Not (1): 5 ülke = Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda 
                               Not (2): ASEAN = Myanmar, Tayland, Laos, Vietnam, Kamboçya, Brunei, Endonezya, Malezya, Singapur, Filipinler

 

 Tablo 3: Türkiye'nin RCEP ülkelerine ihracatı ('000 Dolar)

Kaynak: Trademap

Not (1): 5 ülke = Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda
                               Not (2): ASEAN = Myanmar, Tayland, Laos, Vietnam, Kamboçya, Brunei, Endonezya, Malezya, Singapur, Filipinler

 

İhracatımızın RCEP ülkelerine yönelik sektörel dağılımına ilk bakışta, ülkemizin bu ülkelere %50’den fazla bir oranda hammadde ve ara malı ihraç ettiğini söyleyebiliriz (Tablo 4). Başka bir ifadeyle diğerlerine göre rekabet gücü düşük ürünler göndermekteyiz.

 

Tablo 4: RCEP ülkelerine ihracatta ilk 10 sektörKaynak: Trademap
Not: Ülkelere yapılan ihracattaki ilk 10 sektörlere göre hazırlanmıştır.

Dünya ticaretinin merkezi bu bölgeye kayarken, bizler ne yapmalıyız? 6,9 milyar dolarlık ihracatımızı nasıl muhafaza etmeli, hatta ileriye nasıl taşımalıyız?

İlk yapılan değerlendirmelerde, RCEP üzerine yoğunlaşmak yerine, ihracatımızın yarısından fazlasını yaptığımız AB ülkelerine yoğunlaşılması gerektiği üzerinde durulsa da, dünya genelinde ekonomik merkezin Uzakdoğu’ya kaydığı göz önüne alındığında orta ve uzun vadede RCEP ülkeleri merkezli bir strateji kurgulanabileceği akla gelmekte. Bu stratejinin parçaları olarak;

1)      RCEP bölgesine yönelik olarak ihracatımızı güçlendirici özel destek sistemleri oluşturulmalı,

2)      Yurtdışı lojistik bölgeler bu ülkelerde odaklanmalı,

3)      Sadece bu ülkelere yönelik ihracatımız için özel organize serbest bölgeler kurulmalı, kümelenmeler oluşturulmalı, hatta ülkemizde lojistik açısından güçlü şehir/bölgelere “özel statü” verilmeli,

4)      Bu ülkelerde üretim özendirilmeli, Türk malı imajı ve markası öne çıkartılmalı, yatırımcı firmalarımızın RCEP bölgesindeki üretim imkânlarından yararlanmalarının sağlanması,

düşünülebilir.

Sonuç olarak, Pandemi ve Brexit’in sonuçlarının belirsizliğini koruduğu bir ortamda, RCEP’in ortaya koyduğu fırsatlar üzerine çalışmak en doğru seçeneklerden biri…

 

 

 

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar