E-fatura altyapısı üzerine ne kurabiliriz?

Kerem Özdemir
Kerem Özdemir KEREM İLE İŞİN ASLI elfkerem@gmail.com

Yıllar önce Garanti Bankası’nın KOBİ’lere yönelik yeni çözümünün merkezine yerleştirdiği özellik, POS’ların gün sonu ya da Z Raporu’nun internet üzerinden gönderilmesinin sağlanması ile telefonun boşa çıkmasıydı. Günlük finansal bilgiler bankaya aktarılırken telefon kurumsal ve şahsi ihtiyaçları karşılamayı sürdürüyordu. O günkü toplantıda teknoloji ile bankacılık birikimi birleşiyordu. “KOBİ’ler için iki yerle ilişkileri büyük önem taşır: Bankalarıyla ve vergi dairesiyle” sözü, bankacılığın teknolojiye yön veren sloganıydı.

Günümüzde e-fatura, e-arşiv ve e-irsaliye diye uzayan liste her iki ilişkiyi de ciddi biçimde değiştiriyor. Bunun teknik boyutuna girmeyeceğim. Önemli nokta, hükümetin KOBİ’leri de büyük şirketlerle aynı kefeye koyuyor olması. O zaman KOBİ’ler de büyümek ya da küçülmek hatta ortadan kalkmak seçeneği ile karşı karşıya.

E-fatura için brüt satış sınırlarının çekildiği düzey, büyük şirketlerde yıllardır ele alınan veriye dayalı işletme modelini herkesin uygulamak zorunda olduğunu gösteriyor. Bu kolay mıdır? Değildir. O zaman bunu yapabilenler rekabet gücü elde edecektir.

E-fatura ile ilgili son düzenlemenin, muafiyet sınırını çok aşağı çekerek bu zorunluluğu neredeyse herkese yaymasının vergisel bir boyutu var. Bu kamu otoritesinin meselesi. KOBİ’lerin ve şahıs şirketlerinin, hesaplarını daha rahat yapmasını sağlayacak bu aracı nasıl kullanacağını öğrenmesi, bu kesimin ve benim meselemi oluşturuyor. Bu hesap, yeni bir normale giden piyasanın sağlığını da koruyacaktır.

E-fatura paradan fazlasını ölçme aracıdır

Şirketlerin sağlık göstergesinin nakit akışı olduğunu daha önce yazmıştım. Nakit akışı statik paradan farklıdır. Büyük şirketler nakit akışını, geleceğe yönelik sipariş gibi önemli bir sürdürülebilirlik göstergesi ile birlikte değerlendirir. Böylece gelecekte elde edilecek gelir de şirketin hesaplarına dahil olur ve gelecekte ulaşılacak nokta ile ilgili bir hesap yapılabilir.

Çok teorik geldiyse şöyle açayım: Bugün piyasada konuşulan ya da konuşulmayan en önemli risk, tahsilat riski. Kestiğiniz ve ödediğiniz faturaların dökümü, işletmenin ve müşterilerinin yükümlülüklerini karşılamaları konusunda bir hesap aracıdır. Bunu iyi kullananlar, ticari ilişkilerinde işlerine yarayacak bir güven unsurunu ellerine geçirebilirler. Bu da kredibilite sağlar ki önümüzdeki dönemde piyasada en önemli rekabet unsuru bu olacaktır. Paramız, nominal değeri ve getirisi belli olmayan bir araç olarak bu denklemde önemini giderek yitirirken faturalarını ödeyen bir şirket olmak ve tahsilat yapılabilen şirketlerle çalışmak, e-fatura altyapısı üzerine kurulacak en temel sistemi oluşturuyor.

Buradan eLogo Genel Müdürü Başak Kural ile sohbetimden yaptığım çıkarımlara geçeyim. Açıkçası, bu alan benim yakından takip ettiğim alanlardan biri değildi ve şimdiye kadar yazdıklarım deneyimlerime dayanan fikir yürütmelerden oluşuyor. Kural, işin içinde bir yönetici olarak konuya hakimiyeti ve aynı mühendislik dilini konuşmamız nedeniyle konuyu anlamamda büyük rol oynadı.

Çıkardığım ilk ders, e-fatura ve ailesinin tek başına değil, dijital boyutu da olan bir dönüşüm hikayesi olarak anlam taşıdığıydı. Buraya kadar, bu konuyu kapsamaya çalıştım.

Geçiş, ERP ve servis bankacılığı ile birlikte düşünülmeli

Sürekli bir hesap aracından bahsediyorum. Bunu, iş insanlarının hesabını yapması gerektiği için bu kadar vurguluyorum. Biz hep klasik bakış açıları ile düşündüğümüz için ekonomik göstergelere göre düşünüyoruz. Oysa gerçek hayat çok farklı. Rahmetli dedem, 19 tansiyon ile gezer, tansiyonu 15’e düştüğünde “bana bir şey oluyor” diye eczaneye giderdi. Yıllarca böyle yaşadı ama sonunda yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması neticesinde kendisini kaybettik. KOBİ’lerin yaşam döngüsü bana, bu olguyu hatırlatır ama iki boyutu ile birlikte...

Dolayısıyla işletmelerin üzerinde çok konuştuğumuz ekonomik göstergeleri bir kenara bırakıp kendi sorunları ve yeni dinamiklere odaklanmasının daha yerinde olacağını düşünüyorum. E-faturaya geçmek zorunda olan KOBİ’lerin bunu kurumsal kaynak planlaması (ERP) ile tamamlaması gerekiyor. Bunun nedeni, hem Türkiye’de hem de dünyada asıl değişimin tedarik zincirlerinde ve iş modellerinde yaşanacak olması. Bu değişimi yakalamak için gereken veriye dayalı işletme dönüşümü ihtiyacının önemli bir boyutunu ERP oluşturuyor. Bu, gerçek veriye ulaşmak anlamına geliyor.

İkinci önemli trend, açık bankacılık diye başlayıp servis bankacılığı ile devam eden finansal dönüşüm. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin de odaklandığı konulardan biri olan servis bankacılığı, finansal hizmetlerin operasyonun içine gömülmesini sağlayacak bir gelişme yaratıyor. Bu, kredi ortamının değişmesi anlamına geliyor ve hazır eliniz değmişken buna da bakmanızda yarar var.

Şimdilik bulunduğumuz noktada, daha fazlasını yazmaya gerek yok.

İki not düşeyim. Birincisi, şahıs şirketi olan bir arkadaşım e-fatura sayesinde cep telefonundan bile fatura kesip gönderdiğini ve gerçekten her yerden çalışabildiğini söylüyor. İkincisi, bir başka arkadaşım ilk defa gittiğimiz bir restoranda ödemeyi e-fatura ile dijital olarak hallederken bilgilerinin işlenmesi için KVKK formu doldurup imzaladı.

Bunlar zamanla oturur ama sistem kurarken ayrı bir ciddiyet gerektirir. Büyük resmi görmeden atılan rastgele adımlar, ağasıyla aynı arabada giden marabanın hiçbir ticari fayda yaratmayan beslenme tercihlerini sorguladığı meşhur fıkraya dönüşebilir. Ülkenin kaynakları düşünüldüğünde bunu engellemek hepimizin yararına.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Teknolojinin liderleri 19 Eylül 2022
Not ve performans 25 Ağustos 2022