Egemenliğin yeni sınırı sunucu odasında

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

13 Haziran 2026’da Türkiye, 2026-2030 Yapay Zeka Eylem Planı’nı açıkladı. Açı­lışta kurulan cümle dikkat çekiciydi: si­yasi, askeri ve iktisadi gücü artık dijital egemenlikten ayrı düşünmek mümkün değil.

Aynı haftalarda Avrupa Komisyonu da 120 milyar avroluk çip, 200 milyar avroluk veri merkezi hedefiyle “teknoloji egemenliği” pa­ketini açıkladı. Farklı coğrafyalar, aynı kaygı.

Peki yapay zeka egemenliği (AI sovereig­nty) ne demek? Kısaca: bir ülkenin kullandı­ğı yapay zekanın altyapısı, verisi, modeli ve enerjisi üzerinde söz sahibi olması. Bu ege­menlik altı sütun üzerinde yükseliyor: alt­yapı, enerji, veri, model, operasyon ve yöne­tişim. Tek katmanda dışa bağımlı kalmak, bütün zinciri kırılgan yapıyor. Güç bir avuç ülkede toplanıyor. Dünya Ekonomik Forumu ile Bain’in ortak raporuna göre küresel yapay zeka yatırımının yaklaşık yüzde 65’ini tek başına ABD ve Çin topluyor.

Peki en bağımsız ülke Çin değil mi?

Kısmen evet. Çin, uçtan uca kendi yı­ğınını kuran tek ülke: donanımda Huawei, modelde DeepSeek, dağıtımda milli bulut. 2025’te iç pazarındaki yapay zeka çipleri­nin yaklaşık yüzde 41’i yerliydi (IDC). Ama paradoks tam burada beliriyor. Çin’in elinde EUV (aşırı mor ötesi litografi) makinesi yok. Bu makineyi dünyada üreten tek şirket Hol­landalı ASML, ihracat yasağı nedeniyle Çin’e satamıyor. ASML yönetimine göre bu yasak Çin’i Batı’nın 10-15 yıl gerisine düşürüyor.

En kararlı ülke bile en kritik katmanda, ile­ri çip üretiminde dışa bağımlı. Huawei kuru­cusu Ren Zhengfei öncülüğündeki 2.000’den fazla şirket, 2028’e kadar yarı iletken tedarik zincirinde yüzde 70 yerlileşmeyi hedefliyor. Hedef iddialı, gerçekleşmesi ayrı bir soru.

ABD de farksız:

Çipi Tayvan’da (TSMC) bastırıyor, litogra­fiyi Hollanda’dan alıyor. CNAS’ın Ocak 2026 raporu da aynı yere varıyor: hiçbir ülke tek başına tam egemen değil. Amaç bağımlılığı bitirmek değil, hangi katmanın kritik oldu­ğuna karar verip onu elde tutmak.

Bu soyut bir tartışma da değil. 1 Mart 2026’da İran, Birleşik Arap Emirlikleri’nde­ki iki Amazon veri merkezini hedef aldı. Ve­ri merkezi artık askeri bir hedef. Egemenlik betona ve fiber kabloya indi.

Türkiye’nin planı bu tabloya karşılık akılcı bir vizyon oluşturuyor. Dört eksen var: fark et, istifade et, üret, yönet. 2030’a kadar ve­ri merkezi gücü en az 1 gigavata çıkarılacak, altyapı için 10 milyar dolar hedefleniyor, ka­mu yatırım bütçesinin en az yüzde 2›si yapay zekaya ayrılacak. İki yılda 5 milyon kişiye okuryazarlık eğitimi, yerli dil modeli «Bilge» ile dilde bağımsızlık planlanıyor.

Ancak bilelim ki en çok parayı ve en güçlü iradeyi koyan ülke bile her katmanı tek başına kuramıyor.

Çin bunun en somut örneği. O zaman Tür­kiye için asıl soru kaç gigavat kurulacağı de­ğil, bu kapasiteyi kimin, hangi yetkinlikle yö­neteceği. Çünkü veri merkezi betondur. Onu değere çeviren insandır. Çip alınır, model eğitilir. Ama o modeli stratejiye çevire­cek olan T-İnsan›lardır. Genç bir mühen­dis için fırsat şurada: dünya “kimin işlem gü­cü (compute) var?” diye sorarken, asıl fark “kim daha iyi kullanıyor?” sorusunda açı­ğa çıkacak. Egemenlik satın alınan bir ürün mü, yetiştirilen bir kapasite mi? Önümüzde­ki beş yıl bu soruyu yanıtlayacak.

Bir not daha: Teknolojik egemenlik yalnız­ca devletlerin meselesi değil. Çipini başka­sından alan ülke gibi, aklını başkasının mo­deline emanet eden birey de bağımlıdır. Asıl yerli üretim, soru sorabilen zihindir. Onu ne ASML satar ne de bir eylem planı kurar. O; evde, sınıfta, masada yetişir.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.441,67 2,22 %
Dolar 47,9378 0,06 %
Euro 55,9757 0,94 %
Euro/Dolar 1,1668 0,79 %
Altın (GR) 6.807,53 1,03 %
Altın (ONS) 4.479,68 3,35 %
Brent 90,3355 0,19 %