Düşen altın fiyatı talebi kısıyor
Türkiye’de önemli miktarda altın yatırımı bulunurken, bunun büyük kısmı da yastık altında tutuluyor. Boyutuna ilişkin resmi bir veri yayımlanmamış olsa da, dış ticaret ve yurt içi üretim verileri kullanılarak tahmini bir rakama ulaşılabiliyor.
Bu hesaplama için, TÜİK’in aylık bazda yayımladığı dolar cinsinden altın ithalat/ihracat (işlenmiş ve işlenmemiş) rakamları ile aylık ortalama altın fiyatlarını kullanarak ton cinsinden altın verilerini baz alarak hesaplama yapıyoruz. Hesapladığımız net altın ithalat miktarına, aylık bazda yayımlanan yurt içi altın üretimini de ekliyoruz.
Altına talep son aylarda yavaşladı
Mayıs verileriyle yaptığımız hesaplamalara göre, yurt içindeki toplam altın stoku 4,304 ton (580 milyar dolar) ile önceki aya göre sadece 2 tonluk sınırlı bir artış gösterdi. Önceki ay da stokta 3 tonluk sınırlı bir artış olmuştu. Bu rakamlar, daha önceki aylarda 10 tonun üzerinde gerçekleşen artışlara kıyasla belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Bu da fiyatlardaki düşüşün etkisiyle altın yatırımlarına olan ilginin belirgin şekilde zayıfladığını düşündürüyor. Bununla birlikte, altın stokundaki yıllık artış hızı da geçen seneki 170 ton civarından bu senenin ilk çeyreğinde 150 ton civarına, mayıs ayında ise 114 tona geriledi.
Mayıs ayı içerisinde TCMB’nin kendi mülkiyetindeki altın stoku 7.5 ton artışla 462.1 tona yükseldi. Bu artışın doğrudan alımlardan çok, daha önce yapılan altın swap işlemlerinin vadesinin dolmasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Hazine’nin altın rezervine bakıldığında ise mayıs ayında 22.8 ton seviyesinde yatay kaldı. Bankaların TCMB’de tuttukları altın stokunda ise 9.8 tonluk düşüş gözleniyor.
Altından gelir etkisi terse döndü
Altın yatırımlarının bu kadar yüksek seviyede olması, altın fiyatlarındaki değişimlerin makro göstergeler üzerinde önemli etkiler yaratmasına yol açıyor. Fiyat değişimlerinin etkisi ise şu şekilde hesaplandı: Ay sonundaki ton cinsinden stok miktarının bir önceki ay sonu değeriyle ortalaması alınarak aylık ortalama stok tutarı belirlendi. Bu tutar da aylık altın fiyat değişimiyle çarpılarak aylık değer değişim etkisi hesaplandı.
Altın fiyatlarında yaşanan güçlü artış eğilimi sonucunda ons altın fiyatı şubat ayında 5,300 dolar seviyelerini görmüştü. 2025 başından itibaren altın stokundaki değer artışından kaynaklanan kazancı hesapladığımızda, bu kazancın Şubat sonunda 348 milyar dolar ile en yüksek seviyesine ulaştığını görmüştük. Sonrasında Mart ayından itibaren düşüş başlamıştı. En son 4,300 dolarlık ons altın fiyatı ile hesapladığımızda, altın stokunda 119 milyar dolarlık zarar yazılarak, 2025 başından itibaren elde edilen kârın 229 milyar dolara gerilediğini hesaplıyoruz.
Geçtiğimiz sene iç talepteki güçlü görünümün bir açıklaması da Türkiye’de geleneksel olarak çok tercih edilen altın yatırımlarından elde edilen kârın yarattığı gelir etkisiydi. Bu sene ise ilk çeyrek GSYH’deki hanehalkı tüketim artışı %0.1’e yavaşladı. Hesapladığımız reel ve mevsimsel etkilerden arındırılmış kredi kartı harcamalarının nisan-mayıs ortalamasının önceki çeyreğe göre %0.5 artması, zayıf görünümün ikinci çeyrekte de devam ettiğini düşündürüyor. Sıkı para politikası ve İran savaşının etkilerinin yanında, altın fiyatlarındaki düşüşün de bu yavaşlamada etkili olduğunu düşünüyoruz.

