15 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Düşük cari açık iyi güzel ama bunun bir bedeli var

Cari işlemler dengesinde geçen yılı 27.6 milyar dolar açıkla kapattık. Bu, son dokuz yılın en düşük açığı. Düz mantıkla bakar ve açığın niye bu düzeyde oluştuğunu irdelemezsek bundan iyisi can sağlığı denilecek bir durum var. 2017'de 47 milyar açık vermişken, bir yıl sonra 28 milyara inmişiz. Ne güzel değil mi...

Ama ne yaptık da cari açığı böylesine azalttık... Ne gibi önlemleri uygulamaya koyduk da son dokuz yılın en düşük açığını verdik...

Aslında pek bir şey yapmadık ki. Ekonomik büyüme önce yavaşladı; sonra küçülme dönemi başladı; yavaşlayan ve küçülen bir ekonomi doğal olarak az üretim yapıyordu ve bu yüzden de az ithalat yeterli oluyordu. Bu sürecin sonunda da az cari açık verdik.

Yaşananların özeti bu. Hem zaten cari açık azalırken büyüme yavaşlamamış olsaydı, işsizlik tırmanma eğilimi göstermeseydi cari açıktaki azalmanın başka nedenlerinden kaynaklandığını söyleyebilirdik.

Örneğin ihracatı çok artırdığımız için dış ticaret dengemiz cari açığa olumlu katkı vermiş olabilirdi. Örneğin ihracat artışı sağlandığına göre üretim ve bağlı olarak büyüme yavaşlamamış olurdu.

Örneğin büyümede bir ivme kaybı söz konusu olmadığı için işsizlik artış göstermezdi.

Ama biz bu olumsuzlukların tümünü yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz.

Cari açık-büyüme

Yazımızda iki grafiğe yer verdik. Cari açık ile büyüme arasındaki ilişkiyi gösteren grafik çok çarpıcı. 2018'e ilişkin yıllık büyüme hızının bizim tahminimiz olduğunu belirtelim. Ama yıllık büyüme yüzde 1.6 olmaz da en fazla yüzde 2'ye çıkar, daha ötesi beklenmemeli.

Grafik çarpıcı gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Türkiye ne zaman büyümüş, cari açığımız fazla olmuş. Cümleyi tersinden de kurabiliriz tabii ki. Ne kadar çok cari açık vermişiz, o ölçüde de büyümüşüz.

İşsizlik bağlantısı

Büyümenin tek etkilediği cari açığın düzeyi değil elbette. Ekonomi büyürken daha çok ithalat yapıyor, buna bağlı olarak daha çok cari açık veriyoruz ama karşılığını da alıyoruz. Ekonomi canlı seyrediyor ve sonuçta işsizlik görece düşük kalıyor.

Dolayısıyla büyüme ve cari açık ilişkisiyle bağlantılı bir başka temel gösterge de işsizlik...

İşsizlik oranı ile büyümeyi aynı grafikte izlediğimizde istisnai dönemler dışında genel eğilim olarak gördüğümüz şu:

"Büyüme yüksekse işsizlik düşük seyrediyor ya da tersi oluyor." Cari açığın düşmesi iyi de... Türkiye cari açığını son dokuz yılın en düşük düzeyine indirdi. Tek başına harika bir gelişme. Ama aynı yıl içinde başka neler yaşadık, onlara da bakalım. Son dokuz yılın en düşük büyümesi de 2018'de gerçekleşecek.

Son sekiz yılın en yüksek işsizlik oranı da 2016 ve 2017'den sonra 2018'de ortaya çıkacak. Üstelik işsizlik oranı ekonomik durumun görece iyi olduğu ayların etkisiyle yüzde 10.9'da kalacak. Kasımdaki oranın yüzde 12.3 düzeyinde bulunduğunu ve oranın yükselme eğiliminde olduğunu unutmayalım.

Hangisi tercih edilirdi?

2018 yılının cari açığı yeni ekonomi programında (YEP) 36 milyar dolar olarak tahmin edilmişti. Aynı programda 2018'in büyüme tahmini de yüzde 3.8 olarak yer almıştı.

Geçen yılın büyüme gerçekleşmesi henüz açıklanmadı ama bizim tahminimiz yüzde 1.6-1.7 dolayında bir büyüme olacağı yönünde. Biraz önce de belirttik, en iyi olasılıkla yüzde 2'ye çıkılabilir.

Gelin şu soruya birlikte yanıt arayalım. Her kesim kendine sorsun:

"2018 yılı için 36 milyar dolar cari açık ve yüzde 3.8 büyüme mi daha iyi olurdu, yoksa 28 milyar dolar cari açık ve yüzde 2'nin altında kalan büyüme mi daha iyi oldu?"

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap