Ekonomik gelişmeler ve merkez bankaları

Fatma MELEK
Fatma MELEK PİYASA GÖZÜYLE fatma.melek@akbank.com

Küresel ölçekte, nisan imalat sanayi ve hizmet sektörü aktivite verileri (PMI endeksleri), özellikle hizmet sektöründe gelinen çok düşük seviyeler virüs nedeniyle yaşanan ekonomik kapanmanın yol açtığı resesyonun bir yansıması. Euro Bölgesi hizmet sektörü PMI endeksi 12’ye gerilerken, imalat sanayi aktivitesi bölge ülkelerinde 30’lar mertebesinde kümelenmiş durumda ve hizmete göre bir miktar daha olumlu. ABD’de de söz konusu veriler hızla gerilerken, İngiltere’de hizmet sektörü aktivitesi tarihi düşük seviyeye geriledi. PMI endekslerinin eşik seviyesi 50 olup; 50’nin altındaki değerler ekonomideki daralmayı gösteriyor.

Diğer taraftan Asya ülkeleri verileri daha olumlu geldi. Ekonomik kapanma ile birlikte işsizlik maaşına başvurular da artıyor. Örneğin ABD’de bu rakam 30 milyona yaklaştı. İşsizlik oranı ise kriz öncesi yüzde 4,4 seviyesinden nisanda yüzde 14.7’ye ulaştı.

Bu gelişmelerle, gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının bilanço büyüklükleri destek amaçlı hızlı artarken, kapsamı da genişletiliyor. 2008 global krizden beri Fed’in bilançosu 7 kat, ECB’nin bilançosu 4 kat arttı. Bir başka ifade ile Fed’in bilançosu milli gelirinin yüzde 31’ine, ECB’ninki ise yüzde 45’ine geldi. Son 2 ayda Fed’in aktif büyüklüğü 2,5 trilyon dolar arttı (6,7 trilyon dolar). Merkez bankalarından yeni varlık alımı hedefleri ve özellikle reel sektörü destekleyecek önlemler geldi. Örneğin ECB, uyguladığı uzun vadeli refinansman programını daha cazip hale getirirken, ticari bankaların, bankanın ortalama mevduat faizinin 50 baz puan altına kadar düşük faiz oranı ile borçlanabilecekleri açıklandı. ECB, varlık alım programı kapsamında daha fazla kurumsal bono alacak. Fed, tüketici kredilerini teşvik için vadeli varlığa dayalı kredi imkanını yeniden başlattı (TALF). Piyasalardan kurumsal bono alım imkanı başlatılırken, borçlanma senedi alımının kapsamını da, belediyeleri içerecek şekilde genişletti. Bunlar desteklerin bazıları. Kurumsal sektöre verilen benzer destekler ve bilanço genişlemesi başlıca diğer merkez bankalarından da geliyor.

2008 krizinde merkez bankalarının aldığı aksiyonların temelinde finansal sektöre ilişkin güvenin kaybolması yatıyordu. Şu an ise sorun reel sektör bilançolarının üzerinde. ABD dışındaki şirketlerin dolar cinsi borcu ve ihraç ettiği bonolar son 10 yılda arttı. Böylelikle ABD dışındaki reel sektör şirketlerinin dolar borçlarını ödemek için oluşan bir dolar talebi de söz konusu oldu. Bu da ABD Doları’nın küresel çapta değer kazanmasını sağlıyor. Merkez bankaları ise, reel sektörün daha yüksek borçlanma gereğinin olduğu şu anki daralma koşullarında bankacılık sektörüne destek amaçlı finansman programları açıklıyor.

Yaşanan şokun derin olmasıyla geniş kapsamlı destekler tartışılıyor. Bunun en önemli örneği Modern Para Teorisi (MPT). Bu yolla devletin yaptığı kamu harcamalarının finansmanı, vergiler ve piyasadan borçlanma yerine tamamen merkez bankası kanalıyla gerçekleşiyor. Bunun miktarsal genişlemeden farkı finansmanın ikincil piyasadan ziyade doğrudan merkez bankasından gerçekleşiyor olması. Ayrıca bütçe açığının yükseldiği bir dönemde yapılıyor. MPT, korona virüs salgınında, geçmişten farklı olarak, en azından belirli bir dönem uygulanabilecek daha genel kabul gören merkezi bir görüş haline geliyor. Fed’in ve BoJ’un uyguladıkları varlık alım programlarında limiti ortadan kaldırmaları da temelde bu yöne doğru bir adım niteliğindedir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
COVID-19 ve görünüm 10 Nisan 2020