7 °C
Fatih ÖZATAY
Fatih ÖZATAY UFUK TURU dunyaweb@dunya.com

Durup dururken belirsizliği artırmak

Bireylerin davranışlarını modellemek ve o modellere dayanarak öngörülerde bulunmak çok zor. Ancak çok sayıda bireyin geçiş davranışına ilişkin gözlemlere dayanarak bazı çıkarsamalar yapmak mümkün.

Mesela bir futbol kulübünün başkanı "teknik direktörümüzle daha iki buçuk yıl sözleşmemiz var; bu zor dönemde onun arkasındayız" mealinde bir açıklama yapıyorsa biliriz ki çok yüksek bir ihtimalle teknik direktör üç vakte kadar görevden alınacaktır. Yıllar önce hayata veda eden ünlü iktisatçı Dornbusch'a atfedilen bir çıkarsama da mealen şöyle: "Bir merkez bankası başkanı mevcut (sabit) döviz kuru sisteminin dimdik ayakta olduğunu, para biriminin değerli falan olmadığını falan söylüyorsa, biliniz ki bir süre sonra o kur rejimi çökecektir."

Bir ekonomi "normal" koşullar altındaysa, o ekonominin önemli (tüm bireylerin davranışlarının toplamından ortaya çıkan) makro değişkenlerinin gelecekte alabilecekleri değerlere ilişkin öngörüleri düşük hata payıyla yapmak genellikle mümkün olur. Oysa önemli şoklar altındaysa bir ekonomi, öngörülerde hata payı çok artar.

Geçen yılın sonlarına doğru Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) milli gelir hesaplama yöntemini değiştirdi ve eski milli gelir serisinden çok farklı bir seri açıklamaya başladı. Geçmişte de benzer değişiklikler yapılmıştı. Ancak bu sefer ki değişiklikte önemli iki "ilk" yaşandı: Birincisi, eski seriyle hesaplanan büyüme oranları ile yeni seriyle hesaplanan büyüme oranları önemli ölçüde farklılaştı. Öyle ki 2012-2016 döneminin büyüme oranı yeni hesaplama yöntemi ile eskiden açıklananın yaklaşık iki katı oldu. İkincisi, yeni hesaplama yöntemi geçmişe "uzatılamadı" (daha doğrusu çok küçük ölçüde uzatılabildi). Bu nedenle, 2009 öncesi için yeni milli gelir hesaplama yöntemi ile hesaplanan bir serimiz yok. Farklı bir ifadeyle, 2009 ve sonrası için mevcut yeni milli gelir serisi ile önceki dönemin "yeni" milli gelir serisi tutarsız.

Bu olgu şu anlama geliyor: Bırakın "anormal dönemleri", normal dönemler için bile önemli makroekonomik büyüklüklere ilişkin öngörülerde bulunmak oldukça zorlaştı. İyi olmadı. Zira, belirsizliğin artması demek bu olgu. İki önemli istisna var. Birincisi enflasyon. İkincisi ise işsizlik oranı. Bunlara ilişkin öngörüleri düşük hata payı ile yapmak hala mümkün görünüyor. Ancak geçen hafta üzerinde durduğum gibi bu sefer de büyüme oranı ile işsizlik verileri arasında belirgin bir tutarsızlık gözleniyor: 2012-2016 döneminde bayağı yüksek bir büyüme oranı varken işsizlik oranı neredeyse kesintisiz biçimde yükseliyor.

Öngörülebilirliği azaltarak belirsizliği artıran, TÜİK'in milli gelir serilerini yeni yöntemle hesaplarken çok sayıda önemli makroekonomik göstergeyi yeni seriyle uyumlu hale getirip açıklamaması. Bunun tipik örneği sanayi üretim endeksi. Halen açıklanmakta olan aylık endeks ile eski milli gelirin sanayi katma değeri alt kalemi arasında çok yakın bir ilişki vardı. Ne var ki yeni milli gelirin sanayi alt kalemi ile aynı ilişki yok. Oysa sonuçta biri sanayide yaratılan katma değer, öteki sanayi üretimi; yakından ilişkili olmalılar.

TÜİK'e önemli bir görev düşüyor. Bir an önce, birincisi, daha sık aralıklarla açıkladığı makroekonomik göstergeleri yeni milli gelir hesaplama yöntemiyle uyumlu hale getirmeli (böyle bir uyum olduğunu varsayıyorum elbette; yoksa durum vahim demek). İkincisi, yeni milli geliri 2009 öncesine de götürmeye çalışmalı.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız. Daha önce üye olmadıysanız lütfen üye olunuz.
Giriş Yap Üye Ol!

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.