Düşük emekli aylığı sorunu derinleşiyor!
TÜİK, Aralık ayı enflasyon verisini %0,89 olarak açıkladı. Bu verinin ardından, 2025 yılının ikinci yarısına ilişkin 6 aylık enflasyon farkları da netleşmiş oldu. Altını özellikle çizmek gerekiyor:
Bu bir zam değil, enflasyon farkıdır.
Yani emeklilerin alım gücünü artıran bir iyileştirmeden değil, sadece geçmiş dönemde yaşanan fiyat artışlarının kağıt üzerinde telafi edilmesinden söz ediyoruz.
Kim ne kadar enflasyon farkı alacak?
Açıklanan verilere göre:
-SK ve Bağ-Kur emeklileri için 6 aylık enflasyon farkı: %12,19
-Memur ve memur emeklileri için:
-1.000 TL taban aylık artışı
-%18,60 oranında enflasyon farkı + toplu sözleşme farkı
Bu artışlar 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak.
En düşük emekli aylığı neden hâlâ netleşmedi?
Asıl tartışma konusu ise en düşük emekli aylığı.
Bugün itibarıyla en düşük emekli aylığı 16.881 TL. Bu rakam, Temmuz ayında 14.469 TL’den %16,67 enflasyon farkı verilerek bu seviyeye çıkarılmıştı.
Ancak en düşük emekli aylığı, diğer emekli aylıklarından farklı bir mekanizmaya sahip. Çünkü:
-Normalde artışlar kök aylıklar üzerinden yapılır.
-Kök aylığı 15.000 TL’nin üzerinde olanlar, enflasyon farkını doğrudan hisseder.
-Ancak kök aylığı 15.000 TL’nin altında olanlar, Ocak ayında da 16.881 TL almaya devam eder.
Bu nedenle, enflasyon farkları netleşmiş olsa da en düşük emekli aylığı henüz netleşmiş değil. Çünkü bu rakam için Meclis’te ayrıca bir yasal düzenleme yapılması gerekiyor.
%12,19 verilirse ne olur?
Eğer hükümet, en düşük emekli aylığına da %12,19 oranında enflasyon farkını yansıtma kararı alırsa:
-16.881 TL,
-18.938 TL’ye yükselecek.
Ancak bu rakam dahi emekliler açısından bir rahatlama anlamına gelmiyor. Nitekim kamuoyunda, bu artışın yeterli olmadığı yönünde ciddi bir memnuniyetsizlik var. Bu nedenle masadaki bir diğer seçenek de, en düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyesine çıkarılması. Nihai karar, hükümet yetkililerinin yapacağı değerlendirme ve toplantıların ardından netleşecek.
Sorun sadece en düşük emekli aylığı mı?
Asıl mesele burada başlıyor.
Yapılacak olası bir düzenleme, sadece 15 bin TL’nin altında kök aylığı olanları kapsarsa:
-Kendi primleriyle, çalışma süresiyle 15 bin TL ve üzeri aylığı hak eden emeklilerin aylıklarında hiçbir değişiklik olmayacak.
-Yani yine sınırlı ve geçici bir çözüm uygulanmış olacak.
Oysa sorun çok daha derin.
Emekli aylıkları neden bu noktaya geldi?
Emekli aylığı hesaplama sistemi:
-2000 yılında ve özellikle 2008 yılında köklü biçimde değiştirildi.
2008 sonrası sistemle birlikte:
-Çalıştıkça,
-Daha fazla prim ödendikçe,
-Uzun süre sigortalı olundukça emekli aylığına yapılan katkı giderek azaldı. Bu nedenle emekli aylıkları zaten yıllar içinde düşüyordu.
Buna bir de:
-Hissedilen enflasyon ile
-TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasındaki fark eklendiğinde, emekli aylıkları açlık sınırının çok altında, alım gücü hızla eriyen bir gelire dönüştü.
Kalıcı çözüm ne olmalı?
Sadece en düşük emekli aylığını belli dönemlerde yukarı çekmek, sorunu çözmüyor. Aksine, sorunu erteleyen geçici pansumanlar niteliği taşıyor.
Kalıcı çözüm için:
1.Emekli aylığı hesaplama sistemi yeniden düzenlenmeli, çalışma süresi ve prim gün sayısı, emekli aylığına gerçek anlamda yansıtılmalı.
2.Bir intibak düzenlemesi yapılmalı, aynı süre çalışmış, benzer prim ödemiş emekliler arasındaki uçurum giderilmeli.
3.Enflasyon farkı, hissedilen enflasyona daha yakın hesaplanmalı, aksi halde emekli aylıkları her yıl biraz daha değer kaybetmeye devam eder.
Son söz
Emekli aylıkları bugün Türkiye’nin en çok konuşulan konularından biri. görünen o ki, önümüzdeki dönemde de konuşulmaya devam edecek. Çünkü sorun sadece rakamlardan ibaret değil; sistemsel bir sorunla karşı karşıyayız.
Bu sistem değişmedikçe, en düşük emekli aylığı ister 18 bin TL olsun, ister 20 bin TL, emeklilerin yaşadığı mağduriyet ortadan kalkmayacak. Sorun derinleştikçe çözüm de daha zor hale gelecek.