16 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Ekonomide temel sorun istihdam maliyeti mi?

İstihdama yönelik teşviklere bir yenisi eklendi. Öyle böyle bir teşvik değil bu sonuncusu...

1 Şubat-30 Nisan arasında işe alınanların tüm ödemelerini üç ay boyunca devlet karşılayacak. Bu kadarla da sınırlı değil teşvik. Sonraki dokuz ay boyunca yapılacak ücret dışındaki tüm ödemeleri de yine devlet üstlenecek.

Yani 1 Şubat-30 Nisan arasında işe alınanlar için işverenler üç aydan sonraki dokuz ay boyunca yalnızca ücret ödeyecek.

Gelin küsuratları atarak asgari ücretten istihdam edilecek bir işçi için kaba bir hesap yapalım.

2019 yılında net asgari ücret 2 bin lira. Asgari ücretin işverene maliyeti ise 3 bin lira. İşveren 1 Şubat ile 30 Nisan arasında istihdam edeceği işçi için hiçbir ödeme yapmayacak. Üç aylık istihdam maliyeti sıfır. Sonraki dokuz ay boyunca da aylık 2 bin liradan 18 bin liralık bir istihdam maliyeti olacak. Yani bir yıl için işçiye 18 bin lira ödenecek.

Bu teşvik olmasa aylık 3 bin liralık maliyet esas alındığında bir işçi için işverenin cebinden bir yılda 36 bin lira çıkacaktı.

Yani şu durumda söz konusu üç ay içinde istihdam edilecek bir işçide işveren tam yüzde 50 tasarruf etme olanağına kavuşacak.

Bu hiç küçümsenecek, önemsiz görülecek bir olanak değil. İşveren için bulunmaz bir fırsat söz konusu.

Ama, tüm sorun istihdam maliyetinden kaynaklanıyorsa...

Satış yok satış!

Sanayi üretimi geçen yılın aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre tam yüzde 10 düştü. Bu çok dramatik bir gerileme.

Daha birkaç gün önce yazdık; getirilen onca vergi avantajına rağmen otomotivdeki satışlar da, beyaz eşyadaki satışlar da geriliyor. Konut satışları düşüyor.

Yani Türkiye tüketmiyor, tüketemiyor; tüketmeye cesaret edemiyor.

Vatandaş tüketemeyince sanayici de üretmiyor, üretemiyor; bu kadar basit bir bağlantı var. İhracat da öyle umulan ölçülerde yüksek seyretmeyince tıkanıp kalıyoruz.

Temel sorunumuz istihdam maliyetinin yüksekliği değil ki. Temel sorunumuz satış yapamamak, piyasadaki daralma, insanların yarınlarının ne olacağını bilememekten ötürü mümkün olduğunca daha az para harcamayı tercih etmeleri.

Şimdi hem sanayiciye, hem hizmetler sektörüne "Gel şu üç ay içinde, ki bir ayı da geride kaldı, yeni istihdama yönel, bir yıl boyunca ödeyeceğin ücretin yarısından tasarruf et" deniliyor.

Sorun istihdam maliyeti olsaydı, hiç tartışmasız olağanüstü bir düzenleme diye nitelemek gerekirdi. Ama dedik ya, sorunumuz istihdamın maliyetinin çok yüksek olması değil ki.

Sorunumuz satamamak! Satamadığımız için de az üretmek durumunda kalmak!

Bir işletme düşünün. İşler iyi gitmiyor, satışlar düşük, üretim zorunlu olarak kısılmış, fazla mesai günleri mazide kalmış...

Bu işletmenin sahibi ya da yöneticisi maliyeti düşük diye yeni eleman istihdam eder mi?

Yeni elemanın öğle yemeği bile yük olarak görülüyorken, servisi bile bir maliyet oluşturuyorken istihdamı artırabilmek mümkün mü?

Teşvikler, teşvikler...

İşverene şimdiye kadar sağlanan istihdamla ilgili teşvikler DÜNYA'nın dünkü sayısında "İşverenlerce kullanılabilecek istihdam teşvikleri" başlığında derli toplu olarak yer aldı.

Bunca teşvik uygulamaya konulmuş ama istihdamda bir artış görmüyoruz. Bu da bize sorunun başka yerde aranması gerektiğini göstermiyor mu?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap