Ekonomik güvende toparlanma eğilimi güçlendi

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ekonomik Güven Endeksi haziranda yüzde 1,8 artarak 98,9’la son dört ayın en yüksek değerini aldı. Güven endeksinin bileşenlerini oluşturan reel sektör, hizmetler, perakende ticaret ve inşaat sektörü alt endekslerinin tümü haziranda yükseldi.

Ekonomik güven, hazi­ran ayında hem jeopoli­tik tansiyonun düşmesi hem de sektörlerdeki kademe­li toparlanmanın etkisiyle ye­niden yükseliş eğilimine girdi. ABD-İran arasında başlayan barış sürecinin küresel belir­sizliği azaltması ve turizm se­zonunun canlanması özellikle hizmet sektörünü destekler­ken, reel kesim ve perakende ticarette de güven kayıpları önemli oranda telafi edildi.

Türkiye İstatistik Kuru­mu’nun (TÜİK) açıkladığı ve­rilere göre Ekonomik Güven Endeksi haziran ayında yüzde 1,8 artarak 98,9 düzeyine yük­seldi. Endeksin bileşenlerini oluşturan alt endekslerin tü­mü haziranda yükseliş kaydet­ti. Önceki aya göre Tüketici Gü­ven Endeksi yüzde 2,5 artarak 87,9, Reel Kesim (imalat sana­yi) Güven Endeksi yüzde 1 ar­tarak 102, Hizmet Sektörü Gü­ven Endeksi yüzde 1,4 artarak 110,5, Perakende Ticaret Sektö­rü Güven Endeksi yüzde 0,3 ar­tarak 112,8, İnşaat Sektörü Gü­ven Endeksi yüzde 1,1 artarak 83,0 değerini aldı.

Ekonomik güven, tüketici­ler, üreticiler, yatırımcılar ve işletmeler gibi ekonomide ka­rar alıcı konumundaki aktörle­rin mevcut ekonomik duruma ve yakın geleceğe ilişkin beklen­tilerini özetleyen bir gösterge. Farklı kesimlerin güvenini öl­çen beş ayrı endeksin bileşimin­den oluşan bileşik bir gösterge olan ve ekonomik faaliyetin yö­nü hakkında öncü sinyaller ve­ren Ekonomik Güven Endeksi­nin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyim­serliği, 100’den küçük olması ise kötümserliği gösteriyor.

İlk 6 aydaki dalgalı seyir

Ekonomik Güven Endeksi ocak ayında 99,4 seviyesindey­ken şubatta 100,7 ile yeniden iyimserlik eşiğinin üzerine çık­mıştı. Ancak sıcak savaşın ya­şandığı mart ayında belirgin bi­çimde gerileyerek 97,9’a geri­leyen endeks, ateşkese rağmen gerilimin üst düzeyde devam ettiği nisanda da düşüşe devam ederek 96,4’le bu yılın en düşük düzeyine indi. Bu gerilemede iç piyasadaki finansal dalgalan­maların yanı sıra, Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların enerji fi­yatları, küresel ticaret ve finan­sal piyasalar üzerindeki oluş­turduğu belirsizlik etkili oldu. Artan jeopolitik risk primi, yatı­rım kararlarının ertelenmesine, döviz piyasalarında oynaklığın artmasına ve ekonomik aktör­lerin geleceğe ilişkin beklenti­lerinin bozulmasına katkı verdi.

Uzayan ateşkes sürecin­de endekste mayısta başlayan temkinli yükseliş, barış görüş­meleri ile savaşın bittiği algısı­nın güçlendiği haziranda da de­vam etti. Ateşkes ve diplomatik normalleşme beklentilerinin güçlenmesi, küresel risk algı­sını iyileştirerek özellikle hiz­metler, reel sektör ve genel eko­nomik güven endeksinde to­parlanmayı destekledi.

Çatışmaların ateşkesle so­nuçlanması ve barış anlaşması­na yönelik diplomatik temasla­rın yeniden başlaması, küresel piyasalarda risk iştahını artı­rırken, petrol fiyatlarında savaş dönemine göre daha dengeli bir görünüm oluştu. Bu gelişmeler, ekonomik güven endeksindeki mayıs-haziran toparlanmasını destekleyen başlıca dış faktör­ler olarak değerlendiriliyor.

Ekonomik güvende toparlanma eğilimi güçlendi - Resim : 1

Reel sektörde hafiften yatırım iştahı

Reel Kesim Güven Endek­si yılın ilk iki ayında güçlü sey­rederken, mart ve nisanda be­lirgin biçimde geriledi. İçeride yüksek kredi faizleri ve finans­mana erişim sorunlarının ya­nı sıra, küresel ticaretin yeni­den aksayabileceği, enerji ma­liyetlerinin yükselebileceği ve ihracat pazarlarında talebin zayıflayabileceği endişeleri de üretici güvenini olumsuz etki­ledi. Sanayi işletmelerinin üre­tim, sipariş, ihracat, istihdam ve yatırım beklentilerini yan­sıtan Reel Kesim Güven En­deksi, barış imzası ve çatışma riskinin azalmasıyla birlikte haziran ayında yeniden 102 se­viyesine yükselse de firmalar ihtiyatlı duruşlarını koruyor.

Hizmetler, turizm sayesinde dirençli

Hizmet sektörü güveni ilk altı ay boyunca diğer sektör­lerden daha güçlü kaldı. Tür­kiye’nin turizm sezonuna yak­laşması ve yabancı ziyaret­çi talebinin güçlü seyretmesi sektörü destekledi.

Jeopolitik gerilimler özel­likle nisan ve mayıs aylarında turizm açısından aşağı yönlü risk oluştursa da çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme­mesi ve haziran ayında anlaş­ma süreci, yaz sezonuna iliş­kin endişelerin önemli ölçüde azalmasını sağladı. Bu nedenle hizmet sektörü güveni yeniden 110’un üzerine çıktı.

Perakendede iç talep baskın, jeopolitik etki dolaylı

Perakende ticaret güvenin­deki gerilemede temel belirle­yici yüksek enflasyon, sıkı kre­di koşulları ve satın alma gü­cündeki aşınma oldu. Ancak savaş dönemlerinde artan be­lirsizlik nedeniyle tüketicile­rin zorunlu olmayan harcama­larını erteleme eğilimi de güve­ni sınırlayan unsurlar arasında yer aldı. Ateşkes sonrasında kü­resel piyasalardaki sakinleşme ve finansal oynaklığın azalma­sı, sektör güveninin mayıs-ha­ziran döneminde yeniden to­parlanmasına katkı verdi. Pe­rakendecilerin satışlar, stoklar ve gelecek döneme ilişkin de­ğerlendirmelerini içeren alt endeks son üç ayda yükselişte.

Ekonomik güvende toparlanma eğilimi güçlendi - Resim : 2

Tüketici güveni 3 yılın en yüksek düzeyinde

Hane halkının kendi mali durumu, genel ekonomi, harcama ve tasarruf eğilimine ilişkin beklentilerini ölçen Tüketici Güven Endeksi ise yılın ilk yarısında dalgalı ancak kademeli bir toparlanma eğilimi sergiledi. Endeks, mayıs ve haziran aylarında yeniden yükselişe geçerek 87,9 ile son 37 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Enflasyondaki yavaşlama beklentisi, ücret artışlarının ilk etkileri, küresel jeopolitik risklerin ateşkes sonrası azalması ve ekonomiye ilişkin belirsizliklerin kısmen hafiflemesi tüketici güvenini destekleyen başlıca unsurlar oldu. Buna karşın endeksin hâlâ 100 puanın belirgin şekilde altında bulunması, hane halkının geleceğe ilişkin temkinli duruşunu koruduğunu ve satın alma gücü üzerindeki baskının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

İnşaat jeopolitikten çok faizlere duyarlı

İnşaat sektörü güveni ise jeopolitik gelişmelerden en az, finansman koşullarından ise en fazla etkilenen sektör olmaya devam etti. Konut kredilerindeki yüksek faizler, inşaat maliyetleri ve zayıf konut talebi nedeniyle güven endeksi yıl boyunca 80’li seviyelerde kaldı. Küresel risklerdeki azalma sektöre sınırlı destek sağlasa da kredi maliyetleri düşmeden belirgin bir toparlanma görülmedi. İnşaat firmalarının mevcut iş düzeyi ve gelecek dönemde alacakları siparişlere ilişkin beklentilerini ölçen alt endeks, haziran itibarıyla 83 düzeyi ile eşik değerin hala çok altında kalmaya devam ediyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar