Eğitimde “mış” gibi

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Profesyonel iş yaşantımla beraber tam 30 yıldır akademisyenliği de sürdürüyor olmam nedeniyle, pek çok kişinin ve yakınının üniversite sınav tercihlerini yaparken fikrimi almasına bir hayli alışkınım. Sözleşmeli akademisyen olunca emekli de olamadım. Hoş pratikte edindiklerinizi öğrencilere aktarıp, onlarda ete kemiğe büründüğünü gördükçe de kopası gelmiyor insanın. Daha çok şevke geliyor, bildiklerinizi ve yaşadıklarınızı daha çok aktarmak istiyorsunuz. Ve aslında üniversite öğrencilerinin temel eğitimlerle beraber en önemli gereksinimlerinin, pratikte olup biteni öğrenmeleri olduğunu da daha çok keşfeder oldum.

Yıllar geçtikçe üniversitelere ve verilen eğitiminin yararlarına yönelik bakış açımın bir hayli değiştiğini itiraf etmem lazım. Üniversitelerin yetiştirdikleri öğrencileri ne denli iş yaşamına yönelik hazırladıklarını, onları ne oranda pratik hayatla birleştirdiklerini daha fazla sorgular oldum. Reel sektör büyüdükçe ve üniversite sayısı arttıkça, eğitim ile iş dünyasının çok daha iç içe geçmesi ve işbirliği projelerinin artması beklenir. Bu tür projeleri başarı ile sürdüren hayli çok üniversite olmasına rağmen, pek çok yeni üniversite ve aslında doğrudan mesleğe yönelik çalışan yetiştirme amaçlı oluşmuş birçok meslek yüksekokulu bu kavramın hayli uzağında.

Ülkemizde bugün 205 üniversite bulunmakta. Bunların 129’u devlet, 76’sı ise vakıf, yani özel üniversite. Bu sayı 2002 yılında 76 imiş. Yirmi yılda neredeyse 2,5 kat oranında gerçekleşen artışın büyük oranda özel üniversitelerde olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Türkiye büyüyor, üretim de hizmet sektörleri de doğal olarak gelişiyor. Hal böyle olunca eğitim sisteminin de bu büyümeye ayak uydurması elbette kaçınılmaz. Ancak eğitim ve öğretimin gelişmesinden anladığımız sadece sayısal anlamda artış olursa durum elbette endişe verici bir hal alır.

Bazı meslek dallarında üniversite eğitiminin gerekliliğini tartışmak elbette yersiz olur. Staj ve iş dünyası ile iç içe olmaları açısından en doğru uygulamaların sağlık alanındaki bölümler olduğunu söyleyebilirim. Eğitim boyunca hastanelerde ve sağlık kurumlarının içerisinde eğitim alıyor olmaları, aslında tüm bölümlerde olması gereken bir öğrenim şekli olabilmeli. Hele ki iki yıllık bölümlerin buna çok daha fazla ihtiyacı var. Muhasebe bölümünde okuyan bir öğrencinin yazın yapacağı bir aylık stajın acaba yaşamına ne denli katkısı olacağını sorgulamak gerekiyor. Lojistik öğrencilerinin liman veya depo görmeden mezun olmaları, gümrük bölümü öğrencilerinin gümrük görmeden okul bitirmeleri, bankacılık ve sigorta bölümü, grafik tasarımı, moda tasarımı, inşaat teknolojisi gibi pek çok bölümü bitiren kişilerin uygulama alanını tecrübe etmeden diploma almaları; acaba bir kazanım mı, yoksa kaybedilen iki yıl mı, bunu sorgulamak gerekiyor.

Üniversitelerin eğitim esnasında tümüyle iş dünyasıyla birlikte öğrenimi yürütüp yürütemediğini sorgulamak bu işin püf noktası. Ve bu noktada gençler kadar ailelere de büyük iş düşüyor. Pek çok üniversitenin staj imkanı sunma sözü, genellikle staj yapılan firmaların bu konudaki yetersiz bakış açısı düşünüldüğünde, epey havada kalmakta. Doğru bakış açısı çocuğum yeter ki bir yere kaydolsun mu, yoksa zaten amacı iş dünyasına hazırlamak olan üniversite veya yüksek okulun gerçekten bunu yapabilecek bir öğrenim sistemine sahip olup olmadığı mı. Eğer kazanılan okul ve bölüm bu açıdan tatmin edici değilse, her şeye rağmen iki sene kaybetmek mi, işe biran önce başlamak mı?

Vehbi Koç Vakfı tarafından sıkça dile getirilen “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” projesini çok yerinde bulduğumu ve eğitim sistemimizi tamir etmeye buradan başlamamız gerektiğini her ortamda söylerim. Mesleklere doğrudan çalışan kazandıran bu bölümleri çok daha etkin ve çok daha yetkin hale getirmek, birçok kaybedilen zamanın önüne geçmeye yarayacak. Ama asıl çözülmesi gereken mesele, üniversitelerimizin bir an önce sahaya oyuncu kazandırabilme adına eğitim sistemini külliyen masaya yatırması gerekliliği. Elbette bunu başaran üniversiteleri bunun dışında tutup, onlara haksızlık etmemek gerekiyor.

Ülkemizde öyle çok “mış gibi” yapılan iş varken, en önemli meselemiz olan eğitimde “mış gibi” yapmak, emin olun bize çok pahalıya mal olur.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir bu savaş eksikti 12 Ağustos 2022
Buyrun BDDK’dan yakın 01 Temmuz 2022
Enerjide kriz var 03 Haziran 2022